ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Bilge adam

Bir kişiyi epey zaman aralığıyla da olsa 3 yazının konusu yapacağım aklıma bile gelmezdi. Ama başıma geldi. Helal olsun. 3 değil 33, hatta 333 yazıyı bile hak ediyor.
Çünkü o benim sessiz ve eşsiz kahramanım.
Çünkü o şerefi şana, onuru paraya bin defa tercih eden adam gibi adam.
Çünkü o gerçek bir bilge.
Çünkü o Vicente Del Bosque. İspanya Milli Takımı'nı tüm zamanların en iyi ekibi yapan teknik direktör...
***

Arşivime baktım; onunla ilgili ilk yazıyı 26 Aralık 2004 tarihinde yazmışım. Hani Beşiktaş'ı çalıştırdığı ve daha gelir gelmez "Tu kaka" edildiği dönemde. Ve "Yükseklerdeki yapayalnız kartal" başlıklı uzunca portresini şöyle bitirmişim: "Hayatının Türkiye bölümü ister kısa olsun, ister uzun; o yükseklerde uçmaya devam edecek." Kahin misin be mübarek. (Sözüm kendime...)
İkinci yazıyı 9 Temmuz 2010 tarihinde yayınlamışım. Güney Afrika'da düzenlenen Dünya Kupası'nın final maçından iki gün önce. "Adam gibi adam" başlıklı o yazıyı da şöyle noktalamışım: "Del Bosque yönetimindeki İspanya Milli Takımı'nın zaferleri, ona 'Yenikapı kasabı' diyen Beşiktaş yöneticilerinin vicdanlarını sızlatıyor mu acaba?"
***
Del Bosque'un çocukları 11 Temmuz 2010'da Johannesburg'daki Soccer City Stadium'da Hollanda'yı Iniesta'nın 117'nci dakikada attığı golle 1-0 devirdiler ve İspanya'ya tarihinin ilk Dünya Kupası'nı kazandırdılar.
***

Vicente Del Bosque, "Yürek isteyen" bir dönemde İspanya Milli Takımı'nın başına geldi. 2008 Haziran'ının sonunda.
"Yürek istiyordu", çünkü Luis Aragones'in çalıştırdığı İspanya Milli Takımı daha iki gün önce Viyana'daki Ernst Happel Stadion'da Almanya'yı Torres'in 33'üncü dakikada attığı golle devirip Avrupa Şampiyonluğu kupasını Madrid'e getirmişti. İspanya'nın 1964'ten bu yana ilk Avrupa Şampiyonluğu olmuştu bu.
"Yürek istiyordu", çünkü o ekip daha yeni yeni kaynaşıyordu.
Bireysel futboldan takım oyununa geçmeyi yeni yeni öğreniyorlardı.
İspanya'nın derin fay hatlarını oluşturan dil ve köken farklılıklarını stat dışında bırakıp "Tek ruh, tek yumruk" olmayı daha yeni yeni deniyorlardı.
***

İstenen yürek de zaten sadece onda vardı.
2010'da İspanya tarihinde ilk kez Dünya Şampiyonu oldu. Onun teknik direktörlüğünde.
2012'de İspanya tarihinde üçüncü kez Avrupa Şampiyonu oldu. Onun teknik direktörlüğünde.
Yine 2012'de İspanya üç kıtasal ve küresel kupayı (2008, 2010, 2012) peşpeşe kazanan tarihteki ilk ülke oldu. Onun teknik direktörlüğünde.
Del Bosque, İtalya'ya karşı final maçına çıkmadan hemen önce İspanyol kamuoyuna şöyle seslendi: "Biz herkesin rüyalarına giren İspanya'yız. Biz Katalanlar'ın, Madridliler'in, Basklılar'ın ve diğer toplulukların her şeyden önce İspanyol oldukları ideal İspanya'yız..."
Farklılıkları zenginlik olarak gördü ve o farklılıklardan müthiş bir birlik yarattı Vicente Del Bosque.
Ve Türkiye'ye birkaç numara büyük gelen adam dünyanın en büyüğü oldu.
Onunla ilgili yazılarımda bol bol kullandığım İspanyol atasözlerinden biriyle noktalayayım: "Arının yediği bala dönüşür, örümceğin yediği ise zehire..." Fulya'daki örümceklere ders olsun.