HINCAL ULUÇ Sabah HINCAL ULUÇ

Bir “Utanç” Kupası ki!.

"Ne kupası Hıncal Efendi, saçmalama" diyeceksiniz..
Valla saçmalayan ben değilim.
Süper Lige terfi edecek sonuncu takımı belirlemek üzere TFF Birinci ligini 3, 4, 5 ve 6'ncı bitiren dört takım arasında oynanan "Play off" maçlarına "Kupa" koyan ilk dünya ülkesi olma garabetini Yıldırım Demirören Federasyonu gösterdi.
Maç başlarken ekranda bir koca kupa gördük. Takımlar onun yanından geçip çıktılar tünelden..
Komediye bakar mısınız?.
Kahkahalarla güldük, ekran başında..
Bu da son gülüşümüz oldu. Ondan sonrası..
Utanç!.. Utanç!.. Utanç!..
Şeref Tribününde oturan validen utandım.. (TRT bu tribünü nedense hiç göstermedi. Böyle bir maçta hem de Ohal Valisinin orda olduğunu tahmin ettim sadece..) Tribünleri dolduran seyirciden utandım.
Maçı yönetmek yerine durumu "İdare eden" eyyamcı, korkak hakemden utandım.
Hiç birinde iyi niyet görmediğim futbolculardan utandım.
Futboldan utandım.. Spordan utandım..
Kendimden utandım!.
***
Ey Vali, Bu maçta olanlar senin için sürpriz miydi?. Öyleyse ne işin var koltukta?..
Olaylar davul çala çala geldi.. Bir hafta önce Eskişehir'de oynanan Türkiye Kupası Finalinde, hem de bu ülkenin Spor Bakanı'nın gözleri önünde cereyan eden rezilliklerden de mi ders almadın?.
Hadi Eskişehir'de de Vali yoktu, peki ama, şu anda yüz binlerle turist bekleyen Antalya'da var mı?.
Ne yazık ki orda da yok!.
Hadi o binlerce meşale, on binlerce fitilli bombanın stada girmesini önleyecek tedbirlerin yoktu, peki maç dört defa dururken ne yapıyordunuz, sen ve polislerin?.
Hem de Ohal Valisi'sin. Gücünün, yetkinin sınırı yok..
Polislerin oraya güvenlik sağlamaya değil, maç seyretmeye gelmişler.
Sahaya bakıyorlar, tribüne değil. Bu yüzden yağmur gibi yağan ve futbolcuların soluduğu havayı zehirleyen o meşaleleri atanları görmüyorlar bile.. Bir maç sahaya atılan meşale ve bombalarla dört defa dururken seyirci kalan Vali, yüz binlerce turist bekleyen Antalya'da teröre karşı güven verecek öyle mi?.
Bir polis tribüne çıkmadı.. Bir tek meşale atan derdest edilmedi. O hayvanlığı yapanların hepsinin yaptıkları yanlarına kâr kaldı..
Nihayet, ikinci yarının ortasına doğru, o korkak, o "Maç seyircisi" polislerle iş olamayacağını anladın. Asker çağırdın. Onlar yüzleri tribünlere dönük sıralanınca, hayvanlar güruhu nihayet o statta devletin varlığını ve durumun ciddiyetini anladılar. Muma döndüler..
Maçı yönetmeye değil, "Durumu idare etmeye" gelen hakem?.
Senin lisansın derhal iptal edilmeli..
Onca rezillikten sonra, dört defa, toplam yarım saatten fazla duran maçı oynatmaya nasıl devam ettin?.
Olaylar faciaya dönüşebilir, yüzlerce kişi ölebilirdi.. Ne düdüğünü çalıp soyunma odasına döndün.. Ne tribünlerin boşaltılmasını istedin.. Ne de maçı tatil ettin..
Yönetimin de eyyamın kralıydı zaten.. Bir tek yürekli karar veremedin..
Durmadan futbolculara yalvardın.. Bir maç boyu futbolcularla bu kadar konuşan hakemi tarih yazmamıştır.. Ama sende kartını kullanacak yürek olmadığı için, hep alttan aldın.. Teker teker yanlarına gidip ağladın..
..Ve seyirci?. Bu seyirci mi, seneye Süper ligde olacak?. Maça değil olay çıkartmaya gelen seyirci?. Ve bu rezillikleri Süper Lige taşıyacak öyle mi?.
..Ve futbolcular!.
Dünyanın en büyük tiyatro oyuncuları onlar.. Dünyanın en büyük sahtekarları..
Futbol oynamaya, futbollarının hakkıyla kazanmaya gelmemişler..
Kendilerine dokunan bile olmadığı halde 3 kilometreden duyulacak çığlıklar atarak yere kapanan, can çekişir gibi elini ve ayağını yerlere vuran ama 10 saniye sonra tazı gibi koşan sahtekarlar biliyorlar ki, hakem denen adamcık, bunların hepsini, tek uyarı yapmadan, tek kart çıkarmadan izleyecek..
İşte bu rezilliğe, bir de "Kupa" koydu, benim zavallı ve komik federasyonum!.