BÜLENT TİMURLENK BÜLENT TİMURLENK

Galatasaray’ın demlenmesi lazım

Bir an izlediğiniz belgeselleri aklınıza getirin. Aslan, avının peşine müthiş bir süratle düşerken bir sonraki sahnede hayatta kalma mücadelesini izleriz, ardından diğer aslanların geldiği ve usul usul avın parçalandığı anlar...
Galatasaray'ın taraftarı önünde maçlara yüksek tempoyla başlayıp rakibin başını döndürmesi ve ilk golü bulması güzel ama doğadaki Aslan'dan öğrenmesi gereken bir şey var. Avını teslim aldığında tempon düşer... Karabük karşısında 2-0'ı bulduktan sonra set oyununa garanti paslarla dönmesi gereken Tudor'un takımı Premier Lig temposunda oyuna devam edince rakibi maça ortak etti. Olması gereken İspanya'da zirveye oynayan takımlar gibi rakibi kendi sahasına hapsedecek ve sabırlı paslarla hataya zorlayacak akil bir oyun. Galatasaray'ın elinde buna uygun Belhanda, Fernando, Gomis ve Feghouli gibi oyuncular varken, Gary ve Ndiaye'nin pozisyon bilgisinin eksikliği işte bu sakin oyunu mümkün kılmıyor...
İkinci yarıda iki farkı getirecek golü atma yarışında gözlerin sürekli olarak Gomis'i araması, Karabük'ü her dakika oyunda tuttu. İlk 6 haftada küme düşme hattında kalan bir takımın, İstanbul'da rakibi bu kadar bozabilmesi ve ön taraftaki pres devamlılığına alkış elbette... Sezon başından beri takımın en etkili ve kilit ismi Mariano'nun kanadını unutan Galatasaray'da Tudor'un sürekli forvet arkasında dolanan Feghouli'yi kanadına göndermesi ve Mariano'yu yeniden oyuna katması gerekiyordu. Hakemler kötü buna alıştık. Karabük ilk yarıda da penaltı pozisyonu için itiraz etti, bu pozisyon Maicon'un müdahalesinden daha netti.
Muslera dışında değişen 10 adamıyla ilk 7 haftada 19 puan toplamak elbette büyük başarı. G.Saray'ın henüz derbileri ve Başakşehir maçını oynamadığını unutmamak lazım. Bu kadro kaliteli bir çay ama demlenmesi gerekiyor. Bu da Tudor'un işi. Ndiaye'nin oyuna biraz daha aklını koyması ve Belhanda'nın ortaya koyduğu mücadele kadar o çok güvendiği yeteneğinin bir parçası olan laubalilikten sıyrılması gerekiyor. İyi su, iyi çay, kısık ateş ve doğru demlik... Bilirsiniz insanın sevdiğiyle demli bir çay içmesi gibisi yoktur hayatta...