HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bir resme âşık oldum!.

Perşembe günü öğleden sonra eve geldim.
Gazetelerimi her zaman uzanıp okuduğum divanın baş ucuna koydum.. Okumama TRT Müzik eşlik eder ya.. Onu açacağım.. Ama önce NTV'yi tıkladım.. "Ne var ne yok" diye.. Kırmızı yazı, ya da benim beklediğim özel bir haber yoksa, beyaz yazılara bakmam bile.. Geçerim..
Geçemedim bu defa..
Televizyona bakakaldım..
Ekran ikiye bölünmüş.. Bir yanında Türk Bayrağına, sarılmış bir tabut.. Hani Arif Nihat Asya der ya..
"Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü
Kız kardeşimin gelinliği
Şehidimin son örtüsü.."
İşte o!.
Bu defa şehidin son örtüsü işte.. Öbür yanda o tabutta yatanın fotoğrafı var.. Asker üniformalı bir kadın.. Başında şapka.. Selam duruşunda..
Nasıl müthiş bir fotoğraf!.
Nasıl güzel, nasıl gururlu, nasıl umutlu, nasıl coşkulu.. Nasıl mağrur!.
Bu o!.. Helikopter şehitleri arasındaki tek kadın.. Yarbay Songül Yakut!.
Öyle bir fotoğraf ki, "Yanımda yakut sönük kalır" diye haykırıyor Yakut Yarbay..
Gözlerimi o resimden ayıramıyorum..
Ayıramam ki..
İçimin en derinlerinde hissediyorum çünkü..
Yarbay Yakut çarptı beni. Bir resme âşık oldum ben.. Bir ona bakıyorum, bir şehidimin son örtüsüne.. Sonradan öğrendim.. "Ben bu üniformayı giydiğim günden beri askerlikle evliyim" dermiş..
Yani Arif Nihat, eksik söylemiş..
"Mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü" Songül Yarbayımın hem gelinliği, hem son örtüsü.. İkisi birden..
Canlı yayını nakleden spiker anlatıyor..
Ergenekon, Balyoz fesatlarında Fetöcülerin ilk peşine düştüklerinden biri o.. Rütbesi sökülüp, ordudan atılmış.. Fetö Tuzağı 15 Temmuz'da tüm dehşeti ile ortaya çıkınca Yarbayım da temize çıkmış..
Çıkmış da, temize çıkmak yetmez ki Ordu ile evli olan Yakut Yarbayıma..
Onurunu, gururunu, üniformasını ve rütbesini geri almak için Yargı'ya baş vurmuş.
Fetöcü yargıç ve savcıların çoğu tutuklandığı, ya da kaçtığı, kalanların da arazi olduğu dönemde davayı kazanmış.
30 Ağustos'ta terfi de edip Yarbay olmuş.
Halkla en çok iç içe olmak için seçtiği Jandarma'nın komutanlığı onu Gene Güneydoğu'ya yollamış. Aslında, bir yanda ülkesi için terörle savaşmaya gönüllü.. Öte yanda ezilen Güney Doğu Kadınlarının haklarını bir Sivil Toplumcu olarak savunmaya da gönüllü olduğu için Şırnak'ta Jandarma Komutanı olmak onun için çifte mutluluk..
Türkiye'nin ilk ilçe Jandarma Komutanı olmuş..
..Ve orda bulmuş şahadet mertebesi Songül Yakut Yarbayı..
Daldım birden..
15 Temmuz olmasa, Songül, artık yarbay değil, er bile olmayan Songül şimdi büyük olasılıkla üzerinde artık mahkum üniformasıyla, kim bilir hangi hücrede çürüyor olacaktı..
Ama hayatta olacaktı!.
Kadere bakar mısınız?.
Peki sorsaydık, sorabilseydik YAKUT Yarbayıma, hangisini tercih ederdi..
Gözünü kırpar mıydı, hep bildiğimiz cevabı verirken..
Neden?.
Bu bayrak onun çünkü.... Bu vatan onun!. Biz onun, onların sayesinde bu bayrağın altında bu vatana sahibiz, bugün!.
"Niye peki" demeyin sakın..
Orhan Şaik Gökyay, tarif etmiş, yetmemiş, adını da vererek yazmış, işte, yıllar yıllar önce.. Kahin gibi..

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.

Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı bir YAKUT olan bu vatan
Can verme sırrına erenlerindir.