Kaleiçi’nde değişim nasıl başladı

1960’lı yılların sonlarında, toplumsal ve ekonomik yaşamın değişen koşulları, güçlü bir etken olarak ortaya çıkınca; Kaleiçi’nde ahşap yapı geleneği yok olmaya, bunun yerini beton yapılar almaya başlamıştı

Kaleiçi’nde değişim nasıl başladı
Geçmişte, Antalya'nın en önemli yerleşme bölgesi olan Kaleiçi, konut iskânının kale dışına taşması sonucu, hemen hemen bütün geleneksel yerleşme bölgelerimizin başına gelen sonuca uğramış; ya terk edilmiş ya da konutlar büyük ölçüde el değiştirerek, daha düşük gelir grubundan kişilerin mülkiyetine geçmişti. Gerek giderek terk edilmesi, gerekse asıl sahiplerinin bu yapıları elden çıkarmaları, bu binaların bakımsız ve onarımsız kalmasına neden olmuştu. Buna paralel olarak 1960'lı yıllara kadar tarımsal merkez olan, ekonomisi ağırlıkla ticaret ve hizmet sektörlerine dayanan bir kıyı kenti iken, son yarım yüzyılda aldığı iç göç, kentin çarpık yapışlaşmasına yol açmıştı. Aynı yıllarda toplumsal ve ekonomik yaşam koşulları, güçlü bir etken olarak ortaya çıkınca; Antalya'da ahşap yapı geleneği yok olmaya, yerini beton yapılar almaya başlamıştı. 1970'li yılların başlarında Kaleiçi'nde oturan Antalyalılar evlerine bakamayacak duruma düşmüşler; Kaleiçi halkının bir kısmı "sosyal prestij" adına Kaleiçi'nin dışına, apartmanlara geçmişti.

EKONOMİK NEDENLER
İskele, eski işlevini yitirdiği ve Kaleiçi'ndeki evlere de talep olmadığından, eskiyen yapılar tamir edilmeden, yıkılmaları beklenir olmuştu. Ev sahiplerinin birçoğu, evlerini ekonomik nedenlerle Antalya'ya göç edenlere, ya da alt gelir grubundan ailelere kiralamaya başlamışlardı. Bu durum, zaten sur duvarları yardımıyla zorlukla ayakta durabilen yıpranmış evlerin ömrünü, daha da kısaltmıştı. Artık evlerde kirada oturan ve genellikle Anadolu'nun kırsal kesiminden gelen dar gelirli topluluklar, her yıl kış aylarında evlerin ahşap bölümlerini, ısınmak amacıyla sobalarında yakınca, evlerin daha da kısa bir sürede harabe görünümüne dönmesine neden oluyorlardı. İşte tam da o sırada, Kaleiçi olarak anılan 42 hektarlık alanda, o güne kadar Türkiye'de başka hiç bir yerde uygulanmamış bir proje, hayata geçirildi. Eski tarihi dokuyu oluşturan Kaleiçi, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 09.06.1973 tarih ve 7176 sayılı kararıyla "Kentsel Sit Alanı" olarak ilan edilmiş; İmar hareketlerine karşı koruma kapsamı içine alınarak, her türlü inşaat işlerine yasak kararı getirildi. Aynı kurulun 08.10.1976 tarih ve A-185 sayılı kararıyla 1973 yılından itibaren Turizm Bakanlığı, Belediye, İmar İskan Başkanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu arasında yapılan bir protokolle Eski Liman ve yakın çevresine ait bir kısmın kamulaştırılarak restore edilmesi ve yaşatılması kararlaştırıldı.

DÖNÜŞÜMDE İLK ADIMLAR
1979'da onaylanan "Kaleiçi Koruma İmar Planı" ile koruma, eski yapıların restorasyonu ve kentsel mekânların "geçmişle uyumlu" düzenlenme doğrultusunda işlevlendirme projeleri hazırlandı. Kentin bu bölümünün önemli bir turizm, ticaret ve eğlence bölgesine, eski liman da, yat limanına dönüştürülmesi yolunda ilk adımlar atılmaya başlandı. 1992 'de yenilenen koruma planlarıyla da her türlü yeni yapılaşmada "mimari kimliğin sürdürülmesi" ön koşul oldu. Böylece Kaleiçi bölgesinin Turizm ve Tanıtma Bakanlığı tarafından, koruma amaçlı denetim altına alınması, o bölgede örnek restorasyon çalışmalarına başlanması, Kaleiçi'ni geleceğe taşıyacak olumlu bir girişim olmuştur. Bu çalışmada, Kaleiçi'ndeki bütün konutlar, tescil altına alınmış; bu yapıların özellikleri, günümüze kadar geçirdikleri süreç ve günümüzdeki durumları incelenmiş, müdahale ve kullanım önerileri getirilmiştir. Bu hedef doğrultusunda, Antalya İskelesi'nde yer alan birtakım binalarla, iskeleyi çevreleyen surlar üzerindeki 101 parseldeki binalarla eski Kaleiçi evleri, 1973 yılında Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nca kamulaştırıldı. 1978 yılında restore edilen binalar, 1981 yılında kullanıma açıldı. Bunlar arasında inşa tarihleri ve stilleri ile birkaç yüzyıl gerilere giden yüzlerce ev bulunmaktadır. Restorasyon sırasında yapılar, tek tek ele alınarak, fiziki durumları gözden geçirilmiş, kaybolmuş orijinal sokak dokusu ve mimari detaylar araştırılarak, binalara verilecek yeni fonksiyonların, eski ile uyum içerisinde ve tarihi çevreyi bozmadan yer almasına, özenle dikkat edildi. Bunlara ek olarak, alt yapıya ait elektrik, telefon, su, pissu şebekelerinin yapılmasıyla Kaleiçi'nde, tüm Türkiye'ye örnek olabilecek bir "Yat Limanı ve Turizm Eğlence Merkezi" ortaya çıkarıldı. Turizm Bankası kapanıp, gayrimenkuller, Maliye Bakanlığı'na geçince binalar, ardı sıra özel sektörden kişilere satıldı. Özellikle de Yat Limanı, bugün bir sahipsizliğin içine düştü.
BİZE ULAŞIN