REFİK ERDURAN

Bağımsızlık örneği Leyla

Kişinin "karşı taraftakilerle" çatışması kahramanlık değil, doğaldır. Öyle yaparken yandaşlarının çevresinde itibarı da artar. Asıl zor olan, gerektikçe kendi safındakilerle ters düşmeyi göze alması, doğruluğuna inandığı rotayı oradaki akıntılara karşı savunabilmesidir.
Kuzey İrlanda'da uzun yıllar İngiltere'yle savaşmış olan terör örgütünün bir lideri ve Kraliçe önceki gün kameralar önünde gülümseyerek el sıkışırken o tür gözü pekliğin güzel bir örneğini verdiler. Çünkü dövüş durdurulabildi ama iki tarafta da kin kalıntıları sürüyor. (Tabii, Kraliçe keyfince davranmıyor, hükümet kararına uyuyordu). Aynı gün bizde de uygarca bir yürekli tutum görüntüsüne tanık olundu.Yılan değil şahmeran hikâyesine dönen "Kürt sorunu" ya da "Kürt kardeşlerimizin sorunları" öyle bir kavşağa dayandı ki çözüm için hoşgörü yetmez; sevgi gerek. Evet, sevgi! Türklerle Kürtlerin birbirlerine muhabbetle bakmalarını olanaksız kılacak hiçbir mantıklı neden yok. Leyla Zana'yla tanışmadık ama ben onu seviyorum. Bir gün karşılaşırsak kızımı bağrıma basar gibi kucaklayıp alnından öpmek isterim. Biliyorum, şimdi "Silah susturma önerisini gerçekçi bulmayan, binlerce insanımızın katiline ev hapsi isteyen birini nasıl seversin?" diyenler çıkacak.
Serinkanlılıkla düşünelim.
***
Leyla Hanım kalbiyle, aklıyla ve siyasal deneyimi ile davrandığını söyledi.
Politika rehberliğinde ustalık yandaşları benimsemedikleri çizgiye çekerken tepkilerini yumuşatacak dengeyi tutturmaktır. Onun sözlerinden bir bölümünü o ölçüyle değerlendirmeliyiz. Kaldı ki, tezleri haksız değil. Elbette -şimdi yapıldığı gibi- müzakere edilecek, anlaşmaya varılınca PKK silah bırakacak. "Önce bıraksın, sonra müzakere edelim" demek anlamsızdır.
Ev hapsi konusuna gelince...
Delikanlıların sandıklara konulup gömülmesi sona erecek, Türkiye'nin sırtından kanlı yük kalkıp önü açılacaksa, megalomanyak liderin kapatıldığı yer adının ev olup olmaması ayrıntıdır.
Çok zor bir zihin egzersizi yaptım, kendimi oğlu PKK tarafından öldürülmüş bir babanın yerine koyarak düşündüm.
Yine aynı şeyi söyler miyim? Kahrolurum, "evde" yaşayan Öcalan'ı lanetlemeyi sürdürürüm, ama evet, söylerim. Çünkü kini aşamayıp çözüme hayır demek, savaşın yeni kurbanlarının yakınlarının çekeceği acıyı önemsememek olur. Özür dilemek, ana dilde eğitime izin vermek gibi konular?
Barışın sağlayacağı yarar ve huzur yanında hepsi, hepsi ayrıntı. Aydınlığa çıkılınca çoğunun ıvır zıvır simge olduğu görülecek. (Türkçe ve İngilizce eğitimi boşlayıp Kürtçeye ağırlık verecek çok okul açılacağını mı düşünüyorsunuz?)
***
Şimdi acil ihtiyaç Leyla Zana'nın kendi kesiminde gösterdiği dik duruşun Türk tarafında da benimsenebilmesi. Karşı çıkılacak, baltalamak için baskınlar maskınlar denenecek.
Pabuç bırakmayalım.