EROL CEBECİ

ABD seçimlerinde dış politika

ABD'de kasımda yapılacak başkanlık seçimlerinde yarışacak Başkan Obama ve Cumhuriyetçi aday Mitt Romney'i önümüzdeki aylarda her konuda olduğu gibi ulusal güvenlik ve dış politika konusunda da ciddi sorular bekliyor. Hiç şüphe yokki 2012 ABD Başkanlık seçimlerinin ana gündem maddesi ekonomi olacak ancak kamuoyu başkan adaylarının dış politika konularındaki pozisyonlarını da merak ediyor. Dünyada çok kutuplu bir düzene geçişin sancılarının yaşandığı bir dönemde gerçekleşecek olan 2012 seçimleri, sadece ABD için değil dünya politikası için de önemli bir potansiyel barındırıyor.
Dış politika ve ulusal güvenlik konuları bu seçimlerin en ilginç unsurlarından biri olacak. Çünkü geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu bu alanlar, bu seçimlerde Demokratların müstahkem mevziine dönüşmüş durumda. Başkan Obama'nın ulusal güvenlik ve terörle mücadele konusunda elde ettiği başarılar, kamuoyu desteğini kaybeden Irak savaşını sonlandırması, Libya'da önemli bir askeri operasyona nispeten başarılı bir şekilde katılması, Üsame Bin Ladin ve El-Kaide liderlerine yapılan operasyonlar ve en önemlisi Bush döneminde müttefiklerle ve uluslararası kurumlarla bozulan ilişkileri ve zarar gören ABD imajını düzeltmiş olması Cumhuriyetçi Başkan adayı Romney için dış politika konusunda pozisyon alabilme konusunda ciddi bir sorun yaratmış durumda. Cumhuriyetçi aday şu ana kadar Başkan Obama'nın dış politika çizgisini eleştiriyor olsa da bu alanda yeni bir alternatif sunabilmiş değil.
Önümüzdeki aylarda kampanyalar hareketlendikten ve kamuoyu seçim atmosferine girdikten sonra dış politika ve ulusal güvenlik konularında başkan adaylarını bekleyen önemli gündem maddeleri şunlar olacak: Özellikle son bir sene içinde Ortadoğu'da yaşanan halk hareketlerinin bölgedeki dengeleri değiştirmesi, İran ve İsrail meseleleri, enerji güvenliği, Asya'ya yönelik yeni başlatılan dış politika stratejisi, Avrupa'da yaşanan ekonomik kriz ve bu krizin olası dış politik etkileri.

İran nükleer programı
Bu meseleler dikkate alındığında, Romney için en önemli meselelerin başında, kendisini Obama'dan ayırabilecek dış politika pozisyonlarını öne çıkarmak geliyor. Bu noktada Romney'nin şimdiye kadar Başkan Obama'yı en çok eleştirdiği hususların başında İran'ın nükleer programı ve ABD ve müttefiklerin bu konuda attığı adımlarla ilgili tartışmalar geliyor. Obama'nın iktidara gelmesinden bu yana takip ettiği caydırıcı önlem, gizli siber operasyonlar ve yaptırımlardan oluşan strateji Romney dış politika takımı tarafından sürekli yetersiz olmakla suçlanıyor. Ancak buna rağmen şimdiye kadar Romney tarafından İran meselesinin ele alış biçimi konusunda sunulan bir yol haritası bulunmuyor.
Özellikle Cumhuriyetçi Parti'nin aşırı sağ kanadında ısrarla vurgulanan engelleyici saldırı fikri, Romney takımında şu an itibarı ile rağbet görmüyor. Afganistan ve Irak savaşlarından sonra yeni bir askeri müdahale konusunda oldukça olumsuz görüş belirten kamuoyu anketleri ve böyle bir saldırının meydana getirebileceği bölgesel istikrarsızlıklar ve ham petrol fiyatlarındaki potansiyel dalgalanmalar Romney'i İran'a askeri müdahale konusunda isteksiz bir hale getirmiş durumda. Bunun yerine Romney askeri güç kullanımını dile getirmeden askeri caydırıcılığın etkin bir şekilde kullanılarak İran'ın üzerine gidilmesi yönünde oldukça muğlak ifadeler kullanıyor.

ABD-İsrail ikili ilişkileri
İran meselesi dışında ABD ve İsrail arasındaki ilişkiler de Romney Kampanyası tarafından sıklıkla gündeme getirilecek unsurlar arasında yer alıyor. Obama yönetiminin iktidara gelmesinden kısa bir süre sonra Obama ve Netanyahu arasında Beyaz Saray'da yaşanan gerginlik ve sonrasında tarihindeki en kötü dönemlerden birine giren ABD-İsrail ikili ilişkileri konusunda Romney'nin dış politika takımı faturayı Obama'ya kesmeye çalışıyor. Her ne kadar askeri yardım ve uluslararası platformlarda İsrail'e destek konusundaki geleneksel ABD dış politikası parametrelerinden uzaklaşmamış olsa da, başkan seçilmesinden bu yana Obama'nın, henüz İsrail'i ziyaret etmemiş olması sıklıkla öne çıkarılacak. Romney bu hafta yaptığı İsrail gezisi ile hem bu eleştiriyi söze gerek kalmadan ifade etmiş olacak hem de ABD'deki İsrail'e duyarlı kesimlerden ekonomik destek ve özellikle Evanjelik Hıristiyan gruplarda seçmen mobilizasyonu yaratmaya çalışacak.
Seçimler yaklaştıkça bu konuların dışında beklenmedik krizler ve gelişmeler de adayları ve kampanyaları zor durumda bırakabilir. Özellikle Suriye ve Mısır'da yaşanabilecek gelişmeler, Güney Çin Denizi'ndeki çekişme ve Avrupa'daki ekonomik krizdeki derinleşme adayların hazırlanması için farklı başlıklar açacaktır. Her ne kadar dış politikada devamlılık ve iç politika ile dış politika konusunda seçim dönemlerinde bir ayrışma söz konusu olsa da kampanya sırasında adayların dış politika ile ilgili yaptığı konuşmalar ve açıklamaların dünya çapında yansımaları seçim sonrası kazanan adayın imajı ve dünya kamuoyunda algılanması konusunda ciddi meselelerin ortaya çıkmasına sebep olabilecek.