Anne sütü ve emzirme rehberi

Anne sütü ve emzirme rehberi

Son yıllarda anneler, çalışsalar bile bebeklerini uzun süre emziriyorlar. Hatta doğum sonrası kısa sürede iş yaşamına dönseler de sütlerini sağarak bebeklerinin anne sütü ile beslenmesini sağlıyorlar. Ekim ayında tüm dünyada kutlanan Emzirme Haftası’na özel olarak hazırladığımız dosyamızda; anne sütünün yararları, doğru emzirmenin ipuçları ve daha fazlası sizi bekliyor…

  • Bebek
  • Salı 08.08.2017 15:14
Doğum sonrası anne ve bebeğin ilk kavuşma anının hemen arkasından başlar emzirme... Bebeklerin içgüdüsel olarak annelerin memesini emdiği ilk anlar, aralarındaki o sonsuz güçlü bağın da bir daha kopmamak üzere güçlenmesi için bir başlangıçtır. Bir anne için o minik yavrusunu tamamen kendisine ait hissetmesinde de bu özel anların etkisi büyüktür. Tabii bu kadar özel bir anlam içeren emzirme eyleminin, bebeğin sağlığı açısından da çok önemli bir rolü var. Anne sütü, bağışıklık sisteminin güçlenmesinden tutun da alerjilere karşı koruyucu kalkan oluşturmasına kadar bebek için yaşamsal değere sahip. İşte bu nedenle her yıl Ekim ayında kutlanan Emzirme Haftası ile anne adaylarının ve yeni doğum yapmış annelerin bilinçlenmesi sağlanıyor. Biz de siz sevgili okurlarımızın merak ettiklerine ışık tutabilmek için, emzirme konusunu geniş bir şekilde ele aldık. Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe'nin verdiği bilgiler; emzirme saatlerinizin verimli ve sağlıklı şekilde geçmesinde size oldukça yardımcı olacak. Keyifli emzirme saatleri diliyoruz…

İlk süt (Kolostrum) neden önemli?

Anne sütü, hamileliğin erken dönemlerinden itibaren üretilmeye başlar ve hamilelik haftası ilerledikçe nitelikleri önemli değişiklikler gösterir. Doğum sonrası göğüslerde hazır olarak bekleyen süte, "ilk süt" ya da "kolostrum" adı verilir. Kolostrum genellikle sarı renkte ve kıvamlı bir süttür. Bu süt bebeğin doğum sonrası yaşamdaki ilk besini olarak oldukça kıymetli besin maddeleri ve enfeksiyonlardan koruyucu bazı maddeler içerir. Kolostrum miktarı az, ancak yoğun bir süttür ve bebeğin bağırsaklarının düzenli çalışmaya başlaması üzerine de etkilidir. Bebeğin kolostrumdan en iyi şekilde yararlanabilmesi için doğum sonrası kısa zamanda emzirmeye başlanmalıdır.

Anne sütünün içeriği

İlk sütün sarımtrak rengi ve kıvamlı özelliklerine karşın, arkadan üretilmeye başlanan süt, beyaz ve inek sütünden daha sulu görünümdedir, rengi mavimsi bile olabilir. Bebek büyüdükçe, sütün rengi ve içeriği de bebeğin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde değişir. Süt yapımında etkili olan prolaktin hormonu salgısı genellikle hemen doğum sonrası artmasına karşın, bazı annelerde bu artış 2-3 gün gecikebilir. Prolaktin salgısının artması göğüslerin asıl sütle dolmasını sağlar. "Süt yapımında artış" emrini alan göğüslerin damarlarında kan akımı belirgin olarak artar ve bu nedenle göğüsler sıcak ve sert olur. Bu, bazı annelerde göğüslerin hassaslaşmasına neden olsa da, emzirmenin başlaması ve özellikle de bebeğin emmeyi öğrenmesiyle hassasiyet azalır. Anne sütünde bulunan çok sayıda mineral, K ve D dışındaki vitaminler bebeğin ihtiyaçlarını karşılamada yeterlidir. Bebeğinizin doktorunun D vitamini takviyesi için size ilaç tavsiyesinde bulunmasının nedeni budur. Bunların yanında anne sütü bebeği enfeksiyonlara karşı koruyan çeşitli maddeler ve bebeğin büyümesini sağlayan ve henüz laboratuar ortamında suni olarak üretilemeyen bazı büyüme faktörleri içerir.

Anne sütünü arttıran besinler

Ülkemizde lohusalara süt yapsın diye şerbet, süt, yulaf, tahin helvası, pekmez, baklava gibi tatlılar yemeleri önerilir. Gerçekte bu gıdalar fazladan kilo yapma dışında bir işe yaramazlar. Süt yapımını arttıran en önemli iki etken bebeğin emzirilmesi ve bol sıvı alınmasıdır. Günde en az 2 litre su içerek göğüslerin en üst düzeyde süt üretmesine yardımcı olunabilir. Bunun yanında son zamanlarda marketlerde satılmaya başlanan ısırgan otu içeren ürünlerin de süt yapımını artırdığı anneler tarafından ifade ediliyor. Ayrıca emzirme döneminde ihtiyaç duyulan vitaminlerin karşılanması için düzenli ve dengeli beslenilmeli, vitamin ve mineral yönünden zengin olan sebze ve meyveler tüketilmelidir. Demir emilimini arttıran çay ve kahve gibi sıvılardan da uzak durulmalıdır.

Emzirmeye hazırlık

Bebeği başarılı bir şekilde emzirebilmek için hamilelik döneminde yapılması gerekenler var. Öncelikle göğüsler yakından tanınmalıdır. Aynanın karşısına geçilerek ve her zamankinden farklı olarak bu kez karın değil göğüsler yakından incelenmelidir. Göğüslerin şekli ve büyüklüğüyle emzirmenin başarısı arasında hiçbir ilişki bulunmadığı gerçeğini göz önünde bulundurarak aynada yakından göğüslere bakılmalı ve dokunulmalıdır. Göğüslerin hamilelik öncesi döneme göre büyümüş ve daha hassaslaşmış olmaları normaldir ve hamilelikteki hormonal değişikliklere bağlıdır. Göğüs yüzeyindeki toplardamarlar irileşerek daha belirgin hale gelmişlerdir. Göğüs başında yer alan salgı bezleri de büyümüştür.
Hamileliğin ikinci yarısından itibaren üretilmeye başlanmış ilk süt olan kolostrumun aktığını ya da göğüs uçlarında kuruyarak bir tabaka meydana getirdiği gözlemlenebilir. Bunlar tamamen normal değişikliklerdir. Bazı anne adaylarına emzirmeye hazırlık yapmak amacıyla göğüs uçlarını sıkmaları ve kolostrumu boşaltmaları öğütlenir. Bazı anne adayları da bunu süt üretimlerinin başlayıp başlamadığını merak ettikleri için yaparlar. Öncelikle göğüs ucundan kendiliğinden veya sıkmakla kolostrum gelmemesinin süt üretiminin olmadığı anlamını taşımadığı bilinmelidir. Göğüs uçlarının belli aralıklarla sıkılması muhtemelen kolostrum yapımını artıracaktır, ancak bu şekilde uyarılmanın güçlü bir oksitosin hormonu salgılayıcısı olduğu ve oksitosin adı verilen hormonun da rahim kasılmaları yarattığı unutulmamalıdır. Bunu uygulamaktan kaçınılmalıdır. Bazı annelerde göğüs başlarında ağrılı çatlaklar oluşabilir ve bu durum emzirmeyi hoş olmayan bir deneyime dönüştürebilir. İleride göğüs başlarında çatlak gibi problemleri engellemek için hamilelik döneminde yapılması gereken bir şey yoktur. Bu çatlakların en önemli nedeni bebeği emzirirken yanlış pozisyonda durulmasıdır. Emzirme döneminde özel formüle edilmiş göğüs ucu kremleri bu dönemin kolay atlatılmasını sağlar.

Ne sıklıkta emzirilmeli?

Birçok bebek, tek göğsü 5-10 dakika emmekle doyar ve uyur. Bazı bebekler ise belli aralıklarla dinlenirler ve 20-30 dakikadan önce memeyi bırakmazlar. Emzirmeye zaman sınırı koymak anlamsızdır. Emme süresi ile göğüs uçlarında çatlak gelişimi arasında bağlantı yoktur. Bebek ağzını açarak, aranarak ve istediğini alamayınca da huzursuz bir şekilde ağlayarak anneye emmek istediğini anlatır. Yenidoğanlar genellikle aç uyanırlar ve emmek isterler. İlk haftalarda ikişer saat gibi kısa aralıklarla emzirmek normaldir. Her emzirme sonrası göğüste üretilen süt miktarı biraz daha artacağından, zamanla beslenme aralıkları uzayacaktır.

Bebeğin gazının çıkarılması

Bebek emzirildikten sonra 10-15 dakika boyunca dik tutulmalıdır. Sakin bir şekilde uyuya kalmışsa buna gerek yoktur. Huzursuz görünüyorsa kucakta dik durumdayken sırtını hafifçe sıvazlayarak gazını çıkarmasına yardımcı olunabilir.

Göğüslerin bakımı

Göğüslerin her emzirme seansı öncesinde temizlenmesi zorunlu değildir. Anne sütü bebeği hastalıklardan koruyucu o kadar çok madde içerir ki, göğüs başındaki basit bakteriler bebekte nadiren enfeksiyon oluştururlar. Bebeğe enfeksiyon bulaşma riski özellikle ellerin yeterince yıkanmadığı durumlarda fazla olur. Bu nedenle her annenin emzirme öncesinde ellerini uygun bir şekilde sabunla yıkaması ve kurulaması çok önemlidir.

Anne sütünün bebeğe yararları…

-Anne göğsünü emmek bebeğin duygusal ihtiyacını karşılar. Bebekler dokunulmaktan ve kucaklanılmaktan hoşlanırlar. Araştırmalar, kucağa alınmayan ve bedensel temastan yoksun kalan prematüre bebeklerin ölme olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Emzirme eylemi esnasında annesiyle yakın bedensel temasta olmak, bebeğin bu önemli ihtiyacını karşılamak açısından çok önemlidir. Biberonla besleme yöntemini kullansanız bile bebeğinizle bedensel teması ihmal etmemelisiniz.
-Anne sütü bebek için en ideal besindir. Her canlının sütü kendi türüne özgü olacak bileşimde yaratılmıştır.
-Anne sütüyle beslenen kız çocuklarının ileride göğüs kanserine yakalanma riskleri nispeten daha düşüktür. Hem menopozdan önce, hem de menopoz sonrası ortaya çıkması muhtemel meme kanseri açısından, bebekliklerinde kısa bir süre de olsa anne sütü almış kız çocuklarında bu risk yüzde 25 daha düşük bulunmuştur.
-Anne sütü alan bebeklerin ortalama I.Q. puanları daha yüksek bulunmuştur. Bu konuda çok sayıda çalışma mevcut olup en yeni çalışma Yeni Zelanda'da yapılmıştır. 1000'den fazla kişi üzerinde yapılan ve bu bireylerin 18 yıllık incelenmesinden oluşan bu çalışmada, bebekliklerinde anne sütüyle beslenmiş olanların hem zeka seviyeleri hem de öğrenim hayatındaki başarıları daha yüksek bulunmuştur.
-Anne sütü mekonyumun (bebeğin ilk dışkısı) daha kolay çıkarılmasına yardımcı olur. Nispeten kıvamlı ve yapışkan olan ilk dışkı, annenin ilk sütü olan kolostrumun bebeğin sindirim sistemi üzerindeki etkileri sayesinde kolaylıkla, hiç zorlanmadan çıkarılmaktadır.
-Anne sütünde bulunan maddeler bebeğin enfeksiyonlara karşı daha etkili korunmasına yardımcı olur, bağışıklık sisteminin gelişimini hızlandırır. Mamalarda bağışıklık sistemine ait hiçbir madde yoktur.
-Anne sütü mamadan daha kolay hazmedilir ve içeriği daha çok kana geçer. Anne sütü içerdiği bazı enzimlerle bebeğin bu sütü daha kolay hazmetmesini sağlar. İnek sütünden daha az protein içermesine karşın, içindeki tüm protein bebeğin dolaşımına geçer. İnek sütündeki proteinlerin ise yüzde 50'si bağırsaklardan atılırlar. Demir ve çinko anne sütünün varlığında bağırsaklardan kana daha kolay geçer.

Süt saklama koşulları

Anneler buzdolabı ve derin dondurucuda sütlerini sağdıktan sonra saklayabilirler. Özel üretilmiş torbalar bu saklama için uygundurlar. Sağılan sütleri 60-120 ml civarında depolamak uygun olacaktır. 15 derecede 24 saat, 19-22 derecede 10 saat, 25 derecede 8 saat yaklaşık olarak oda sıcaklığı, 0-4 derecede 8 gün, buzdolabında ayrı kapaklı dondurucuda 3-4 ay, deepfreez'de 6 ay saklanabilirler. Sağlıktan sonra saklanan süt poşetinin ılık suyun içine ağzı dışarıda kalacak şekilde batırılarak çözülmesi sağlanmalıdır, çalkaladıktan sonra sıcaklığını kontrol ederek bebeğe verilebilir.

Hazırlayan: Işıl Evrim AKGÜN
BİZE ULAŞIN