HINCAL ULUÇ Sabah HINCAL ULUÇ

Üzerinde “Okunmuştur” yazan mektup!..

Zarfın üzerinde "Okunmuştur" yazıyordu, bir de damga vardı...
Böyle damgalı mektuplar hapishanelerden yollanır genelde.. Açıp okudum.. Öyle.. Bir mahkûm mektubu.. Kutlu K. Mektupta tam imza var, ama ben kısalttım. Okurken nasıl duygulandım..
Sonunda sizinle paylaşmaya karar verdim..
Bence tam bir "Pazar Yazısı"ydı.. Hem Türkçesi, hem ifadesi, hem de içeriğiyle..
Aynen sunuyorum..
***
Sevgili Ağabey,
Birkaç yıldır bu yazıyı size mail atmak istiyordum ama kısmet bugüneymiş.
Yazıyı neden mi kaleme aldım?.
Hayatıma ailem dışında ışık tutan, yön veren iki kişiye teşekkür etmek istedim de ondan..
Sizinle tanışmamız 1994 yılına uzanıyor.
O yıl Miss Europe güzellik yarışması ülkemizde yapılıyordu. Yarışmadan iki gün evvel güzellerin de katılımı ile Hilton Otel'de Show Tv'nin, yeni yayın dönemi tanıtımı vardı. Orada tanışmıştık sizinle.
Ben Psikoloji öğrenimi için bulunduğum ABD'den yaz tatili için gelmiştim. Siz o zaman 55, ben 20 yaşımda idim.
İlişkilerimde hoyrat davranıyor, sevmiş olsam da, bir türlü sevdiğimi söyleyemiyor, bu yüzden ilişkilerim bitiyor, mutlu olamıyordum.
O gece sohbetimiz öyle bir gelişti ki..
Siz Amerikalı eşinizle ayrıldıktan sonra onu havaalanına bırakırken aranızda geçen diyaloğu naklettiniz. Holly'nin size "Seni seviyorum demekten çekinme" deyişini anlattınız. Dönüşte kediniz Zeytin'e kadar sevdiğiniz her varlığa 'Seni seviyorum' diye bağırdığınızı anlatınca, ben de kısa bir süre sonra annemden başlayarak herkese sevdiğimi söyleyebildim.
Sadece bunu başarabilmem bile ömrüm boyunca size minnet duymamı sağladı.
Sonra bir kitabınızda "Eylül, Marmaris ve..." yazınızı okudum.
Yazınızda erkeklere, biraz anlayışlı olmalarını, kızlara, fazla naz yapmamalarını tavsiye ediyordunuz. "Belki de kaçırdığınız hayatınızın aşkıdır" diyordunuz..
Bu tavsiyenize de uydum ve ikili ilişkilerimde genelde mutlu oldum.
Size teşekkürümü o zaman Ortaköy'de Ertekin Bey'in cafesinde yapmıştım ama, bir kez daha o gün ısmarladığınız kahve ve öğütleriniz için sonsuz teşekkürler ediyorum, şimdi..
Yazılarınızla hayatıma hep yön verdiniz. Mesela köşe yazılarınızı takip ederken, klasik müziği, baleyi sevdim.
Daha sonra kendim de gördüm, yaşadım da, Hollanda'da insanların sabaha karşı 04.00'te, kimse yokken bile kırmızı ışıkta durduğunu ve asıl medeniyetin bu olduğunu yazdığınızda, trafik ışıklarında gece yarılarında dahi durdum.
Ve "Sakın yapmayın" dediğiniz bir şeyi ilk ve son kez yaptım. Alkollü bir şekilde araba kullandım ve şimdi buradayım.
"Kader" demiyorum. Benim gibi eğitimli birinin bu yaptığı düpedüz ahmaklıktı ve ben cezamı çekiyorum.
Beni bir kez üzdünüz. Sezen Hanımla aranızın bozulduğu ve kırıldığınızı yazdığınızda. Eklemiştiniz "Kırılan hiçbir şey, dünyanın en büyük ustaları tarafından yapıştırılsa bile bir daha eskisi gibi olmaz. Dışardan pırıl pırıl görünse bile, siz kırık olduğunu bilirsiniz" diye.
Hayat kısa Hıncal ağabey!.
Sizden çok şey öğrendim. Önce insan olarak sevilmek ve sevmek gerektiğini. O yüzden bir daha karşılaşmak nasip olmazsa hakkını helal et ağabey, teşekkürler.
İkinci teşekkürüm, senin de çok sevdiğin Ayşe'ye. Onunla ve ablası Zeynep'le yıllar önce Bodrum'da tanıştım. Sanırım Ayşe o zaman 22- 23 yaşındaydı. Başka da denk gelmedim ama rahmetli babam onun yazılarını okur "Cimcime kızım" derdi. Ayşe de bana çok şey öğretti.
Sevdi, sevildi, genç kızlığının verdiği acemilikle hep yüreğini dinleyip hatalar yaptı. Dibe vurdu sonra yine ayağa kalktı. Çoğuna göre yanlış bir evlilik yaptı. Boşandı. Savruldu, Yine hayata tutundu. Aşkını da acısını da dibine kadar yaşadı. Ayşe'nin bu güçlü ve vakur hali hep bana ilham verdi. Dünya tatlısı olması ve güzelliğinin yanında aşk acısı nasıl çekilir, dipten nasıl çıkılır o öğretti bana.
Teşekkürler güzel ve cesur yürek Ayşe!.
İşte bu yüzden, hayatıma kattığınız anlamlar için sonsuz teşekkürler büyük usta Hıncal Ağbi ve cesur yürek Ayşe!.
İyi ki varsınız iyi ki bu kısa hayatta tanıdım siz
Saygılarımla..