Anne baba olmaya zihinsel ve duygusal olarak hazırlanın

Anne baba olmak için kendini hazır hissetmeyen veya beklemeye alan çiftler, artık harekete geçme zamanınız geldi. İşte size anne-baba olmaya hazırlanırken ve bu role ısınırken yardımcı olacak ve yol gösterecek bilgiler.

Anne baba olmaya zihinsel ve duygusal olarak hazırlanın

Yeni veya uzun süren evliliklerin ardından yakın çevreler veya aile büyüklerinin söylediği "Bir çocuk yapın, artık torun istiyoruz veya yaşın da geçiyor…" gibi sözlerle çiftler sürekli tacize uğrar. Ailelerinin bu istekleri Daha zamanı var, hazır değiliz, maddi imkânlar uygun değil, bebeğe kim bakacak veya çalışıyorum…" gibi bahanelerle geçiştirilir. Anne baba olmanın ve bir çocuğun sorumluluğunu almanın kolay olmadığını bilen çiftlerin, ilk olarak bu sürece iyi hazırlanmaları gerekiyor. Bebek bakımı, beslenmesi, uykusuz geceler ve bebeğin anne babaya ihtiyacı olduğu ilk zamanlar yorucu ve stresli bir dönemi kapsıyor.

Böyle olunca da çiftler, kendi düzenlerini alt üst eden bir varlığı aileye dahil etme fikrine biraz uzak bakıyorlar. Peki ya bebek sürpriz yaparsa? O zaman ne yapacaksınız? Gelin daha fazla beklemeyin, anne-baba olmadan önce kendinizi bu sürece, Psikolog Şeniz Pamuk'un verdiği bilgiler doğrultusunda hazırlayın. Anne baba olmak için uygun kriterlere sahip olup olmadığınıza bakın, eğer kendinizi artık hazır hissediyorsanız bebeğinizi kucağınıza almanın mutluluğunu yaşayın.

Her çocuk farklıdır

"Evet, hamilesiniz!" Bu cümleyi duyan birçok çift havalara zıplar ve hemen geleceğe yönelik planlar yapmaya başlar, bazı çiftler ise yüzünü asar ve çocuğu isteyip istemediğini sorgular. Yani her bebek gözlerini bambaşka bir ortamın içinde açar. Anne baba olmaya hazırlanmakla ilgili; internet, değişik yayın organlarının çıkardığı gazete, dergi veya kitap, anne baba okulları veya TV programları aracılığıyla, sonsuz sayıda bilgiye ulaşmak mümkündür. Bu kaynaklar, anne babalara bazı temel doğruları gösterseler de, her çocuk farklıdır.

Asıl önemli olan anne babanın kendi çocuklarını doğru olarak "okumalarıdır". Hiçbir kaynak, bir tek çocuğu anlamak için yüzde 100 yeterli değildir. Sadece doğruyu ve yapılması gerekenleri anlatan yayınlara takılı kalan, çocuğu adeta bir kullanma kılavuzuyla yetiştirmeye çalışan anne-babanın, aslında bu yeni role pek de hazır olmadığını ve kendine güvenmediğini gösterir. Bu şekilde hareket edilmesi anne babanın zamanla kendi iç sesini kaybetmesine ve kaygısının zamanla artmasına neden olur.

Farkındalık kazanın

Anne baba olmak çok planlı veya tesadüf olarak da gerçekleşebilir. Eşlerden biri bu role hazırken diğeri hiç hazır olmayabilir. Çocuk sahibi olmayı planlamakla, istemek aynı anlama gelmez. Hamilelik sırasında bazı anne babaların çok net beklentileri vardır veya sınırlıdır. Bu hayaller, beklentiler çok detaylı ve kapsamlı olabilir, ancak dünyaya gelen çocuk, bu beklentileri karşılamadığı zaman anne babayı hayal kırıklığına uğratabilir.

Planlanmamış bir hamilelik sonucu dünyaya gelen çocuğun kabulü daha kolaydır. Dolayısıyla, hamilelik öncesi, hamilelikte veya doğum sonrasında yaşanan birçok faktör, anne babanın çocuğu nasıl kabul ettiklerini ve nasıl yaklaştıklarını etkileyebilir. Bu noktada çiftlerin kendilerine sormaları gereken bazı sorular şunlar olabilir:

Anne baba olmak benim için ne ifade ediyor? Bana neler çağrıştırıyor?

Çocukken en çok hoşuma giden şeyler nelerdi? Nelerden hoşlanmazdım?

Kendi ebeveynlerinin anne babalığında en sevdiğim ve sevmediğim noktalar nelerdi?

Benim kafamdaki ideal anne baba olmanın tanımı nedir?

Çocuklarla zaman geçirmeyi seviyor muyum? Çocukları yatıştırmayı, ikna etmeyi seviyor muyum?

Bu konuları düşünürken kendimi nasıl hissediyorum? Eşlerin anne-babalık rolüne ve dolayısıyla çocuklarına nasıl yaklaştıkları çok önemlidir. Anne-babaların kendileriyle ve kendi geçmişleriyle ilgili bir farkındalık kazanmış olmaları önemlidir.

Anne baba olmanın özellikleri

Anne-baba olmaya yasal bir engel olmadığı için teorik olarak herkes anne-baba olabilir. Amaç mutlu, öz güvenli, sosyal becerileri gelişmiş, belli konulara ilgi duyabilen ve uyum yeteneği olan bir çocuk yetiştirmekse bu liste uzatılabilir, kısaltılabilir ya da değiştirilebilir. Anne baba adaylarının bazı temel becerilere sahip olmaları gereklilik kazanır. Çok geniş kapsamlı olan bu konuyu şu şekilde özetleyebiliriz:

Anne baba olmak isteyen kişilerin belli bir duygusal olgunluk düzeyine gelmiş olmaları ve çocuğun ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyabilmeleri önemlidir. İlk bebeklik döneminde oluşan anne bebek bağlanması, çocuğun diğer gelişim dönemlerinin temel taşını oluşturur, bu nedenle de annenin çocuğa duygusal olarak doğru yaklaşabilmesi vazgeçilmezdir.

Anne baba adaylarının öncelikle çocuklarını hangi değerlere göre yetiştirmek istediklerine dair bir fikirleri olmalıdır. Çocuğa ne oranda söz hakkı verileceği, kuralların mı yoksa çocuğun isteklerinin mi ön planda tutulacağı gibi birçok konuda anne babanın bir görüşünün, önemlidir. Çocukla yaşanan birçok sorunun anlık çözümlerle geçiştirilmesi, hem çocuk hem anne baba açısından büyük sıkıntı yaratır.

Anne babaların çocuk sahibi olmayı planlarken ve hamilelik döneminde, doğacak çocukla ilgili neler hayal ettiklerinin farkında olmaları da çok önemlidir. Çocukla ilgili arzular, hayaller, beklentiler ne kadar net ve kesin olursa hayal kırıklığı yaşama ihtimali de o derece artar. Bu nedenle, anne babanın değişik olasılıkları, senaryoları göz önünde bulundurmaları ve belki de bu olasılıkları göze alabildikleri noktada anne baba olmayı düşünmeleri daha uygun olur. Zihinlerinde oluşturdukları çocuk, kendi çocuklarının doğru algılanmasında belki de en büyük engeldir.

Bazı anne-babaların kendilik algıları çok yükseklerdedir, kendilerini çok değerli ve çok özel olarak algılarlar. Bu anne babaların çocuğu olarak dünyaya gelmek çocuk için ömür boyu bitmeyen bir sınav olabilir. Çocuğun kendilerine "layık" olması ya da ailesini "doğru yansıtması" adına aileler çocuktan hep başarı bekleyebilir, çocuğu diğer çocuklarla karşılaştırıp eleştirebilirler. Oysa çocuk dünyaya gelirken kendini seçmemiştir ve tek beklentisi olduğu haliyle kabul edilmektir.

Anne babanın, kendi içlerine sindirebildikleri bir gelir düzeyine sahip olmaları da vurgulanması gereken bir konudur. Çocuk ciddi harcamalar gerektiren bir konudur. Bu harcamaların en asgari düzeyinin dahi aile için sıkıntı yaratması anne babada öfke ve suçluluk yaratabilir ve zaman içinde aile ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebilir.

Bu yeni roller için birbirlerine ne derece güvenebildikleri de çok önemli bir diğer konudur. Çocuğun getireceği yüklerin nasıl paylaşılacağı, kimin hangi sorumlulukları üstleneceği de önceden konuşulması gereken konulardan biridir. Anne ve baba çocuğun diğerine benzemesini istemediğinde ya da eşlerin bu roller için birbirlerini yeterli görmemeleri durumunda da aile içinde ciddi sıkıntılar yaşanır ve zaman içinde aile birliği tehlikeye girer.

Bir bebeğin bakımının sorumluluğunu almak yeni anne babalar için tabii ki zor olacaktır. Hiçbir şekilde derdini anlatamayan ve hayatta kalması tümüyle anne babasına bağlı bir canlıyla baş başa kalmak kaygı uyandırabilir. Dolayısıyla eşlerin başlarda bu konuda kaygılı olmaları, sıkıntı yaşamaları ve bu sıkıntıları birbirlerine yansıtmaları bir ölçüde doğaldır.

Burada ayırt edilmesi gereken en önemli nokta, kaygının çocukla mı yoksa anne-babayla mı ilgili olduğudur. Konu çocuksa, duruma el ele verip çözümler üretilebilir. Ancak kaygı anne baba arasındaki rekabetten kaynaklanıyorsa ve bir güç mücadelesine dönüyorsa, burada başta çocuk olmak üzere kimseye yarar getirmeyecek bir durum söz konusu demektir.

Çocuk doğduktan sonra eşlerin "karı kocalık" rollerine "anne-babalık" da ekleneceği hiç akıldan çıkarılmamalıdır. Eşler, bu yeni role ne ölçüde alan tanımayı düşünmektedirler? Sadece karı kocadan oluşan bir birime yeni doğmuş bir bebek eklendiği anda, artık o ailenin içindeki birimler ciddi şekilde çeşitlenmeye başlar. O ailede anne çocuk, baba çocuk, anne-baba ve karı-koca olmak üzere birçok birimden söz etmek mümkündür. Bu düzende, özellikle ilk yılda anne-çocuk biriminin yani ilişkisinin ön plana çıkması kaçınılmazdır.

Eşlerden her ikisinin de bu durumu kendi açılarından kabullenebilmeleri gerekir. Anne yeni rolüne ağırlık vermek durumundadır; eş olmak, kendi ailesinin kızı olmak, işyerinde çalışan olmak, arkadaş olmak, vb. roller, ilk dönemlerde çok daha geri planda kalacaktır. Bu konum yeni anne olmuş biri için çok yorucu ve çok az tatmin edici olabilir, dolayısıyla da isteksizlik yaratabilir ya da kendini bu yeni rolüne aşırı derecede kaptırabilir ve diğerlerini tümüyle unutur. Aynı şekilde baba da, ilk zamanlarda biraz daha arka planda kalmayı kabullenebilmeli, ancak anne ve çocuğun hep yanında olmalıdır.

Eşlerin yaşamında çocuğa, çocuğun ihtiyaç duyduğu ölçüde alan açılmaması kadar tüm alanın çocuğa verilmesi de aile yaşamı açısından belli sorunları beraberinde getirebilir. Eşlerin çocuğun ve kendi ihtiyaçları arasındaki dengeyi gözetmeleri ve ancak ağırlığın artık çocuk tarafında olacağını da kabullenebilmeleri gereklidir.

Günümüzde, hem annenin hem babanın çalışması olağan bir durumdur. Bu nedenle dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, çalışan anne babanın çocuğun bakımı konusunu nasıl ele alacakları, çocuğu kime emanet edecekleridir. Bunun dışında, çocuk, ev ve iş dışında kendilerine ne kadar zaman ayırabileceklerini de anne baba adaylarının düşünmesi gerekir.

Her çocuk bazı mizaç özellikleriyle dünyaya gelir. Anne babanın çocuğun her türlü özelliğini keşfetmesi, anlaması ve kabullenebilmesi gerekir. Örneğin bazı bebekler çok renkli ve hareketli ortamlardan hoşlanırken bazıları dingin ve sakin ortamlarda bulunmaktan keyif alırlar. Çocuğun bu özellikleri anne babayla çok uyum içinde bazı özellikleri de onlara aykırı olabilir. Anne babanın bu gibi durumlarda kendi doğrularından taviz vermeyi göze alabilmelidir.

Psikolojide mükemmel anne baba olma kavramı yerine "yeterince iyi anne baba olma" kavramı vardır. Yeterince iyi anne baba ise çocuğunun duygusal, fiziksel, zihinsel ve sosyal gereksinimlerini çocuğun gözünden anlamaya ve yine çocuğa uygun olacak şekilde gidermeye çalışır.

Anne babanın çocuklarıyla doğrudan bağ kurmaya hazır olmaları da göz önünde bulundurulması gereken önemli bir noktadır. Bebeğin beslenme, uyku ve temizlik gibi bir takım temel ihtiyaçlarını anne babanın mümkün olduğunca sık üstlenebilmeleri çocukla ilk bağın kurulması açısından gereklidir.

Plansız hamilelik olumsuz sonuçlara yol açar mı?

Plansız bir şekilde anne-baba olmak oldukça sık rastlanan bir durumdur. Ancak her çift bu durumla eşit koşullarda karşı karşıya gelmez. Yeni tanışıp evlenmiş ve hemen çocuk sahibi olmuş bir çift henüz karı koca olmaya uyum sağlayamamışken kendini bir anda anne baba olarak bulduğunda, bu yeni konumun getirdiği sorumluluk, karı koca paylaşımlarındaki azalma, ortaya çıkan gerginlikle baş edememe gibi sonuçlar, ev içinde yaşanan ilişkileri gerginleştirebilir. Birbirini iyice tanımış bir çift, pek planlı olmasa da anne baba olduklarında, bu yeni konumlarıyla daha rahat baş edebilirler ve gereken esneklikleri daha rahat sağlayabilirler.

Karı koca olma ilişkilerini bir eksene oturtmuş çift için anne baba rollerine uyum sağlamak çok yıpratıcı da olabilir ve eşlerin birbirlerinden uzaklaşmalarına neden olabilir. Sonuç olarak hamileliğin planlı olması, eşleri anne babalığa duygusal ve zihinsel olarak daha hazırlıklı kılar, ancak plansız bir hamileliğin çocuk üzerinde mutlaka olumsuz bir etkisi olacağını söylemek de pek doğru değildir. Eşlerin hayatlarındaki bu dönemece belirtilmiş noktalar ışığında nasıl uyum sağladıkları daha belirleyici olan faktördür.

Çocuk sahibi olmaya, gerçekten çok istekle ve belli altyapılar hazır olduğunda ulaşıldığında, bir kişinin yaşayabileceği en hoş deneyimlerden birine de ulaşılacağını söylemek abartı olmaz. Çocukla geçirilen her anın hayatımızı zenginleştirdiği ve bu alışverişin iki yönlü olduğu da unutulmamalıdır.

Hazırlayan: Şenay ÇELİK

BİZE ULAŞIN