HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Karar verin yetkililer, motosiklet ne?. İnsan mı, araç mı?.

Sayfamızdaki fotoğrafı çoğunuz hatırlarsınız.. İlle de uzman olmanız gerekmez. Bir yerde mutlak benzeri bir resim görmüşsünüzdür.
Yarı insan, yarı at bir yaratıktır bu..
Kökeni Yunan mitolojisi..
Orda Sentor denen bu yaratıkların kötü kalpli ve kaba bir kavim oldukları anlatılır.
Güney Amerika'nın yerli kavimleri İnkalar ve Aztekler'in de, ülkelerini vahşice işgale gelen ve önlerine geleni katleden Pizarro ve adamlarını ilk defa gördükleri atlar üzerinde saldırdıklarını görünce, onları tek yaratık sandıkları anlatılır.
Şimdi nerden çıktı, bu Sentor?.
Bu kentte motosiklet üzerinde birini gördüğüm zaman aklıma Sentorlar geliyor hemen de ondan..
Sebep?.
Çünkü Sentorlara bakanlar, onların insan mı, at mı olduklarına karar veremezlerdi. Ben de İstanbul'da motorların araç mı insan mı olduklarına karar veremiyorum.
Aslında ben karar veriyorum da, İstanbul'un olmayan Trafik Müdürü ve onun görevli polisleri karar veremiyorlar..
Her öğle, ofisimden çıkıp köşeye yaya geçidine iniyorum..
Kaldırımdan.. O kaldırımdan üzerime bir motosikletli geliyor.
Gazetenin önündeki kaldırım ve orada polis varken üstelik.. Niye kaldırımdan geliyor.. Çünkü orası araçlar için ters yön. Kurallara uysa, taa ilerden göbekten dönüp gelmesi gerek.
Oysa kaldırımlar, ama insanlar için kaldırımlar, her yöne açık. Motosiklet, insan değil araçmış.. Ne gam.. Nasılsa aldıran yok. Basar gidersin insan yolundan..
Çünkü kaldırım, motosikletin babasının yolu..
Köşede yeşil ışık bekliyorum.
Yanıyor. Yola iniyorum.
Karşıdan da bir motosiklet geliyor.
Yaya kaldırımında ve o kaldırım iyice kalabalıkken üzerimize geliyor. Niye?. Trafiğe uysa, o da taa ilerden göbekten dönüp gelecek, bu arada üç trafik lambasına takılacak.
Umurunda mı?. Ordaki polisin de umurunda değil madem.. O zaman sürersin motosikleti yaya kaldırımında yayaların üstüne..
Orda görevli trafik polisi de aval aval bakar..
Karşıya geçerim. Aşağıdan arabam geliyor, onu beklemek için kaldırımda dururum.. O kaldırımın üstü de motosiklet dolu. Orda yemek yenecek yerler var. Adam gelmiş, motoru kaldırıma park etmiş, içeri girmiş.
Bir de o dükkan servis yapıyor ya..
Kurye motorları, vızır vızır, geliyor, gidiyor, park ediyor. Hepsi kaldırımda..
Kaldırıma araç park etmek yasak.
Orası insanlara mahsus çünkü.
Peki polis?.
Bir defa aradım buldum. O dükkanda yemek yiyorlardı içerde..
Gazete önündeki rezillikleri hem polisi, hem de meslektaşlarımı, yani Dördüncü Gücü temsil edenleri eleştirerek defalarca yazınca, Trafik Müdürü eylem yaptı.. Ne yaptı bilir misiniz?.
Trafik ekiplerini oradan çekti.
Şimdi meydan iyice boş.. Doluyken de farkı yoktu ya.. Şimdi binamızın önünde "Koruma" polisleri var. İçişleri Bakanlığı'nın genelgesi var. Polis önünde suç işlendiğini görünce müdahale edecek. "Bu benim konum değil" demek yok. Çünkü o üniforma devleti temsil ediyor.
Devlet de önünde işlenen suça seyirci kalmaz..
Hadi bunu İstanbul'un Emniyetinden sorumlu olanlara, Vali'ye, Emniyet Müdürü'ne, Trafik Müdürü'ne anlatın..
Motosiklet yayalara ait her yolu ve yeri kullanır. Serbesttir.
Motosiklet, "Girilmez" yollara girer. "Dönülmez" yollara döner..
Tek yönlü yollarda ters istikamette gider. Arabanızla giderken bu ters yolda olmadık şekilde ve hızla karşınıza çıkar. Kazayla burun buruna gelirsiniz.
Araç trafiğine kapalı yollar vardır.
Nişantaşı Atiye Sokak mesela.. Kurye motosikletleri vızır vızır.
Yetmez.. Bir de pahalı ve egzozu patlak motorlarla hava atarak geçmeyi adet edinenler var..
Araca kapalı yaya yolu, huzur demek, sessizlik demek, aşağı yukarı korkusuz ve sıkıntısız yürüme hakkı demek. Ama o hakkı motosikletler tanımaz size..
Şikâyet ettim birkaç defa.. Polisler geldi..
Neler demişler çocuklara..
"Şimdi Ankara'yı arıyorum.." Tehdit ettikleri yerler en azından, Başbakanlık.. Külliye..
Adam sallıyor, belli..
Ama ya doğru söylüyorsa..
Hadi göze al da yaz bakalım cezayı..
İstanbul'a sahip olmayanlar sana mı sahip olacaklar?.
İstanbul'un trafiğinin, huzurunun baş katilleri şimdi motosikletler..
Özellikle de kurye motosikletleri ve pahalı hava atıcılar!.
Gürültü ile geçecek ki, lüks otomobil fiyatına marka motosikletini göresin.
O da tatmin olsun..
Ben bunlarla savaşa devam edeceğim..
İstanbul Vali, Emniyet Müdürü ve Trafik Müdürü'ne de, "Nasıl mücadele edilir" öğreteceğim..
Haftaya!..
***
Şimdi adım gibi biliyorum.
Bir sürü motosikletli kâğıda kaleme sarılacak. Sarılmasınlar..
İstanbul'da milyonlarca araç var.. Onları adam gibi kullananlar ağır trafik eleştirilerimden alınıyorlar mı?. Tam tersine yanımda yer alıyorlar ki, bu kentte araçlarını daha rahat, daha güvenli, daha huzurlu kullanabilsinler..
İstanbul'un bu yoğun trafiğinde motosiklet kurtarıcı araç. Biliyorum. Güzel bir spor üstelik, onu da biliyorum.
Adam gibi kullanana, kendisini Sentor sanmayana ne diyeceğim olabilir ki, örnek göstermekten başka?.