Hakları ödenmez: Büyükanne ve büyükbabalar

Hakları ödenmez: Büyükanne ve büyükbabalar

Sevecen ve şefkatli, çoğu zaman da anne-babalara göre çok daha toleranslı olan büyükanne ve büyükbabaların torunları üzerinde etkileri büyük!

  • Aile ve İlişkiler
  • Cuma 03.11.2017 15:15

Büyükanne ve büyükbaba deyince çoğumuzun aklına, torunlarını şımartan, ilgiye ve sevgiye boğan kişiler geliyor. Buna bir de bolca alınan oyuncaklar, annebabadan gizli verilen abur cuburlar da eklenince çocukların kalbini öyle bir fethediyorlar ki... Özellikle çalışan anne-babaya sahip çocukların, vakitlerinin çoğunu büyükanne ve büyükbabalarıyla geçirdikleri düşünülürse, aralarında oluşan güçlü bağın iki tarafı da birbirine daha düşkün hale getirmesi kaçınılmaz. Torunlarının kendilerine yaşam enerjisi verdiği ve mutluluk kaynağı olduğu genel görüşünde olan büyükanne ve büyükbabaların, böylesine denetimsiz ve koşulsuz verdikleri sevginin, elbette çocuk üzerinde olumlu olduğu kadar olumsuz da bazı etkileri olabiliyor. Psikolojik Danışman Tuğba Gürçağ Yarız'a göre; en sık karşılaşılan problemlerden biri; anne ve babanın çocuk üzerindeki otoritesinin sarsılması… Biz de anne ve babalara, hem büyükanne ve büyükbabalarla ortak bir yol haritası bulmaları için yol gösterelim hem de son zamanlarda gündemde olan torununun bakımını üstlenen büyükannelerin devletten alabilecekleri maddi destek yasa tasarısında son durum nedir bilgi verelim istedik.

Bebeğe kim bakacak?
Bir bebeğin dünyaya gelişi ile birlikte çiftler de anne ve baba rollerine girerler. Çiftler, dört gözle minik bebeklerine kavuşmayı beklerken hayattaki yeni rollerine de hazırlanırlar. Ayrıca bebek büyüdükçe anne-babaların karar vermekte zorlandıkları bir konu ortaya çıkar: Eğer anne çalışıyor ise annenin işe dönüşü ile birlikte bebeğin bakımını kim üstlenecek? Tüm koşullar değerlendirilir, maddi ve manevi tüm olanaklar enine boyuna düşünülür, hangi seçimin bebek ve anne-baba için daha olumlu olacağına karar verilir. Karar; ya annenin işe dönmeyerek bebeğe kendisinin bakması ya bir bakıcı tutulması ya da anneanne/babaannelerin bebeğin bakımını üstlenmesi olur. Bu nedenle birçok anne-baba bebeklerinin bakımı için, kendi anne-babalarını sistemin içine yerleştirirler. Hatta sıklıkla anne-babalar daha talep bile etmeden büyükanne ve büyükbabalar torunlarının bakımına talip olurlar. Büyükanne ve büyükbabalar için torunları yeni bir yaşam enerjisi, mutluluk ve hayat motivasyonu olur.

Yeni bir rol: Büyükannelik ve büyükbabalık
Bebeklerinin doğumuyla nasıl ki çiftler için yeni bir rol oluşur ve anne-babaya dönüşürlerse, aynı şeyler çiftlerin kendi anne-babaları için de geçerlidir. Onlar da bir yandan kendi çocuklarının da çocuk sahibi olmasına alışmaya çalışırken bir yandan da yeni rolleri olan büyükanne ve büyükbabalığa alışmayı denerler. Çocuklarından daha fazla olan engin bilgi ve tecrübeleriyle torunlarını yetiştirirken, kendi çocuklarından aksi bir yaklaşım görme karışışında kırgınlıklar yaşayabilirler.

Çocuk için en iyisini istemek…
Özellikle son yıllarda, eski yıllarda kullanılmakta olan birçok çocuk yetiştirme alışkanlığının değişime uğradığı görülür. Doktorların bile önerilerinde birçok noktanın değiştiği gözlemlenir. Aynı şey çocuk yetiştirmede de geçerlidir. Örneğin; anne ve baba çocuğunun şeker ile mümkün olduğunca geç tanışmasını planlıyor olabilir, ama büyükanne veya büyükbabasına göre "Bir şeker yese ne olacak ki? Çocuk bu, tabii ki yiyecek..." anlayışı hakim olabilir. Bazen de "Sen daha kaç yaşındasın ki, ben kaç çocuk büyüttüm, tabii ki senden iyi biliyorum!" anlayışı devreye girebilir. Çatışmalar ile karşılaşmak ve bunlar ile baş etmeyi birlikte öğrenmek, hem anne ve baba, hem de büyükanne ve büyükbaba için kaçınılmaz bir dönüm noktasıdır. Eğer çocuk ilişkilerin merkezine koyulup, çatışma ve gerginlikler kişisel meseleler haline getirilmekten uzak tutulursa, aslında herkesin çocuk için en iyiyi yapmaya çalıştığı görülür.

Ortak yol haritası: Tutarlılık
Büyükanne ve büyükbabalar için torunları, yaşamlarının en keyifli kısmına denk gelir. Kendi çocuklarını büyütürken onlara yeterince zaman ayıramadıkları, isteklerini erteledikleri, yerine getirmedikleri veya getiremedikleri için; torunlarına fazlasıyla vakit ayırmak ister, onların isteklerini anında ve belki de fazlasıyla yerine getirerek hem kendilerini hem de torunlarını mutlu etmek isterler. Genellikle bu nokta; anne-babalar ile kendi anne-babalarını, bebek ve bebeğin gelişimi hakkında ortak bir yol haritası çıkarma kararına getirebilir. Anne-babalar, çocukları hakkında en iyi ve en doğru ne ise onu uygulamak ve çocuklarını bu doğrulara göre yetiştirmek isterler. Ancak bazen bu doğrular, büyükanne ve büyükbabaların torunları için uygulayacakları doğrular ile örtüşmeyebilir. Çocuklara istenilen davranış ve alışkanlıkları öğretmek anlamına gelen disiplinin hayata geçirilebilir ve uygulanabilir olması için en önemli koşul: Tutarlılıktır. Tutarlılık; kişiler, olaylar ve zamanlar arasında ayırım olmaksızın neye nasıl tepki verileceğinin bilinmesi, "Evet" ve "Hayır"ların doğru ve mantıklı şekilde kullanılması ve çocuğun bu dengeyi öğrenerek hayatında uygulayabilmesi anlamına gelir. Tutarlı bir disiplin ile yetiştirilen çocuk, hangi davranışı karşısında yetişkinlerin nasıl tepki vereceğini çok küçük yaşlardan itibaren öğrenmeye başlar ve bu yaklaşımın değişmeyeceğini öğrenir. Bu noktada çizilmesi gereken ortak yol haritası; annebaba ile büyükanne ve büyükbabasının çocuğun talep ve isteklerine aynı cevap ve yaklaşımlar ile karşılık veriyor olmasıdır. Örneğin; oyuncakçıda gördüğü kırmızı arabayı alma talebiyle anne-babasına giden çocuk, evde birkaç kırmızı arabası olduğu için anne-babasından "Hayır" cevabı aldığı halde, büyükanne-büyükbabasına aynı taleple giderek onlardan "Evet" cevabı alırsa, burada tutarsızlık başlar. İki taraf arasındaki boşluğu fark eden çocuk, artık isteklerini gerçekleştirmek için anne-babası yerine büyükanne ve büyükbabasına gitmeyi bu şekilde öğrenir. Burada çocuğun bakımı ile sıklıkla ilgilenen kişilerin aynı tavır ile yaklaşması, çocuğun disipline olabilmesi ve olgunlaşması için çok önemlidir. Bazen anne-babaların ev için koydukları bazı kurallar, büyükanne ve büyükbabalara çok katı gelebilir ve torunlarına kıyamayarak, bu kuralların değişmesine yol açabilir. Bu yolun açılabilir olduğunu fark eden çocuk, açılan yerden hızla yürümeyi dener ve eğer kuralların değiştirilebilir olduğunu fark ederse bunu her kural ve her istemediği nokta için dener. Başarıya ulaşıp değişiklik sağlarsa, otorite ve disiplinin isteğe göre esnetilebilir olduğunu düşünerek kendi dünyasını kendi isteklerine göre şekillendirebileceğini düşünür. Bu durum değişikliği ev ile başlar, ilerleyen zamanlarda okulda öğretmenin kurallarını, daha ileride sosyal kuralları sorgulamaya ve zorlamaya yol açabilir. Çocuk bu şekilde her isteğine ulaşan, hiçbir zorluk ve engelleme ile karşılaşmadığı için problem çözme becerilerini geliştiremeyen, empatik olamayan ve benmerkezci birine dönüşebilir.

Büyükanne-büyükbabanın vefatı durumunda...
Yakınının kaybını yaşayan çocuk bu durumda, terk edilme duygusuyla ya olayı kabullenemez ve hala o kişinin yaşadığını düşünür ya da evdeki diğer ebeveynleri suçlar. Profesyonel destek alınması gereken bu dönemde anne-baba ve diğer aile büyükleri, çocuğa ölüm kavramını yaşına uygun olarak anlatmalı, aşırı hoşgörü gösterilmemeli ve ilişki eskiden olduğu gibi devam etmeli, sosyal faaliyetleri artırılmalı, aynı zamanda kısa süreli de olsa kaybedilen büyükanne-büyükbabanın rolünü akrabalardan biri üstlenmelidir.

"Anne-babanın kurallarına saygı göstermeli"
Çocuklar sıklıkla anne-babalarından olumsuz yanıt aldıkları durumları; büyükanne ve büyükbabalarına aktararak onların gerçekleştirmesini isterler. Çünkü onlar, torunlarına karşı sıklıkla annebabalardan daha verici yaklaşabilirler. Bu noktada; anne-babanın kararları merkeze alınmalıdır. Büyükanne ve büyükbabalar da bu kararların arkasında durmalı, sert ya da uygun bulmasalar bile, bu kararları anne-baba koyduğu için saygı duymalıdırlar.
Psikolojik Danışman Tuğba Gürçağ Yarız

Hazırlayan: Aytülike KESKİN

BİZE ULAŞIN