REFİK ERDURAN

Balbay'ın çağrısı

Uzun ömrümde yapmadığım pek az şey kaldı. Biri de hapse girmek. "Hayıflanıyor musun?" diye gülmeyin. Kıstırılıp kafeslenmemiş olmayı bir sicil noksanı sayıyor değilim tabii. Ama bilin ki aydın ve hele devrimci geçinen kimi çevrelerde öyle bir anlayış vardır. "Mahpus damında" yatmışlık bir çeşit rütbe kazandırır o kesimde.
Şaşılacak eksiklik aynı kesimin sicilinde hapsedilmeye karşı bir tek enerjik tepki örneğinin bulunmayışıdır.
Bakın, Amerikan serserileri, Taliban fedaileri, Meksika çeteleri cezaevi basarak, gardiyan satın alarak, duvara ip atarak arkadaşlarını kaçırabiliyor. Bizim tatlı su direniş pozcularımızın geçmişinde o türden bir tek -bırakın başarılı eylemi- girişim örneği bile görülmez. Varsa yoksa laf, şikâyet, inilti...
Tarih boyunca egemen güçlerin akılsızlığı ise baskı ölçüsüzlüğü ile kendilerine karşı tepkileri yoğunlaştırma olmuştur.
Örneğin Nazım Hikmet büyük şairdir ama şiirle hiç ilgilenmeyen milyonlarca insanın da gönlünde taht kurabilmiştir. Hiç hapse atılmasaydı gerçekleşir miydi o denli etkinlik?
Namık Kemal büyük şair de değildir. Zaptiye kafasıyla hiç üstüne varılmasaydı günümüzde ne kadar hatırlanırdı?
***

Müzmin tutuklularımızdan kimilerinin tahliye edilip edilmeyecekleri konusunda karar bugün veriliyor. En ünlüleri Mustafa Balbay'la son konuşmayı Radikal gazetesinden Ömer Şahin yaptı. Anlattıklarına bakınca insanın imrenesi geliyor.
Balbay 105 kilodan 85'e inmiş. Bol bol sebze yiyerek sağlıklı besleniyor, yeterli spor yapabiliyor, "Burada 10 yıl ömrüm uzadı" diyormuş. İstediği kadar kitap okuyor, televizyon izliyor, yazı yazıyormuş. "Eh, ömrünün 3 buçuk yılını yitirip 10 kazandığına göre 6 buçuk kârda" diyenler çıkabilir ama öyle değil kazın ayağı. Şakaya gelecek konu da değil. Cezaevinin korkunçluğu kişiyi özgürlük ortamından ve sevdiklerinden uzak tutmasıdır. O acıyla geçirilmiş bir gün bile geri verilemez, ruhtaki yıkıntısı onarılamaz.
Geçerli neden olmadan ömür hırsızlığı yapanların kendi evlerine dönünce aile sıcaklığının tadını nasıl çıkardıklarına, nasıl rahat uyuyabildiklerine aklım ermiyor.
***

Peki, Balbay nasıl gülümseyebiliyor, nasıl konuşabiliyor mutluymuş gibi? Neden "Tutukluğumun uzamasına da hazırım" diyebiliyor?
Çok sevimli, çok iyimser, çok saf bir insandır da ondan. Eğer askerlerin yasa dışı hazırlıklarına bulaşmışsa o da saflığındandır. İnanmıştır onların daha özgürlükçü ve sosyal adaletçi düzen getireceklerine.
Türkiye'de çok şey yaşandı, olan oldu, geçen geçti. Hepimiz kâh doğru şeyler yaptık, kâh yanıldık. Artık yarına bakmalı, anlamsız düşmanlıklara yeni zehir katmaktan kaçınmalıyız. Sınıfsal çelişkiler doğal, kör dövüşleri yapaydır.
Balbay "Kızgın değilim, kırgın değilim, bundan sonra kutuplaşmaya son, iç barış" diyor.
Akıllıysak kulak verelim.