UFUK ULUTAŞ UFUK ULUTAŞ

Suriye devriminin "büyük patlaması"

Suriye krizini Mart 2011'den itibaren saran karamsarlık bulutları, son iki aydır göreceli olarak dağılmaya başladı. "Esed devrilecek mi?" sorusundan ziyade şu günlerde "Esed nasıl gidecek?" ve "Esed sonrası nasıl bir Suriye oluşacak?" soruları hemen hemen tüm çevrelerde meşruluk kazandı. 18 Temmuz'da Esed'in güvenlik toplantısında meydana gelen patlama da muhalefet ve rejim arasındaki terazinin psikolojik ibresini, muhalefetin yönüne doğru çevirmeye başladı. Patlamada ölen rejimin üst düzey kurmayları beraberlerinde rejimin dokunulmazlığını, rejimin iç halkasının birbirine karşı güvenini ve ordunun sadakatini de götürdüler.
Suriye meselesine ilişkin son aylarda meydana gelen hadiseler aslında patlamanın hazırlayıcısıydı. Öncelikle dikkat çekici husus, hem nitelik hem de nicelik açısından ordudan kopmalardaki artıştı. Son birkaç aya kadar ordudan kopuşlar cılız kaldı ve rejimle muhalefet arasındaki güç dengesini değiştirecek boyutlara ulaşmadı. Askerlerin bir kısmı gerçekten de muhalefetin dillendirdiği gibi ordudan kopuşlarının kendilerine ve özellikle ailelerine getireceği maliyetten korkuyorlardı, çünkü Suriye rejiminin firari askerlerin ailelerini maruz bıraktığı işkenceler bilinmekteydi. Fakat diğer taraftan da Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) da yakın zamana kadarki operasyonlarına bakıldığında, saflarına katılma riskine değecek bir ordu görüntüsünde değildi. Bu süreçte bazı faktörler ÖSO'yu ülke içinde daha güçlü konuma getirdi ve ordudan kopuşları artırdı.

Özgür Suriye Ordusu yükselişte
Bunlardan ilki uluslararası camianın "köstekçi seyirciliği" sebebiyle halkın rejime karşı savunma hattının tek unsurunun ÖSO olması gelmektedir. Bir marka olarak kabul edebileceğimiz ÖSO bu süreçte kendisini muhalif Suriye halkının meşru savunucusu olarak ikame etti. Hatta siyasi muhalefette ÖSO'ya uzak duran klikler bile ÖSO ile ithtiyatlı yakınlaşma çalışmalarına girdiler. Ülke dışındaki muhalefetin ülke içindeki meşruiyet kaynaklarından birisi, ÖSO'ya verdiği destek oldu.
ÖSO yine bu süreçte Suriye genelinde kurtarılmış bölgeler kurdu. Humus'ta, Hama'da, Halep'in Türkiye sınırına yakın bölgelerinde, İdlib'de, Şam'ın banliyölerinde rejimin ordusundan temizledikleri parçacıklı bölgelerde bazen geçici de olsa hâkimiyet kurdu. Bu durum ordudan kopmak isteyen askerlere gidebilecekleri bir mecra sundu. Diğer bir deyişle muhalefetin aylardır talep ettiği tampon bölgeyi, muhalefetin kendisi küçük ölçekte gerçekleştirdi. Baskın yaptıkları depolardan aldıkları ve/ya Suriye ordusunun rüşvetçi askerlerinden satın aldıkları silahlar ve Körfez'den gelen yardımlar ÖSO'nun donanımını artırdı.
Güçlenen ÖSO'nun ortaya koyduğu tehdit ile birlikte rejimin katliam sıklığı da arttı. Bununla birlikte çatışmalar Suriye'nin her tarafına yayılmaya başladı. Humus, İdlib, Hama ve Deyr Zor'da yoğunlaşan çatışmalar, önce Halep'e ardından rejimin odağı Şam'a kaydı. Şam düşmeden rejimin düşmeyeceğini bilen muhalifler, çatışmaları Şam'ın merkezine kadar taşıdılar ve rejime Suriye'nin hiçbir yerinde güvende olmadıkları mesajını verdiler. Son olarak, ÖSO tertip ettiği patlamayla birlikte kendisini müzakere masasına oturttu.
Patlamada bakan düzeyinde ölen tek kişi Savunma Bakanı Davud Rajha olsa da rejimin güç piramidindeki çarpıklık Rajha'yı diğer ölümlerden daha önemsiz bir konuma yerleştiriyor. Çünkü Rajha, Hıristiyan azınlığın desteğini sürdürmek için atanmış figürandan öte bir aktör değildi. Diğer taraftan Suriye'nin başta İsrail ve ABD olmak üzere dış istihbarat örgütleriyle bağlantısı olan Esed'in eniştesi Asaf Şevket'in, Suriye'nin İran'la bağlantı noktası olan Hişam Bahtiyar'ın ve Esed'in özel temsilci olarak kullandığı Hasan Türkmani'nin ölmesi, Baas rejimi için çok büyük bir darbedir ve rejim-muhalefet çatışmasında yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Rusya'nın çıkış stratejisi

Bugüne kadar Esed rejimine açık çek vermiş olan Rusya gibi ülkelerin "Esedsiz çözüm" girişimlerine hız verecek olan bu patlama, bu ülkeler için Suriye krizinden güvenli bir çıkış stratejisi ortaya koymanın ivediliğini de gösterdi. Önümüzdeki süreçte Rusya, "Batının baskılarına boyun eğdi" imajını vermeden, veto kartını sonuna kadar oynarak, son birkaç aydır görüşmelerini sıklaştırdığı Suriye siyasi muhalefeti ve ÖSO ile ve daha da önemlisi pazarlık içinde olduğu ABD ile Annan planından bozma Mısır-Yemen karışımı bir önerinin hayata geçirilmesine çaba gösterecektir.
ABD ise bugüne kadar sadece retoriksel olarak desteklediği ve aslında çoğu zaman kösteklediği Suriye muhalefetini, "kimyasal silahların bölgeye yayılması tehlikesi" ile ehlileştirmeye ve Esed sonrasını şekillendirmeye çalışacaktır.
18 Temmuz patlamasıyla başlayan yeni süreç, Suriye'nin arazide mücadele eden aktörlerini muhalefetin en güçlü konumuna sokmuştur. Esed barışçıl göstericileri devrimcilere dönüştürdüğü gibi münferit asker gruplarından bir Özgür Suriye Ordusu efsanesi çıkarmıştır. Önümüzdeki süreçte ÖSO'ya katılımlar artacak ve ÖSO'nun siyasi muhalefet ile harmonisi, Esed'in son kullanma tarihini geriye çeken en önemli unsur olacaktır. Esed nihayetinde gidecek, Suriye'nin yerel aktörleriyle birlikte Türkiye-Suriye ilişkileri de çıkışa geçecektir.