ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Atina'dan notlar

Eleftherios Venizelos Havaalanı'ndan Atina'nın merkezindeki otelime gitmek için taksiye bindim. Yol boyunca çevremi gözledim. Ürperticiydi:
Her iki dükkandan biri kapıya kilit vurmuştu.
Atina'nın merkezinin başlangıç noktası kabul edilen Yeni İzmir'e (Mübadele'de İzmir'den gelenlerin kurduğu semt) varınca tablo biraz değişti. "Ürpertici"değil, bir derece aşağısı olan "Ürkütücü" bir tablo çıktı önüme:
Oradan itibaren her yerde ama her yerde, üç dükkandan biri iflas bayrağını çekmişti.
Açık kalan mekanların ise ezici çoğunluğunu ya motosiklet satıcıları (Atina'da otomobil sayısının iki-üç katı motosiklet var), ya motosiklet yedek parça ve aksesuarları satıcıları oluşturuyordu ya da 1 euro'ya bir kahve ve bir çörek veren büfeler, kafeler...
Kentte dolaşırken kapanmış dükkanların önünde uzun uzun durdum: Kimi ofis mobilyalarını bile bırakıp gitmişti, kimi dekorasyon malzemeleri çürümeye terk etmişti, kimi ise öyle can havliyle kaçmıştı ki, ekmek teknelerinin ışıklarını bile açık bırakmıştı!
***

İşte böyle bir Atina'da Perşembe akşamı Syriza'nın mitingi için Yunanistan Temsilcimiz sevgili Stelyo Berberakis ile birlikte Omonia Meydanı'na gittim.
Stelyo, "Önce bir Syntagma Meydanı'na uğrayalım" dedi, "Orada da KKE'nin, yani Yunan Komünist Partisi'nin mitingi var..."
Önce Syntagma'ya gittik. Avrupa'nın son "Stalinci" Komünist Partisi, fena bir kalabalık toplamamıştı. (Syntagma deyip geçmeyin, yan sokaklarla birlikte 500 bin insan alabiliyor. 1981 seçimlerinde PASOK'un efsane lideri, Yorgo Papandreu'nun babası Andreas Papandreu'nun tarihi mitinginde o meydanda 500 bin kişi buluşmuştu.) Son anketlerde KKE'nin oyu yüzde 5 dolaylarında görünüyor. Bir ara seçimlerde oyu yüzde 9-10'lara çıkmıştı.
Stelyo, "Eski Tüfekler öldükçe KKE'nin de oyu azalıyor" dedi. Güldüm: "Desene bizim Cumhuriyet gazetesi gibi!"
***

Omonia Meydanı'na geçtik. Bir insan seli... Genciyle-yaşlısıyla, kadınıyla-erkeğiyle. Hepsi kriz bezgini, hepsi yoksullaşma yorgunu.
Ama gözlerinde bir umut ışığı: "Syriza gelecek, dertler bitecek..."
Ve Aleksis Çipras kürsüye çıktı.
Konuşmasına Arşimed'in banyodan fırlarken attığı çığlıkla başladı: "Eureka!"
Demek istedi ki, Yunanistan, Syriza ile krizden çıkış yolunu buldu. Demek istedi ki, "Aranan kan bulundu".
Ve ikinci cümlesi kalabalığı dalgalandırmaya yetti: "Pazartesi günü milli utanca son vermiş olacağız..."
Yoğun sevgi gösterileri eşliğinde ekledi: "Pazartesi günü bizi yoksullaştıran paketi de, anlaşmaları da yırtıp atacağız..
Pazartesi günü Troyka çekip gidecek..."
Sonra uzun uzun benim yukarıda anlattığım kapanmış dükkanlardan söz etti. Orta sınıfın çöküşünü anlattı. Son birikimlerini de yitirdikleri için evlerinden olan, bırakın tedaviyi en basit ilacı bile alacak parası kalmayan kitlelere (Dile kolay; 11 milyon nüfusta 3.5 milyon kişi!) değindi...
***

Atina'ya gittiğim gün anketler Syriza ile Yeni Demokrasi arasındaki farkın 4-4.5 puan olduğunu gösteriyordu.
Atina'dan ayrıldığım gün ise Syriza ile Yeni Demokrasi arasında fark 6-7 puana çıkmıştı.
Ve bir Atina gazetesi manşet atmıştı: "Kemerlerinizi bağlayın!"
Bence yanlış. "Kemerlerinizi çözün" demek daha doğru.
Ya da şöylesi en doğrusu: "2010'da Yunan halkına giydirilen deli gömleğini çıkarıp atma zamanı geldi.