MURAT YILMAZ MURAT YILMAZ

Silahlı Kuvvetlerin demokratik denetimi ve 2012 YAŞ'ının önemi

Yüksek Askeri Şûra (YAŞ), askeri vesayetin yeniden üretildiği ve güvenceye alındığı temel kurumlardan biridir. Çünkü YAŞ, adındaki şura ifadesinden anlaşılacağı üzere Milli Eğitim Şûrası gibi istişare amacıyla kurulmuş ancak kuruluş kanununda yer alan "diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirir" hükmü ve karar alma mekanizmasıyla askeri vesayetin ehemmiyetli bir kurumuna dönüşmüştür.
YAŞ, silahlı kuvvetlerde kimin general olacağına, hangi generalin yükseleceğine ve hangi subayların atılacağına hükümete rağmen karar verebilen teamüller üreterek kendinden menkul bir meşruiyetle kendi komuta heyetini tayin eden bir orgeneraller kastının iradesini temsil etmektedir. YAŞ, silahlı kuvvetleri demokratik otoritenin denetimi dışına çıkarmak ve askerin özerkliğini güvence altına alan bir atama sistemini temin etmek için öngörülmüştür.

YAŞ'ın işlevi

Peki, fiilen bu amaca hizmet eden YAŞ ne zaman ve hangi gerekçeyle ihdas edilmiştir? 27 Mayıs 1960 darbesi ve sonrasında orduda yaşanan cuntalaşma eğilimi yüksek komuta katında ciddi rahatsızlık yaratmıştır. Bu rahatsızlık ordu içinde Silahlı Kuvvetler Birliği adında yeni ve üst düzey komuta heyetinin yer aldığı bir cuntaya yol açmıştır. Silahlı Kuvvetler Birliği cuntası, 60'lar boyunca etkileri hissedilen ordudaki kutuplaşma ve Talat Aydemir'in tasfiyesi ertesinde, darbelerin ve askeri müdahalelerin ordunun hiyerarşik yapısı içinde kurumsal bir şekilde yapılması üzerinde mutabık kalmıştır. Bu noktada bulunan çözümlerden biri de ordudaki orgenerallerin tamamının katıldığı bir kurul marifetiyle atamaları tamamen kendi kontrolleri altına almaktır. YAŞ, bu mantıkla ihdas edilmiştir.
Askeri özerklik ve askeri hiyerarşinin ordu tarafından tayin edilmesinde, 1961 Anayasası'nın sistematiğinde Cumhurbaşkanı hayati ehemmiyettedir. 1982 Anayasa sistematiğinde de devam eden bu anlayışa göre, Cumhurbaşkanı seçilmiş çoğunluğun değil bürokratik vesayetin kontrolünde olmalıdır. Komuta kademesinin ve üst düzey bürokrasinin atanması ve görevden alınmasında üstlendiği hayati rol dolayısıyla, Cumhurbaşkanlığı seçimleri bürokratik vesayet için kırmızı çizgiyi teşkil etmiştir. Nisan 2007 krizi dâhil Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanan krizlerin ardında yatan asıl sebep budur.

Teamül Versus (Ana)yasa

Kendi içlerinde kimin komuta heyetine geleceğini önceden tayin ederek, eşit oya sahip oldukları Başbakan ve Milli Savunma Bakanına teamül adına dikte eden YAŞ anlayışı, yetkilerine sahip çıkan hükümetler karşısında işlememektedir. Bunu en son 2010 ve 2011 Ağustos YAŞ'larında AK Parti hükümeti göstermiştir. Başbakan Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, 2010 ve 2011'de, zamanın Genelkurmay Başkanı ve komuta heyetlerinin dayatmaları karşısında demokratik yetkilerine sahip çıkan dirayetleriyle, YAŞ'ta teamül döneminden kanun dönemine geçilebilmiştir. Nitekim bu dirayeti takiben YAŞ'ın oturma düzenindeki değişimle Başbakanın YAŞ Başkanı olarak yalnız oturması bu sembolik dönemi ifade etmektedir. Böylece, 2002'de, gayri hukuki ordudan ihraç kararlarına muhalefet şerhi konulmasıyla başlayan sembolik değişim, atama ve terfilerde yasal yetkilerin tamamen kullanılmasıyla fiili bir değişime evrilmiştir.

2012 YAŞ'ından beklentiler

4 Ağustos 2012'de yapılması beklenen YAŞ toplantısı bu normalleşme süreci çerçevesinde gerçekleşecektir. 2012 YAŞ'ında tutuklu generallere yönelik verilecek karar, kamuoyunda dikkatle takip edilecektir. AK Parti Hükümeti'nin iyi niyetle konuyu ertelemesine rağmen, konu çözümsüz kalmaktadır. Konu, bu haliyle silahlı kuvvetler içinde yıpratıcı ve sirayet edici bir probleme dönüşmektedir. Silahlı kuvvetlerin içinde meşruiyeti ve mesleki liyakati olanların önünü açabilmek, bu şekilde iç dönüşümü mümkün kılabilmek için kanunlar mucibince tutuklu generaller açığa alınmalı veya emekliye sevk edilmelidir. Bu bağlamda YAŞ gerçek anlamıyla bir istişarî kurula dönüştürülmeli ve silahlı kuvvetlerin demokratik denetimi istikametinde reformlara devam edilmelidir. Reformların bir günde ve bir kerede yapılamayacağı aşikârdır. Ancak bu konudaki başarının şartı, kararlılık ve sürekliliktir.