Cemre bugün suya düşüyor

Kış aylarının soğuklarından sonra, ‘düşse de ısınsak’ diye beklediğimiz bir hava olayıdır cemre

Cemre bugün suya düşüyor

Halkımız arasında yaygın olarak, baharın müjdecisi olarak bilinen, sıcaklığın artması olayına Cemre denilir. Sözlükler 'Cemre'yi 'ilkbahara doğru, önce havada, sonra suda, sonra da toprakta yedişer gün aralıkla meydana geldiği kabul edilen sıcaklık yükselişleridir' diye açıklar. Bu inanışa göre Cemre'lerin; 21 Şubat'ta havaya, 27 Şubat'ta suya, son olarak da 6 Mart'ta toprağa düştüğü kabul edilir. Böylece, bu tarihlerde, önce havanın, sonra suyun, daha sonra da toprağın ısındığı kabul edilir. Dikkat edilirse; hakikaten ilkbahar başında hava sıcaklığındaki yükselme ve düşüşlerin, gelenekteki bu belirlemeyle büyük ölçüde çakıştığı görülür. Eskiden ne akıllı cep telefonlarımız vardı; ne de o telefonlarda bugün merakla takip ettiğimiz birkaç günlük hava tahminleri. Hava tahminleri o günlerde, evlerin olmazsa olmazlarından olan ve her oturma odasının duvarında asılı 'Saatli Maarif Takvimi'nden öğrenilirdi. Sabahları takvimden bir yaprak koparılır; o güne ait bilgiler dikkatle incelenirdi. 21 Şubat günü ise '1. Cemre Havaya' açıklamasını takvim yaprağında gören babam, bir bilgiç edasıyla "Hanım, bugün 1. Cemre havaya düşüyor. Artık Karakış geride kaldı" derdi.

CEMRE ARARDIK
Bu sözler biz çocuklarda Cemre'nin ne olduğu konusunda büyük bir merak uyandırırdı. Cemre nasıl bir varlıktı? Ne kadar büyüktü? İşte biz çocuklar ilk Cemre'nin düştüğünü duyduk mu, o sabah erkenden mahallenin tüm çocukları ile birlikte "Cemre düştü havaya, biz çıkalım sokağa!" bağırışları ile sokak sokak koşarak düşen Cemre'yi bulmaya çalışırdık. Bu arayışlar tam üç hafta sürerdi. Mahallenin bütün çocukları, şubat ayının 21'inden Mart ayının altısına kadar sokaklarda, evlerin bahçelerinde, derelerde hep Cemre arar dururduk. Fakat nedense onu bütün aramalarımıza rağmen bir türlü bulamazdık. Tam ümidimizi kaybettiğimiz anda, bir duyardık ki, ikinci Cemre suya düşmüş. Tekrar fırlardık sokaklara Cemre aramaya. Bütün Antalya'nın su arıklarını araştırırdık. Fakat nafile. Cemre'yi bulmamız imkansız. Anne ve babamızdan yardım ister; Cemre'yi bulmak amacıyla bir ipucu vermeleri için adeta yalvarırdık. "Bekleyin!" derlerdi; "Bir hafta sonra toprağa düşecek. O zaman daha kolay bulursunuz." Bu kez 6 Mart'ı beklerdik. O gün sabah babam, Saatli Maarif Takvimi'nden yüksek sesle (anlamını daha sonraki yıllarda anladığım bıyık altı gülümsemesiyle) okurdu: - Cemre bugün de toprağa düştü!.. Hurraa! Yine bütün mahalle çocukları sokaklara dökülürdük. Kargılıktan kestiğimiz kargılarla (bambus değnekler) Cemre avına çıkardık. Elimizdeki kargılar, bütün bataklık yerleri, sazlık alanları, (karşımıza ne tür bir canlının çıkacağını bilmediğimiz için) biraz merak, biraz da korku ile araştırırdık. Ne havada, ne suda, ne de toprakta bulamamıştık Cemre'yi. Neyse ki bir gün, bizden birkaç yaş büyük mahalle arkadaşımız Cemil imdadımıza yetişti; "Cemre'yi düşerken gördüm, isterseniz arkamdan gelin size göstereyim" deyince hemen onun peşine düşüp, Develik Meydanı'na (bugün Antalya 2000 binasının yanındaki otopark) kadar koşturduk. O zamanlar bu meydan, Antalya'ya Korkuteli'nden ve civar köylerden gelen zahire ve kömür yüklü develerin yükünü boşalttıktan sonra, çekilip dinlendirildiği hafif kayalık, çevresinde karadut ağaçlarının da bulunduğu makilik bir yerdi.

CEMRE'Yİ GÖRDÜK
Cemil ağabey, uzun aramalardan sonra bulduğu, irice bir solucanı bize gösterdi. "İşte düşen Cemre bu" dedi. Doğal olarak mahallenin en büyüğü olduğu için, bütün çocuklar ona hemen inandık. Öteki arkadaşlarımı bilemem ama, ben bugün bile ne zaman 'Cemre' kelimesini duysam; gözlerimin önünde, yerde sağa sola kıvrılan o iri solucanın hayali belirir.

CEMRE FOTOĞRAFI
Bir yerde okumuştum. Bilmem doğru, bilmem bir şaka. Eskiden gazetecilik mesleğine yeni başlayan her muhabir, Cemre'nin düşme fotoğrafını çekmeye gönderilirmiş. Tabii, dalga geçmek için. Belki de bilgisini ölçmek için. Elimize öyle bir Cemre fotoğrafı ulaşmadı ama, ben olsam herhalde fotoğraflamak için 'en irisinden' bir solucan bulmaya çalışırdım.

BİZE ULAŞIN