Hestourex Fuarı’na

Geçtiğimiz hafta Antalya Expo Center’da Hestourex Dünya Sağlık, Spor Turizmi Kongresi ve Fuarı’nın 2’ncisi düzenlendi. Fuarın çok da başarılı geçtiği söyleniyor

Hestourex Fuarı’na
Kültür ve turizm potansiyeli açısından önemli bir destinasyon olma özelliği taşıyan, bu yıl 05-08 Nisan 2018 tarihleri arasında Antalya Expo Center'de 2'ncisi düzenlenen Hestourex Dünya Sağlık, Spor Turizmi Kongresi ve Fuarı'nın, bölge ve ülkemiz turizminin tanıtımına büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bu turizm fuarı çalışmaları beni, bu hafta içinde 1976 yılından itibaren önce Antalya'da, daha sonra tüm yurt genelinde kutlanmakta olan "Turizm Haftası" düşüncelerimde yarım asır öncesine, yani "şehre 4 turist geldiğinde" bile o günün Antalya'da bayram ilan edildiği günlere götürdü. Hatta yerel gazete sayfalarında haber olarak "Bugün şehrimize 4 turist geldi, bugün 15 turist geldi" diye manşetlerin boy gösterdiği günlerdi, o günler. Bizler ortaokulda, Antalya Lisesi'nde bir yabancı dili iyi öğrenmiş öğrenciler, Antalya'yı Tanıtma Turizm Derneği'nin Onursal Başkanı rahmetli Dr. Burhanettin Onat'ın önderliğinde, birbirine bir ideal uğruna kenetlenmiş, her birimiz birer turizm neferi olarak, kentimize gelen bu birkaç turiste kendimizi daha iyi tanıtma amacıyla, bir oradan bir oraya koşturup duruyorduk. Para, pul; turistlerden menfaat sağlamak gibi şeyler geçmezdi aklımızdan. Onları biz, bu kentin en değerli misafirleri kabul ederdik. Büyüklerimiz tarafından böyle şartlandırılmıştık, bize böyle öğretilmişti çünkü.

60 YIL ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR
Antalya halkını da turizm konusunda bilinçlendirmek için, Avrupalı turistlerin daha çok geldiği her Mart ve Nisan ayları Antalya'nın caddelerine, üzerinde "Turizmde ilke, tertemiz ülke; Turist bizden güler yüz ve misafirperverlik bekler; Bir turist memnun turist, bin yeni turist getirir" gibi sloganlar yazılı dövizler asıyorduk. Akşamları da ben, o zamanlar kentte çok az sayıda olan otelleri de teker dolaşıyor; Antalya'ya gelen her turistin oteldeki yatak odasındaki komedinin üzerine bir Antalya Tanıtım Broşürü ile "Antalya'ya hoş geldiniz. Size vereceğimiz her türlü bilgi ve yardımlarımız için, lütfen bize, Turizm Danışma Büromuza uğrayınız" notunu bırakıyorduk. Bir amacımız vardı. O da Antalya'mızın doğal güzelliklerini, kültürel değerlerini yabancı konuklarımızla paylaşmaktı. Ertesi günü Turizm Danışma Büromuz, bu meraklı turistlerle dolup taşıyor; "Dünyada çok yer gezdiklerini, hiçbir yerde böyle otel odasına bırakılan bir davet notu ile karşılaşmadıklarını" söylüyorlardı. Doğal olarak bu sözler bizi daha da heyecanlandırıyor; onlara Antalya kenti ve çevresinde görülecek yerler hakkında bilgiler sunuyorduk. Çünkü biz bu kentte doğmuştuk ve bu kenti çok seviyorduk. Evimize ilk kez gelen bir misafirimize evimizin odalarını, çalışma odamızı vs. nasıl bir titizlikle gösteriyorsak, kentimize ilk kez gelen bu misafirimize de kentimizin güzelliklerini aynı titizlilikle göstermek çabasındaydık. Gayretimiz de sonuç veriyor, bir gelen ertesi yıl yine geliyordu. Bunlar arasında 10, 20, 30 kez Antalya'ya gelen turistleri Antalyalıların birçoğu hala hatırlarlar. İşte Antalya'daki bu çalışmalarımız, yıllar sonra Turizm Bakanlığı'nın da ilgisini çekti ve 1976 yılından itibaren önce Antalya'da, daha sonra tüm yurt genelinde "Turizm Haftası" olarak kutlanmaya başlandı. Nitekim daha 1961 yılında Türkiye turizmi konusunda değerli incelemeler yapıp hükümete bir rapor sunması için Türkiye'ye davet edilen Prof Bade, Antalya sahillerine ve sahip olduğu tarihi kültür mirasına hayran kalmıştı. Prof Bade ülkemizin dış giderlerini karşılayabilmek amacıyla, turizm kaynaklarımızı harekete geçirmemizi tavsiye etmiş ve bu yoldan yılda 200-300 milyon dolarlık bir döviz geliri elde etmemizin mümkün olabileceğine işaret etmişti. Bugün geriye bakınca, o günlerden bugüne neredeyse 60 yıl geçmiş. Artık Antalya bölgesine çeşitli ülkelerden, sayıları on milyonu aşan turist geliyor.
"Bugünün turizmcilerinde, bizim o yıllardaki heyecanımız var mı?" diye düşünüyorum. Ne yazık ki, "Hayır".

ŞU SÖYLEMİ UNUTALIM
Yaptığımız en büyük yanlışlık "Zaten bize zengin turist gelmiyor" denilmesi. Belki Türkiye'de çok sayıda milyoner vardır ama; şuna inanın ki, dünya ülkelerinde pek az milyoner vardır. Onlar da iş seyahatleri dışındaki tatillerini çoğunlukla, bilmem neredeki villalarında, süper lüks yatlarında veya "kurvaziyer" dediğimiz lüks deniz gezilerinde geçirirler. Bu sözlerimle belki bütün ümitlerinizi kırmış oluyorum. Ama şunu bilin ki, dünyanın sonu gelinceye kadar hep bu böyle olacak. Çünkü zenginler zaten çalışırken tatildedirler. Onların her zaman boş zamanları ve çok paraları vardır. Onların, bütün yıl az bir ücret karşılığında ve stres içinde, çoğu zaman güneş yüzü görmeyen mekânlarda çalışan işçiler gibi güneş dolu, eğlence dolu harika bir tatile özlemleri yoktur. Son yıllarda 60 yıl öncesinin aksine, turist akınının Antalya yönünde hızlanması için şartlar çok uygun hale gelmiştir. Bütün mesele bunun, devamının nasıl sağlanması gerektiğidir. Türkiye'de ve özellikle Antalya'da ahenkli bir turizm hareketi için ne yapmak lazımdır? Yabancıların size "ucuz olduğu için" değil de, bizzat kendisinin isteyerek gelmesini arzuladığınız zaman yapacağınız iş, onlara nasıl davranmamız gerektiğini düşünmektir.

TURİST PROFİLİ DEĞİŞ
Son olarak ilave edelim ki; bugünkü turist, cebi dolu, kültürü seven 60 yıl öncesinin seyyahı değildir. Uçağa atlayıp tatilini yabancı diyarlarda geçirmek isteyen binlerce memur, işçi ve işadamını buraya tekrar tekrar çekmek için daha bilgili ve dinamik gayretler yanında turizmde çeşitli alternatifler yaratmak zorundayız. Bunları sağlamadan, özellikle kent içi ve turizm bölgeleri arasında modern ve rahat bir ulaşım ağını geliştirmeden, yalnızca "gelecek yıl 12 milyon, 14 milyon turistin gelmesini hedefliyoruz" demek, korkarım ki, ülkemiz turizmine fayda yerine zarar getirecektir. Gelin isterseniz, 60 yıl önceki turizm sloganımızı bir daha söyleyelim: "BİR MEMNUN TURİST, BİN YENİ TURİST GETİRİR"

TURİZMDE KUSURSUZ OLMAK
AVRUPA'DA hâlen otellerimizin, lokantalarımızın, kent içi ulaşım vasıtalarımızın kusursuz hale gelmesini bekleyen yüz binlerce turist vardır. Kusursuz hale gelmesi, ne demektir? Türkiye'de bunu "lüks" olarak anlayanlar vardır. Bazen lüks oteller dahi "Kusursuz" değildir. Halbuki Avrupalı turist lüksü aramamakta, fakat buna karşılık temizliği, mükemmel servisi, özellikle yabancı bir ülkede insanların kendisine sevgi ile yaklaşmasını beklemektedir. Bu duruma göre en mütevazı bir köy evi kusursuz, fakat en lüks bir otel tamamen aksi olabilir... Yabancıların Türkiye'de gördükleri misafirperverlik ve nezaket, muhakkak ki, Türk turizmi için birer avantajdır. Ancak bu misafirperverliğin karşı tarafça lâyıkıyla takdir edilmesi, yalnızca pahalı ve lüks yerlerde değil, sokakta, alışveriş yerlerinde, yani her yerde gösterilmesi gerekir.
BİZE ULAŞIN