Ahmet TEZCAN: Yardım mevsimi

  • Ankara Başkent
  • Çarşamba 08.06.2017

Yardımlaşmanın en makbul olduğu aydır Ramazan, mal ile can ile ibadet edilen, aşırılıkların sükûn bulduğu bir güzel mevsimdir. Fakir fukarayı şimdi bulanlar saadeti, selameti bulurlar. Yoksa sosyal medya hesabından vaaz nasihat paylaşarak kalpler, vicdanlar tatmin olmaz. Gerçekten yardım zamanıdır ve isteyen bir yolunu buluyor.
Gazete haberiydi; garibanlar için "askıda çay" âdeti başlatmışlar, çay parası öderken beş fazla ödüyor ve "garibanları gözet" diye kahveciyi tembih ediyorlarmış. Yardımı askıya alma değil, askıda yardım.. Bu memleketin yardım kurumları tabi ki var ama nice ihtiyaç sahiplerine belki ulaşılamıyor.
Düzenli geliri olmayan, işinden, eşinden ayrılmış, iş bulamamış, aylardır beş parasız dolaşan insanlar yok mu? Oruç ayında türeyen pejmürde milyonerlere bakmayın siz, üstü başı düzgün fakat düzeni bozulmuş bir çok insan var sokaklarda, camilerde, kahvelerde..

***

Eskiden bakkala yazdırılırdı, her bakkalın bir veresiye defteri vardı. Bazı yardımseverler de gelir sıkıntılı vatandaşın veresiyesini kapatıverirdi. Bakkal bilirdi o durumda olanları.
Yardım almak da zordur çünkü. Eskiden aşevlerinin kapısı bu nedenle arka sokağa açılırdı. Demem o ki; bahsi geçen "askıda yardım" da bir seçenek. Evine ekmek alıyorsan bakkalına fazladan iki ekmek parası daha ödersin. Ya da garibana ulaştırması için kırtasiyeciye, hazır giyimciye, lokantacıya "askıda yardım" parası bırakırsın. İhtiyaç sahibini onlar bilir, bulur, ulaştırır. Alan el veren eli görmez. Yardımlaşmanın makbul olanı da budur zaten.

***

Anadolu'nun gani gönüllü insanları yardımlaşmanın her zaman bir yolunu buluyorlar. Benzer şekilleri vakıflar aracılığıyla asırlardır bu topraklarda uygulandı, SADAKA TAŞI bunlardan biriydi. Hanlarda ihtiyacı olan alır, olmayan takviye ederdi. Millet olarak asırlarca toplu yaşamamızın, ayakta kalmamızın hattâ millet olmamızın sırrı budur.
İşte Ramazan ayındayız, bir mübarek yardım mevsimindeyiz, evine ekmek götürememiş, çaya çorbaya muhtaç kimsenin kalmaması lazım. Bu milletin varlığı, en kötü gününde yoksuluna on kere yeter, önemli olan ihtiyaç sahibine ulaşabilmek. İşte mülteci kampları; milyarlarca lirayı buralara sığınmış biçarelere harcıyoruz, yurtlarından yuvalarından insanların sayıları milyonlarla ifade ediliyor. Milletin desteğiyle oluyor bunlar ve dünyada eşi benzeri de yok. Ankara'nın da nice yardımseverleri vardır. Toplum içindeki gizli dayanışmadır bizi ayakta tutan. Kimseye duyurmadan bunu yapıyorlar, kimi belediyeler veya sivil toplum kuruluşları gibi işin suyunu çıkarmadan ve reklama tenezzül etmeden yapıyorlar.

BİZE ULAŞIN