HINCAL ULUÇ Sabah HINCAL ULUÇ

Yıllar sonra gözlüklerimi attım!..

Çocukken dedemin evinde bahçeden gelen havuç çuvallarının başına çöküp yığınla A vitamini yememden midir, yıllarca gözlük kullanmayan tek aile ferdi bendim.. Sonra 80'li yıllarda şeker hastası olunca, hızla miyop gelişti.. Ardından da yaşla, hipermetrop.. Miyop gözlüğü devamlı gözümde. Okumamı sağlayan hipermetrop gözlüğü boynuma asılı.. Onu çıkar, onu tak yaşıyorum.. Sonra teknoloji gelişti. Çift odaklı gözlük camları yaptılar. Aşağı bakarsan yakını büyütüp okutur hale getiriyor. Yukarı bakarsan ileriyi, uzağı görüyorsun. Nasıl kolaylık sağladı..
Öyle idare edip gidiyoruz. Bu ilkbaharın başında bir zorlanma hissettim görme duyumda.. Eee!.. Şeker hastasıyız ya.. Bir muayene de lazım zaten..
Dünya Göz'ün patronu Eray (Kapıcıoğlu) yakın dostum. Antika dolu bir ofisi, hoş bir terası var. Ara ara buluşur kahve sohbeti ederiz, Sevgili Bakanım Cavit Bey de (Çağlar) zaten hep orda..
"Sevgili Eray, bu defa ziyarete değil, ticarete geliyorum" dedim.. "Gözlerimin elden geçmesi gerek.."
Uzatmayayım. Bir yığın müthiş aletle muayene.. Sonuçlar dosyada, Dr. Bozkurt Şener'in önüne oturttular beni..
"Hıncal Bey" dedi, "Sağ gözde katarakt başlamış.. Yaş tabii.. Ameliyat edeceğiz.."
Der demez tüylerim ürperdi. Yahu tepeden tırnağa delik deşik olmuşum, tonla ameliyatla.. Ne bitmez tükenmez ameliyat bu..
Yüzüme yansımış olmalı ki, Bozkurt Hoca güldü..
"Yok canım.. Çok basit bir şey.. Lazerle yapacağız.. 8-10 dakika sürer.. Sonra elini kolunu sallaya sallaya çıkıp gideceksin.."
Şaşkınlıkla baktım..
"Dahası var.. Tıp ilmi nerelere geldi.. Nedir bu gözlükler.. Seni ondan da kurtaracağım.. Katarakt ameliyatında göz merceğini alacağım, yerine seni sonuna kadar götürecek, bir daha değişmeyecek, kısa, orta, uzun mesafe olmak üzere üç odaklı bir mercek yerleştireceğim, annenden doğduğun güne geleceksin. Bu işlemi iki gözünde birden yapınca, bu gözlüklerini ya hatıra diye saklarsın ya birine hediye edersin, çerçevelerini kullanır.. Çünkü koyduğum mercekler seni ömür boyu götürecek.. Sol gözünde katarakt yok ama, ona da mercek takacağım ki, tek göz için gözlük taşıma.."
Ötesi bilim kurgu masalı.. Miyop, hipermetrop ve astigmat gözlerimi sıfırlamak için randevu aldık.. Falanca gün 11'de.. O sabah normal kalktım. Normal kahvaltımı yaptım. Dünya Göz'e gittim. Bozkurt Hoca ameliyata aldı. Lokal anestezi. Gözlerimi açık tutacak bir çerçeve taktılar. Tamamen ayık durumdayım.. 12-13 dakika geçti..
"Tamam" dedi Hoca ve özür diledi..
"8-10 dakika dedim ama katarakt biraz sert çıktı, İki üç dakika uzadı."
Gözüme toz falan kaçmasın diye 3 gün takacağım bir muhafazalı güneş gözlüğü verdiler.. Üç de damla.. "Bunları bir ay boyu, sabah akşam damlatacaksın.. Görüşün üç gün sıkıntı yaratır, sonra rahat edersin.."
O üç gün de okuyup yazarak başladık yeni hayata.. Damlaların bittiği 30'uncu gün, Bozkurt Hoca bir daha o teknik aletlerle muayene etti.
"Uyum yüzde 80 tamam.. Artık kontrole de gerek yok. İş bitti. Yüzde 100 görüşe de zaman içinde ulaşacaksın. Hadi geçmiş olsun.."
Size bu yazıyı yazmak için, yaşamış biri olarak sonucu bekledim..
"Tamamdır" lafını ve "Tamam" olduğunu yaşayarak öğrenmeyi yani..
Katarakt olun, olmayın, lazer yöntemi ile, gözlüklerinizden hayat boyu kurtulma şansınız var, günümüz teknolojisiyle..
Niye şans?.
Çünkü tıpkı göz çizdirme gibi, bu lazerli işlem de ender de olsa bazı gözlere yapılamıyormuş. O muayene önemli.
Sağlam bir kurumda, güvenilir bir doktorla yapılmalı..