HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Kilis’te “Kilis” kalmamış!..

Kilis'e, "Kilis Yemekleri Tadım Festivali" için gittim. İstanbul Beylikdüzü'ndeki Kilisli lokantasını yıllar önce açıp, Kilis ev yemekleri sunan ve büyük bir başarıya ulaşan dostum Mehmet Şahiner "İlle geleceksin" dedi. 63 yıldır görmediğim memleketim bir yanda.. Onun hem de ev kadınları tarafından yapılacak emsalsiz yemekleri öte yanda.. Kaçar mı?.
Önce size Kilis Mutfağı hakkında bilgi vermek isterim..
1950 yılında babamın tayini Kilis'e çıkınca, biz, Necati Dayımla (Bilgiç), Kilis'e gelmiştik. Narlı'da trenden indik. Otobüsle Kilis'e geldik. Ev zaten tutulmuş, hazır..
Annem bavulları açarken, dayım "Hıncal, şu köşede hemen Kasap Mahmut var" dedi. "Oraya koş, iki kişilik kebap söyle..
İlkokul dört kafasıyla iki şey düşündüm..
"Yahu kasap et satar, kebap, kebapçıda ya da lokantada olur" dedim bir.. "Şu dayım ne cimri. Biz altı kişiyiz, iki kişilik kebap ısmarlıyor" dedim, iki..
Az sonra Mahmut'un çırağı kebapları getirdi iki hasır tepsiye oturtulmuş, bakır tabaklar içinde.. Ama bakırlar devasa.. Bir kişilik kebabı 10 kişi yer.. Kilis'te "Kişi" denince, 160 okkalık pehlivan Filiz Nurullah anlaşılıyor olmalı..
Bir kişiliği yedik, bir kişiliği de akşama kaldı.
Sonra kebabı niye kasabın yaptığını da öğrendim. Kebap, ahçı, ustalık gerektirmeyen bir yemek, Kilis'te. Kasap eti keser, parçalar, şişe dizer, hemen dükkanın arka bahçesindeki mangalda da pişirir, olur biter. Yıllarca kebabı Kasap Mahmut'tan yedik..
Kilis mutfağının kebap değil, enfes Kilis yemekleri olduğunu zamanla öğrendim. Anneannem ve annemin pişirdiği harika yemeklerin asıl Kilis Mutfağı olduğunu çözdüm.
Kilis yemeği, tencere, ya da tepside hazırlanır, ocakta, ya da fırında pişer. Mangalda değil..
Bugün internete girin, Kilis Yemekleri diye pek çok kitap bulursunuz. Alır, ya da indirir bakarsanız, ya da mesela İstanbul'daysanız, "Kilis Mutfağı" üzerine kurulu lokantalara giderseniz, çorbalardan başlayarak Kilis'i bulursunuz.
Kilis Yemekleri Tadım Festivali'ni Kilis'te duyan, bilen yok.. Ne bir afiş, ne bir duyuru.. Oysa Belediye'nin kenti donattığı ne duyurular var, inanmazsınız..
"Gençler bu kentte ne yapar" diye merak ettiğimden Üniversite kapısının tam karşısında bir pastane açılmış, oraya oturduk. Bir kaç genci etrafımıza topladık. Sohbet ediyoruz.. Kilis'te düzenlenen hem de "Kilis Ev Yemekleri Tadım Festivali"nden kimsenin haberi yok. Üniversite girişine bir afiş bile asmamışlar, anlayın nasıl "Dostlar alışverişte görsün" işi..
Öğrencilerin de Kilis mutfağından haberleri yok.. Niye yok, o gece anladım onu da..
Kilis'te yaşayan iki arkadaşını tanıştırdı, otelin lobisinde Mehmet Şahiner.. Zeytin Dalı anlamına gelen adıyla, Olea Oteli Kilis'te bana gurur veren tek şeydi, onun da altını çizeyim, bu arada..
"Ben Kilis yemeği yemek istiyorum. Bir Kilis Lokantasına gidelim" dedim..
"Yok" dediler.. Kilis'te Kilis mutfağı üzerine kurulmuş bir, tek bir lokanta yok, iyi mi?. Alkollü tek lokanta da yokmuş Kilis'te. Hadi onu anlarım da, Kilis Mutfağı Lokantası İstanbul'da tonla var da, Kilis'te niye yok?. Onu da mı "Bazı güçler" engelliyor?.
Bindik arabaya.. "Hammam" diye bir yere gittik. Yeni açılmış. Eski Koca Hamamı (Babam bizi götürürdü her pazar) elden geçirmişler. Müze gibi döşemişler. Müthiş.. Ama yemek yok. Izgara her şey.. "İstemem ızgara" diye fısıldadım Mehmet'e.. Çıktık.. Dolaşıyoruz.. Bir kebapçı var.. İçi de kalabalıkça.. Adı "Antep Kebapçısı.."
Kilis, Antep diye müşteri peşinde, kendi muhteşem mutfağını unutmuş..
Gitmediğimiz yer kalmadı. Sonunda neonunda "Mercimek Çorbası" yazan bir yer gördüm. "Tamam burası" dedim.. Oturduk.. Enfes bir ezogelin içtim. Kalktım ki, bizim otelin yanında değil miyiz?. Dön dolaş, Olea'ya gelmişiz..
Sonra..
Sonrası gelecek tabii..