ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY) ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY)

Temmuzu nasıl seveyim?

TEMMUZ ayı çay ayıdır Rize ve Trabzon'da…
Bu aya 'çile ayı' da derler bizim oralarda.
Gaz, tuz parası gibi ödenen çayın çilesi bir başkadır çünkü.
Hikâyesi de uzundur.
Yazarım bir gün.
***
Temmuz sıcağı adamı ıslatır.
Aşırı nem ve suratsız çay eksperi de, Çekilmez kılar bu ayı.
Bazen bardaktan boşalır yağmur.
İp gibi akan dereler canavarlaşır, Önüne kattığını sürüp götürür
Karadeniz'e…
Bu yüzden birçoğunun mezarıdır çılgın deniz.
Sebep çay bahçeleridir.
Bölgenin florası bozulmuştur çünkü.
Yani geçim uğruna sele kapılmışızdır.
***
Neyse,
Temmuzu sevmem dedim.
Haklı sebeplerim var elbet… İki sevdiğimi bu ayda kaybettim.
Bu yüzden sevmem.
Tatlı anamı, "Fistuğumi" temmuzda yitirdim.
En delikanlı arkadaşımı, ağabeyimi de öyle...
Önce Fistuğum gitti temmuzun yedisinde.
Altı yıl sonra da Yaşar ağabeyim…
İkisi de büyük acım…
Yüreğim kanar hâlâ…
***
Anacığım, o güzel gülüşüne hasret kaldığım,
Tatlı Fistuğum…
Oy benim, güzel kokuli anam,
Dertli anam,
Gün görmemiş, çilekeş anam… Son konuşmamızda 'Hayde' demiştin.
Tek kelimeye nasıl da bir ömrü sığdırmıştın tatlı anam.
-"Hayde babana götür beni"
-"Denize bakan evimize hayde,
-"Tarlama götür beni hayde,
-"Çocukları özledim hayde,
-"Sevim yengene gidelim hayde,
-"Kokulu üzümüme, karayemişime bakayım hayde,
-"Ahırdaki sarı kızı özledim hayde,
-"Şimdi kocaman olmuş çam ağaçlarımı merak ettim hayde...
'Hayde'
dedin ve yedi yıl oldu bir daha hiç konuşmadın.
Temmuz aldı seni benden Fistuğum…
Yüreğim yaralı güzel anam.
Hasretin kavurdu beni…
O güzel yüzünü, o tatlı gülüşünü ne çok özledim bilsen…
***
İki sebebim var demiştim ya,
Diğeri de bu ayın bir başka güzel insanı bizden koparmasıydı.
Yüreğinin güzelliği yüzünden okunurdu.
Dürüst,
Delikanlı,
İnsancıl,
Ailesine ve çocuklarına bağlı, Memleket için varını yoğunu harcayan,
Yürekli bir Adana uşağı.
Bir gün,
-"Amaaan sen de, işte geldik gidiyoruz" demişti Yavuz Donat ağabeye… Hakikaten ansızın bırakıp gitti bizi… Yine bir 7 Temmuz günü.
Yani anacığımın bizi bıraktığı o gün...
***
Oğlu Lütfi'nin söylediklerini ömrümce unutabilir miyim hiç?
"Galiba babam…" demişti.
Gerisini güçlükle getirmişti.
Şaşırmıştım, Hayır hayır, 'şok' olmuştum.
Kardeşi Gökhan İstanbul'daydı.
Ona ne diyecektik?
Bu kara haberi nasıl verecektik?
Sesimin titremesini Lütfi'ye çaktırmamaya çalıştım.
Anlamadı.
O da şoktaydı çünkü.
***
Yaşar ağabeyin de sesini bir yıldır duymuyorum.
Banka müfettişi, banka müdürü, genel müdür, Çağ Koleji ve Çağ Üniversitesi'nin sahibi, adam gibi adam Yaşar Bayboğan ağabeyim de artık yok.
Anacığımı da onu da çok özledim.
***
Tek tesellim iki güzel evladı, Ve geride bıraktığı eserleri… Tatlı anama ve aynı ay ve günde aramızdan ayrılan Yaşar ağabeye Allah'tan rahmet diliyorum.
Not: Cumartesi günü onun için Çağ'da bir anma töreni yapılacak.
Sevenlerine duyurulur.