HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Medya, sosyal medya linççilerinin peşinde..

Lafa gelince "Troller" diye kıyamet koparıyoruz.. "Sosyal medya linççileri" diyoruz.. Ama medyamıza bir bakın..
Hangi haberleri büyütüyor, hangi haberleri takip ediyorlar?. Fikri takip denen şey, hangi tür haberlerde var?.
Gerek gazeteler, gerekse ekranlarda, toplumsal haber sıralaması, sosyal medyaya göre yapılıyor artık. O medya neye ilgi gösteriyorsa, o.. Ötekiler, hatta haber bile değil, trollerin, linççilerin yazdıkları dahi en tepeye çıkarken..
Şimdi örnek vereyim..
Adamın biri yolda giderken, kaldırımda kendi halinde uyuyan bir köpeğe tekme atmış. Görüntü mahalledeki bir güvenlik kamerasından, internete düşmüş.. Belli..
Ordan TV kanalları alıp haber yaptılar..
Güzel.. Günlerce sürdürdüler.. Güzel.. O tekmeyi atan sonunda yakalandı.. O da güzel..
Ahmet Hakan günler sonra "Ana Haber"de verdi, "Yakalandı" diye.. İç spiker, hakkında hiçbir yargı kararı olmayan adamı "Cani" diye ilan etti.
Ahmet, sonunda, yüzündeki yorum ifadesiyle "Ama serbest bırakıldı" dedi.. O garip gülümseme yerine, keşke Türk Ceza Yasası'na göre ne yapılabileceğini söyleseydi de, biz de ekran başında, polise mi, savcıya mı, yargıca mı, yoksa yasaya mı kızacağımızı bilseydik!.
Kanal D Ana Haber'i Ahmet Hakan'dan beri izliyorum.. Sanki polise karşı bir algı uyandırma peşindeler..
Nedeni gene sosyal medya olmasın sakın..
Geçenlerde "Polis kafa attı" diye bir haber vardı. Görüntü kaç kez tekrarlandı. "Polis kafa attı" diye.. Allahtan tekrarlandı. O zaman dikkat ettim. Kafa atan polisin arkasında bir başka polis var, yaka bağır resmen darmadağın.. Üniforması değil, içerdeki tişörtü bile karnına kadar yırtılmış, o polisin omzu çıplak görünüyor.. Gene de doğru değil ama, fark edince anlıyorsunuz, kafanın sebebini.. Ama ne sunucu, ne de iç ses, hiç söz etmiyor.. "Rezil polis, kelepçe taktığı adama kafa atıyor" algısını bozar, o dikkat çekme..
Şimdi, köpeğe tekme atanı günlerce izleyip yakalattı medyamız.. Peki ayni günlerde başka haberler var..
Adamın biri kendisine yolda çarpan küçük çocuğu metrelerce kovalayıp yakalıyor.
Kucaklayıp kaldırıyor ve yere çarpıyor..
Ona "Cani" diyen yok. Haberin devamı?. Göreceğiz..
Beş yaşında bir çocuk boynu kesilmiş yolda bulundu?. Tekme değil.. Bıçak..Ne kadar haberiniz var. Devamı gelecek mi?.
Göreceğiz..
Bunca çocuk, açık unutulan inşaat su ve kireç kuyularında boğuldu. Bunca çocuk, açık kanalizasyon çukurlarına düşüp öldü?. Ne oldu?. Arkasını duyan, bilen, takip eden, yazan, anlatan, hatırlatan var mı?.
Medyamız hâlâ peşinde..
Okul servisleri rezaleti sürüyor.. Hâlâ, ölen, unutulan çocuklar var..
Peki, bunca rezillik yüzünden "Tazminat" ödeyen bir, tek bir Servis Şirketi var mı?. Ki milyarlar kazanıyorlar?.
Nerde medya?. Niye konu insan olunca, hele hele zengin şirketler olunca, üzerlerine gidilmiyor?. Fikri takip, sadece köpeğe tekme atılınca mı var?.
Şimdi bunu bir düşünün bakalım, sevgili okurlar.. İyi düşünün..
Haber kaynağı artık, muhabirler, ajanslar değil. Sabah yapılan haber toplantılarında böyle şeyler konuşulmuyor..
Sosyal medya ne yazmış?. Ne trend (Ne demekse) hele TT (Türkçesi Tepe Trend olabilir) olmuşsa o, en başa, en öne konacak. Sosyal medyanın konuşmadığı konular boş verilecek..
Yani, hani kızıyoruz ya, sosyal medya çılgınlığı diye..
O çılgınlığa baş kapılan bizler, yani medyayız, aslında!.
Biz de resmen, alenen sosyal medya olduk, kâğıda basıldığımıza bakmayın!.