SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Başbakan doğru söylüyor!

Yerden göğe kadar haklı! Evet.
Üniversite kampuslarında alkollü içki satışı ya-pı-la-maz! Sadece alkollü içki satışı değil, tütün ve yan ürünleri yani sigara, puro, nargile satışı filan da yapılamaz!
Yapılması son derece sakıncalıdır.
Çünkü genç insanın kanı cıvıktır, bedeni kıpır kıpırdır. Meraklıdır.
Çoğunlukla âşıktır. Âşık olduğu için hep bunalımdadır, melankoliktir. Ayrıca genç insan özentilidir. "O yapıyo, ee ben niye yapmayayım?" diyendir. "Bir kereden bişi olmaz bir deneyeyim" palavrasına kendisini kaptırandır!
Onun için temkinli davranmakta fayda var. Elbette!
İlla ki içecekse, kafaya taktıysa engelleyemezsin kimseyi ama böyle bir gerçek var diye de salmayacaksın her şeyi.
En azından eğitim ve öğretim hayatını geçirdiği ortamda dibine kadar sokmayacaksın!
Şahsen ben arzu etmem oğlumu ilim öğrensin diye yolladığım bir yerde, alkole kolaylıkla ulaşabileceği mekânların olmasını.
İnanıyorum ki sadece ben değil, aklı başında hiçbir ebeveyn istemez böyle bişeyi. Çünkü evladının sağlığını, geleceğini düşünen ana veya baba kendisi içse bile evladının alkol ya da sigara kullanmasını arzulamaz.
Rezil bir durum. Psikopatça biliyorum ama mesela kendim fosur fosur sigara içmeme rağmen oğlum da sigara içecek diye ödüm patlıyor. Hep, "Bir gün karşıma çıkıp anne ben sigara içiyorum" derse ne yaparım deyip kendi kendime panik oluyorum. O nedenle de her dakika kontrol ediyorum orasını burasını. Nefret ediyor bu huyumdan çocuk. Alkol de alırım ara sıra. Şarap keyfim vardır evet ama neye yalan söyleyeyim oğlumun aynı keyfi genç yaşta tatmasını istemem. Hatta mümkünse hiç içmesin isterim.
Çünkü kendisini kontrol edememesinden, alkole bağımlı olmasından korkarım. İnşallah Allah bana öyle bir acı yaşatmaz ama yalan yok korkarım ben alkolden filan...
Biliyorum. Şimdi yine bir yığın itiraz gelecek bana. Bazıları bu yazdıklarımı bir kez daha iktidar yalakalığı ile ilişkilendirecek.
Ama inanın alakası yok!
Tamamen annelik içgüdüsü ile yazıyorum.
Başbakan alkol meselesine belki sadece dini açıdan bakıyor bilemiyorum ama öyle baksa bile haklı. Çünkü nihayetinde alkol sağlıklı bir şey değil. Birçok kötülüğün sebebi olabiliyor bazen. Ölümlerin, kavgaların, intiharların, ayrılıkların ve ihanetlerin...
Başbakan dindar olduğu için böyle düşünüyor belki ama ben üniversite sınırları içinde alkol satışının kesinlikle yanlış olduğunu bir yetişkin olgunluğu ile ele alıyorum.
Kaldı ki anayasamızda da, "Gençliğin korunması" başlığı altında yer alan 58. maddede çok açık biçimde "Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır!" yazılmış!
Buradan yola çıkıp Bilgi Üniversitesi sınırları içinde olan Santral İstanbul'da yıllardan beri alkollü içki satışının yapılabiliyor olmasını tuhaf bulanlar da var. Haklılar ama orada yaşanan, özel bir durum.
Kampus içinde sayılıyor evet alkollü içki satışı yapılan mekânlar ama o mekânlardan sadece öğrenciler faydalanmıyor.
Bütün İstanbul. Ve hatta Batılı birçok yabancı. Bir turizm alanı orası. Üstelik de çok güzel bir alan. O nedenle bu konuda aceleci kararlar vermemek lazım. Tamam bu bir sorun ve bu sorunu ortadan kaldırmak gerekiyor ama kaldırırken İstanbul'un medeniyetler şehri algısıyla da oynamamak gerekiyor.
Şunu dersek eğer yazık ederiz kendimize...
Şehrimize... Ülkemizin güzelliğine... "Türkiye'de görev yapan, diplomat, bürokrat ve işadamlarının dahası Batılı turistlerin ilgi odağı olan Santral İstanbul'da içki satışı yasaklansın!"
Yakışmaz bize müzeyi gezdikten sonra bir kadeh bişi içmek için Otto'ya geçen Fransız turiste; "Üzgünüz. Mekânımızda artık alkol yasak!" demek!
Evet. Bilgi Üniversitesi'nde okuyan gençlerimizi korumak maksadıyla alkolden uzak tutalım ama bunu yaparken de Santral'in bildik o havasını lütfen bozmayalım.
Alkolü Santral'in dışına değil, Santral'i kampusun dışına çıkarıp olayı kapatalım!