ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Yüzde 50'yi geçti

Biliyorum, yazacağım senaryonun doğru çıkması olasılığı yüzde 50'nin altında. Ama en azından yüzde sıfır değil! Yine biliyorum, yazacağım senaryo başta Ankara olmak üzere birçok başkentte bir ara ciddi olarak ele alınıp araştırıldı. Kim bilir belki hâlâ da araştırılıyor...
Geçen hafta bugün yayınlanan "Kim gitsin? Beşar mı, Esad mı?" başlıklı yazıya bu cümlelerle girmiştim.
Yazının konusu Şam'da 18 Temmuz'da yapılan ulusal güvenlik zirvesinde patlatılan bombayla Baas rejiminin dört kilit isminin ortadan kaldırılmasıydı.
***

Saldırıda kuşku uyandıran bazı unsurlar olduğunu belirtmiştim ve şu soruları sıralamıştım:
Bombalı saldırıyı Suriye Özgür Ordusu üstlendi ama hiçbir somut bilgi veremedi. Neden?
Muhalefetin üstleneceğini bile bile saldırıyı rejim yanlısı, daha doğrusu rejimin içinden birileri yapmış olamaz mı?
18 Temmuz'daki ulusal güvenlik zirvesine katılanlar aslında bir "Saray darbesi" hazırlıyor olabilirler mi? Yani, Beşar Esad'ı devirip yönetimi ele geçirmeye ve direnişçilerle diyalog başlatmaya hazırlanıyor olabilirler mi?
Bu niyeti sezen Beşar Esad ve özellikle de kardeşi, Cumhuriyet Muhafızları'nın Komutanı General Mahir Esad, eniştelerinin (Asıf Şevket) bile gözünün yaşına bakmadan bombalı saldırıyı "Darbeciler"i ortadan kaldırmak için yapmış olabilirler mi?
Saldırı ayrıca Beşar Esad'a da "Direnişçilerle uzlaşmayı aklının ucundan bile geçirme. Yoksa senin sonun da enişten gibi olur" mesajı vermeyi amaçlıyor olabilir mi?
Saldırı böyle bir mesaj veya uyarı ya da tehdit içeriyorsa, gönderen adres neresi olabilir? İşte bu sorunun yanıtı belli: Mahir Esad!
***

Kâhin misin be mübarek... O yazıda sıraladığım diğer sorulara da yanıtlar gelmeye başladı.
Ve yazdığım senaryonun doğru çıkması olasılığı yüzde 50'nin çok üstüne yükseldi.
***

Senaryom ve sıraladığım sorular, Savunma Bakanı General Davud Raşa, Savunma Bakan Yardımcısı Asıf Şevket, kriz hücresi şefi General Hasan Türkmani ve ulusal güvenlik şefi General Hişam Bahtiyar'ın hayatına mal olan bombalı saldırının aslında rejimin, yani Beşar Esad ve çevresinin bir manipülasyonu olduğu anlamına geliyordu.
"Evet, o saldırı rejimin bir manipülasyonuydu": Bu görüşü "All4Syria" enformasyon sitesinin (İsrail'deki "Debkafile" sitesinin Suriye versiyonu) sahibi Eyman Abdül Nur ortaya attı.
Oradan "Le Monde" sayfalarına taşıdı, oradan da "L'Express" dergisi.
Eyman Abdül Nur'un epey istihbarat çalışmasına dayanan tezi şöyle:
Evet, bombalı saldırıyı Suriye Özgür Ordusu üstlendi ama Suriye muhalefetinin bir başka odağı olan Paris'teki Demokratik Değişim Koordinasyon Komitesi Başkanı Haytam El-Manna, "Silahlı direnişçilerin elinde 18 Temmuz'daki ulusal güvenlik zirvesinde neler olduğuna ilişkin hiçbir kanıt ve bilgi olmadığını" belirtti ve "Oysa saldırı Şam'ın göbeğinde, güpegündüz ve binlerce kişinin yaşadığı bir mahallede meydana geldi" diye vurguladı.
Ayrıca rejimin "Teröristlerle mücadele ettiği" propagandasına malzeme sağlamak için silahlı muhalefetin her eyleminin görüntülerini cömertçe yayınlayan Suriye devlet televizyonu, bu saldırıyla ilgili hemen hiçbir görüntüyü veya fotoğrafı servis etmedi.
Ve şu sonuca varıyor Eyman Abdül Nur: "Özellikle Asıf Şevket ile Hasan Türkmani'nin adları Esad sonrası döneme hazırlanan kadroda telaffuz ediliyordu. Rejim, sırtından hançerlenme tehlikesini savuşturmak için ordunun moralinin bozulması pahasına onları ortadan kaldırmaya karar verdi."
Önemli bir ayrıntı daha: Bombalı saldırının yapıldığı güvenlik zirvesine, hiçbir güvenlik servisinin, yani istihbarat örgütlerinin (Baas rejiminin 10'a yakın istihbarat birimi var) patronu katılmadı.
O da tuhaf değil mi?
Ve bu analizi noktalayan değerlendirme: "Rejimin demir leblebisini oluşturanlar, tıpkı 1990'larda Cezayir'de olduğu gibi, çok uzun bir zaman dilimine yayılacak askeri çatışma seçeneğini benimsediler."
Yani? Ya herrü, ya merrü.
Veya ya devlet başa ya kuzgun leşe. Bu "Sıfır geri adım" stratejisi, rejimin zayıf halkalarının hiç tereddütsüz ortadan kaldırılmasına devam edileceği anlamına geliyor.
Kim bilir, belki sendelemeye kalktığı anda Beşar Esad'ın bile... Çünkü artık Şam'ın gerçek patronu Mahir Esad...