MURAT ÖZBOSTAN MURAT ÖZBOSTAN

Bardağın dolu tarafına bakalım...

Ersun Yanal, cesur ve bir o kadar riskli kadro tercihi ile Başakşehir karşısına çıktı. Son iki sezonun en iyi takımlarından biri olan Başakşehir gibi tecrübeli bir rakibe karşı bu kadar ofansif bir 11 kadar, Adebayor karşısındaki stoper tercihleri de ilginç ve tartışmaya açıktı. Açıkçası 11'ler açıklandığında Trabzonspor'un bu kadroyla gol bulabileceğini ancak kazanması için de 2'den fazla atması gerektiğini düşündüm. Adebayor, ilk yarım saat dolmadan sakatlanıp çıkmasa Yanal'ın cesur ama bir o kadar bıçak sırtındaki kadro tercihleri, daha büyük hasar alabilirdi..
Maça bordo-mavili takım iyi başladı. Önde iyi pres yaptılar, rakibi çıkarmadılar. Burak Yılmaz'ın sıkı takibi ve tecrübesiyle penaltıdan golü de buldular ancak 20'den sonra oyunu kendi sahasında kabul etmek yerine ikinci golü aramaları gerekiyordu. Yusuf, Abdülkadir ve Olcay'ın çok top kaybı yapması, Trabzonspor'un oyununu bozdu. Emre, orta sahada yine ustalığını konuşturdu ve onun başlattığı atakta Başakşehir penaltı kazandı ve kaptanıyla golü buldu. İlk yarının hakkı da beraberlikti açıkçası. Skora isyan eden isim yine kaptan Burak oldu. Ustalık eseri bir gole imza attı. İkinci yarıda attığı gol, Avrupa'nın seçme santrforlarının atabileceği türden bir goldü. Trabzonspor iki kez öne geçmesine rağmen, yine ilk golden sonraki dakikalarda yaşadığı paniği sahaya yansıttı. Başakşehir'in biraz vites yükseltmesi, Trabzon stoperlerinin tecrübesizliği, kanattaki isimlerin rakiplerini iyi takip etmemesi, bordo-mavililerin 2. golü kalesinde görmesine sebep oldu. Bu 90 dakika elbette ki F.Bahçe ile İstanbul'da oynadıkları maçı hatırlattı. Kadıköy'de de iki kez öne geçmiş ama 2-2 ile bir puanla yetinmek zorunda kalmışlardı. Bu kadronun eksikleri var. Stoper kalitesinin yükselmesi, beklerin hücuma katkı vermesi ve kanatlarda oynayan isimlerin Burak'a daha çok servis yapması lazım. Bardağın dolu tarafından da bakalım: Her şeye rağmen şampiyonluğun adayı iki takıma deplasmanda (Fenerbahçe ve Başakşehir) mağlup olmamak, gelecek adına bir umuttur