2017 geride kaldı

2017 geride kaldı

Yeni yıl deyince üç şey gelir aklıma. Birincisi evlerde aile arasında kutlanan ve tombala oynanan yılbaşlarıdır. Hemen hemen her yıl aynı evlerde, aynı konuklarla, aynı eğlencelerle kutlanır. Bütün dost ve akrabalarla bol çerezli, bol meyveli, sobaların üzerinde kestanelerin kızartıldığı, mısırların patlatıldığı toplantılardı bunlar. Çok değil daha 15-20 yıl öncesine kadar, yılbaşı gecesi sokaklar, caddeler, meydanlar bomboştu ve restoranlar, meyhaneler boşuna müşteri beklerdi. İnsanlar yılbaşında eşleri, dostları ile o gece birlikte olurlar; yemekler, içkiler, ailecek tombala oynamalar, bilmece sormalar derken, gecenin tam yarısında saatin, akreple yelkovanı buluştuğunda, herkes birbirini kutlardı. Daha sonraları, 1980'li yıllarda televizyon girdi hayatımıza. Bir yandan eğlenirken, göz ucu ile TRT'nin aylar öncesinden büyük bir özenle hazırladığı yılbaşı eğlence programlarını seyrederdik. Önce Muazzez Abacı, Müzeyyen Senar gibi sanatçılar çıkar, sanat güneşimiz Zeki Müren de yılın son dakikalarında ekranda birkaç şarkı söylerdi. Ondan sonra da yılbaşı gecelerinin mısır patlatma, portakal soyma, çekirdek çıtlatma ve tombala oynama yanında en büyük eğlencelerinden biri de yeni yıla girilen saatte televizyonda yayımlanan dansöz gösterisi idi. Yılbaşında ekrana dansöz çıkması büyük bir olaydı o günlerin insanları için. TRT de bu dansöz işini çok ciddiye alırdı. Nerden bilecektik ki gün gelecek, yıllar sonra yarışma programlarında bile dansözlerin ekranda yer alacağını.

DUVAR TAKVİMLERİ
Yılbaşı denilince üçüncü olarak aklıma gelen, yeni yılda evimize hangi duvar takvimini asacağımızdı. Yılbaşı kartları gönderme alışkanlığımızı bırakalı yıllar oluyor. Yine de teknoloji çağına rağmen benim duvar takvimi alışkanlığımdan vazgeçmem hala mümkün değil. Bilenler bilecektir. Bir zamanlar evlerimizin duvarlarını sırtından bir kartona iliştirilmiş, sayfa sayfa koparılan ve 365 günlük bir koçandan oluşan Saatli Maarif Takvimi veya Resimli Ülkü Takvimi süslerdi. Şimdi kaç evde var, bilemiyorum. Bizim çocukluğumuzda, gençliğimizde bu yapraklı duvar takvimleri bir evin olmazsa olmazlarından biriydi. O zamanlar yeni yıl demek, duvar takvimi ile cep takvimi demekti. Her aile yeni yıla girerken sanki kutsal bir görevmiş gibi insanlar bu takvimden bir tane edinirdi evine. Sonra da yeni yılın birinci gününe ait yaprak açılarak yeni yıl beklenirdi. Yeni yılın simgesiydi adeta bunlar. Televizyonların olmadığı yıllarda günlük yaşamımıza sabah kahvaltıdan önce bu takvimlerin o günkü tarihli yaprağını okumakla başlardık. Bu takvimlerin yapraklarında hangi bilgiler yoktu ki? Güneşin doğuş ve batış saatleri, Hicri takvime göre tarih, günün uzaması, güneşin doğuş saatleri, bir kutu içinde namaz vakitleri, o gün dünyaya gelen çocuğa verebileceğiniz kız ve erkek isimleri, pişirebileceğiniz yemek tarifleri, fıkralar, püf noktaları, tarihte o gün ne olduğuna dair bilgiler, o gün doğan ya da ölen ünlüler, eski takvime göre beklenen hava durumu gelişmeleri yani zemheri, pastırma sıcakları, havaya, suya ve toprağa düşen cemreler ve daha neler, neler… İçinde yazarların, sanatçıların doğum, ölüm tarihleri, önemli keşiflerin, icatların tarihleri, ağaçlara su yürüme zamanı, bağ budama, kalem aşısı zamanı, kocakarı soğuğunun başlangıcı, husum fırtınası, kırlangıçların gelme zamanı, kırlangıç fırtınası, Hamsinin sonu, koz kavuran fırtınası, çaylak fırtınası, çaylakların gelme zamanı ve daha birçok bilgi yer alırdı. İnanır mısınız ertesi gün ne yazacak diye merak ederdik. Sayfaları kaldırarak o günün ne günü ya da bayramı olduğunu öğrenirdik takvimlerden. 2018 yılının bu ilk gününde, bu duygularımı sizlerle paylaşmak istedim. Yeni yılın tüm okuyucularımıza sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diliyorum.

TEBRİK KARTLARI
Yılbaşı denilince ikinci olarak aklıma gelen, uzaktaki dostlarımıza, akrabalarımıza gönderdiğimiz Antalya manzaralı veya rengarenk süslü yılbaşı kartları. Haftalar öncesinde evlerde tatlı bir telaş başlardı. Çarşıdan tomarla kartpostal alınır; adres defterlerinden başka kentlerde oturan akraba, eş, dostların adresi bulunur; yılbaşından en az bir hafta önce tebrik kartları postaneye verilirdi. Gönderebilmek için de postanelerde uzun kuyruklarda beklenirdi. Sonra da bu kartlara alınan cevap tebrikleri, adres defterine özenle işaretlenirdi. Bu yılbaşı kartlarının çoğunluğu kar manzaralı olurdu. Bu yılbaşı tebrik kartlarının ana temasını; dışarıda diz boyu kar, ışıkları açık tek katlı lüks bir ev, içinde ışıl ışıl parlayan bir yılbaşı ağacı, başlarında şapkalar, sağdan soldan sarkıtılmış rengarenk kağıtlar oluştururdu. Çocukluğumda kar manzaralı tebrik kartlarının etkisiyle olacak, yılbaşı gecelerinde hep kar yağması gerektiğini sanırdım. Antalya'da hiç kar yağmadığı için, kar manzaralı bu yeni yıl kartları yüzünden hiç olmazsa, yılbaşı gecelerinde kar yağan bir bölgede oturmayı düşlerdim. Şimdi hâlâ tebrik kartı gönderen var mı bilmiyorum. Kısa mesaj denen bir alışkanlık ortaya çıktı, tebrik kartları gönderilmez oldu.

BİZE ULAŞIN