ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Kim gitsin? Beşar mı Esad mı?

Biliyorum, yazacağım senaryonun doğru çıkması olasılığı yüzde 50'nin altında. Ama en azından yüzde sıfır değil!
Yine biliyorum, yazacağım senaryo başta Ankara olmak üzere birçok başkentte bir ara ciddi olarak ele alınıp araştırıldı. Kim bilir belki hâlâ da araştırılıyor.
Gelelim senaryoya...
***

Şam'da direnişçileri bastırmak için uygulanacak yeni taktiklerin tartışıldığı ulusal güvenlik zirvesindeki intihar saldırısında, biliyorsunuz, Savunma Bakanı Davud Raşa, Devlet Başkanı Beşar Esad'ın eniştesi ve Savunma Bakan Yardımcısı Asıf Şevket, kriz hücresi şefi General Hasan Türkmani başta olmak üzere en az 5 üst düzey yetkili öldü.
Kurbanların etnik kimlikleri, Suriye mozaiğinin ana taşlarını yansıtıyor: Sünni, Nusayri ve Hıristiyan...
Bu, ister istemez insanın aklına birinci soruyu getiriyor: Saldırı, Suriye mozaiğinin ana unsurlarından simge sayılabilecek kurbanlar aldığına göre, amaç bu unsurları Baas rejimi çevresinde kenetlemek olabilir mi?
Saldırıyı iki grup birden üstlendi. Suriye Özgür Ordusu ile bugüne kadar pek adı duyulmayan radikal "İslam Âlemi" örgütü. Ama iki grup da saldırının nasıl yapıldığına ilişkin somut bilgi veremedi.
Bu da ikinci soruyu doğuruyor: Muhalefetin üstleneceğini bile bile saldırıyı rejim yanlısı, daha doğrusu rejimin içinden birileri yapmış olamaz mı?
Güvenlik zirvesi yapılıyor ama toplantıya ne Beşar Esad katılıyor, ne de kardeşi Cumhuriyet Muhafızları Komutanı, onun da ötesinde Suriye'nin hem ordusunun, hem de istihbarat örgütlerinin gerçek patronu olan Mahir Esad. Garip değil mi?
Üçüncü soru: Güvenlik zirvesine katılanlar aslında bir "Saray darbesi" hazırlıyor olabilirler mi? Yani Beşar Esad'ı devirip yönetimi ele geçirmeye ve direnişçilerle diyalog başlatmaya hazırlanıyor olabilirler mi? Beşar Esad ve özellikle kardeşi Mahir Esad da eniştelerinin bile gözünün yaşına bakmadan bu "Darbeciler"i ortadan kaldırmak için saldırıyı yaptırmış olabilirler mi?
Saldırıdan sonra Beşar Esad'ı gören yok. Kimilerine göre misilleme hazırlıkları için Nusayri kalesi Lazkiye'ye gitti, kimine göre ise Şam'ın Muhacirun semtindeki kaleden farksız başkanlık sarayında çalışıyor.
Dördüncü soru: Saldırı ayrıca Beşar Esad'a "Direnişçilerle uzlaşmayı aklından bile geçirme. Yoksa sonun enişten ve diğer dört yetkili gibi olur" mesajı vermeyi amaçlıyor olabilir mi?
Ve beşinci soru: Saldırı böyle bir mesaj veya uyarı ya da tehdit içeriyorsa, gönderen adres neresi olabilir?
İşte bu sorunun yanıtı belli: Mahir Esad.
Fransız "Le Monde" gazetesi de yazdı. Son günlerde Nusayriler arasında bir slogan hızla yayılıyor: "Beşar ilal iyada va Mahir ilal kiyada!"
Anlamı: "Beşar kliniğe, Mahir iktidara!"
Malum, Beşar Esad aslında diş hekimi. "Kliniğe" ile mesleğine gönderme yapılıyor.
Ve başlığa çektiğim son soru: Başta ABD olmak üzere tüm Batı'dan "Git" çağrıları yapılıyor. Peki ama kim gitsin? Beşar mı, Esad mı?
Ya Beşar gider veya gönderilir de, yerine Mahir gelirse?