Annelik rolüne alışmak zaman alır

Annelik rolüne alışmak zaman alır

Anneliği yaşamadan tahmin etmek imkansızdır. Bu kadar kutsal olan bir role geçiş yaparken tüm hayatınız bir anda değişir. Artık o eski hayatınız yerini yeni bir düzene bırakır. Bu sürece ve sorumluluklara alışmak için ise zamana ihtiyacınız olabilir…

  • Bebek
  • Salı 08.08.2017 12:29
İçinizde canlı bir bebeğin olduğunu düşündüğünüzde nasıl da ürpermişti tüm bedeniniz, değil mi? Ardından ilk tekmelerini hissettiğiniz, kalp atışlarını duyduğunuz ve onu kucağınıza aldığınız anlar… Tüm bunları yaşarken mutluluğunuzun yanında, tarifi zor karmaşık duygular da sizi sarmalamış olabilir. Bebek dünyaya geldikten sonra ise adeta dünya durur, tek anlamlı olan şey bebektir anne için... Çünkü artık ömür boyu koruması altında olacak olan minik bir bebek vardır hayatında… Anneliğin ilk günleri biraz zor geçebilir ve bu sürece alışmak zaman alabilir. Psikolog Nagihan Akarsu, anneliğe alışma sürecini anlattı ve doğum sonrasında sizi nelerin beklediğinden bahsetti. Annelik bambaşka bir şeydir. İşte bundandır ki, çocuklar babalarını çok sevseler de, anneleriyle olan bağları her zaman daha farklıdır…

İlk günler…

Anne bebeğini kucağına ilk aldığında; sorumluluk, sevgi ve hoşnutluk hisseder. İlk zamanlarda hormonal dengesizlikler devam ettiği için fazla hassasiyet gösterip bebeğine dokunanlara içten içe sinirli ve aşırı tepkiler verebilir. Büyük bir heyecan ve "Acaba yanlış bir şey yapar mıyım" endişesi, kaybetme ve yetememe korkusu yaşanır. Anne duygularında karmaşa yaşar. Bebeğiyle arasında farklı bir bağ olduğunu hisseder. Bu bağ, anneye huzur ve mutluluk verir.

Annenin alışma süreci

Heyecan, mutluluk ve korkuyla geçen 9 aylık süre sonunda yeni bir süreç başlar. Anneliğin en kutsal yanı; hiçbir yerde öğrenemeyeceği kadar güçlü bir sabır mekanizması geliştirmesidir. Uykusuz geceler, ağlamalar, sık sık emzirme, ne istediğini anlamaya çalışma, bütün emeğini ve enerjini bebeğe verme... Gerçi geleneksel aile kültürüne sahip bizim gibi ülkelerde görümce, hala veya anneler yardım eder mutlaka. Ama anne ilk zamanlarda çocuğu paylaşamama ve onun kadar iyi bakamayacaklarını düşünme gibi duygular hisseder. Bu duyguların yoğunlaştığı zamanlarda sakin bir şekilde düşünüp bu durumun sadece bir süreç olduğunu kendine hatırlatmalı, uygun bir iletişimle bazen çocuğuna doyamadığını ve paylaşmak istemediğini çevresindekilerle paylaşmalıdır. Aksi takdirde daha gergin olacak ve yakınındakiler de bunu hissedecektir. Bu geçiş döneminde sosyal desteğin önemi çok büyüktür. Anne kendini iyi hissetmezse bebeğin iyi olması mümkün değildir. Annenin kendi ihtiyaçlarını mümkün olduğunca karşılayabilmesi gerekir ki bu da ona yardım eden birilerinin varlığıyla mümkün olur. Ayrıca bilgi ve tecrübelerini anneyle paylaşan birilerinin olması, annede oluşan endişeyi hafifletir.

Bebeğin alışma süreci

Bebekler ilk haftalarda çevreden gelen uyaranlara refleksler şeklinde yanıt verir. Bu yanıtlar gün geçtikçe anlam kazanmaya başlar. Bebek ilk andan itibaren gelen tüm uyaranlara duyarlıdır. Bu nedenle bulunduğu çevrenin mümkün olduğunca uyaran içermesinde yarar vardır. İlk aylarda bebek yer ve ısı değişimini sevmez, ani değişiklikler bebekte rahatsızlık uyandırır. Bebek anne karnında sakin bir ortamda yaşamıştır. Hareketli bir ortam ilk başlarda onu oldukça tedirgin eder, bebek bu değişimle birlikte güven arayışına girer. Annenin bebekle teması ona bu güveni sağlar ve bebeği kucağına almasıyla güven duygusu desteklenir.

Evdeki düzen

Yeni gelen ve kendisini tamamlayan bebekle birlikte tüm hayatı değişir annenin... Artık her şeyi bebeğe odaklı olmak zorundadır. Ne kadar zor gibi gözükse de bu, eve yeni gelen bireyin ihtiyaçları, uykusu, beslenmesi ve konuşamadığı için her şeye ağlaması gibi faktörler yüzünden artık eşiyle baş başa değil ayaküstü atıştırmalar şeklinde olmaya başlayacaktır yemek düzeni de... Her an tetikte olmaya ve hassaslaşmaya başladığını fark eder. Ev genelde dağınıktır. Anne biraz titizse hem çocukla ilgili her durum onu rahatsız edecektir hem de evdeki düzensizlik. Bir de başka çocuğu varsa kardeş kıskançlığı kaçınılmaz olur. Arada denge kurmak ise tam bir kaostur. Bebek biraz büyüdüğünde etrafı keşfetmeye başladığındaysa prizler kapatılır, merdivenlere koruma yaptırılır, karıştırabileceği ya da zarar verebilecek her şey ona göre ayarlanır. Bebek en çok sosyal hayatı etkiler. Bebek olmadan önce hiç düşünmeden gidilebilen ya da kalınabilen yerler için artık iki kere düşünmek zorunda kalınır.

Anne bebeğine karşı nasıl olmalı?

Bebek ilk zamanlar tamamen anneye ihtiyaç duyduğu için; anne, sık sık emzirme, beslenme, alt temizleme, uykudan uyanma ve kendisinin de uyuyamaması gibi nedenlerle tahammülsüz olabilir. Enerjisi azaldığı için farkında olmadan dolaylı tepkiler verebilir. Eğer böyle bir durumu yakalarsa kendini boşaltacak, iyi hissedecek bir şey bulmalı, bebeğine ve çevresine daha sakin yaklaşmayı denemelidir. Bebek devamlı ağlıyor ve anne de sorunun ne olduğunu bir türlü bulamıyor olabilir. Büyüdükçe düşecek diye panik olmak veya hastalanır diye devamlı kontrol etmek, korkuları olan bir çocuk yetiştirmeye neden olur. Tabii ki önlem alınmalı, ama çocuk çok kısıtlanmamalıdır. Sevgi anlayışı koşullu olmadan verilmelidir. Her istediğinde yanında olmaya özen gösterilmelidir. Bu durum, büyüdükçe bazı davranışlarına ve iletişimine bağlı olarak değişmelidir. Sevgi koşulsuz, ancak tutarsız durumlarda verilmemelidir.

Annenin diğer rolleri

Çocuk geldikten sonra eş rolü, anne veya baba rollerine dönüşerek farklı sorumlulukları taşımak zorunda kalır. Bunlardan en önemlisi eşlerin çocuğun ihtiyaçlarını paylaşmalarıdır. Birbirlerine destek olarak annenin hamilelik sonrası hassasiyet dönemi en az zararla atlatılmalıdır. Vücudu deforme olan anne; eşi tarafından beğenilmeme kaygısı, iyi bir anne olamayacağı korkusu ve hormonal dengesizliğin olumsuz sonuçlarını yaşar. İş hayatı varsa daha stresli olmaya, her şeyi gözünde büyütmeye ve bazen kontrol edilmezse kendine yabancılaşmaya başlayabilir. Hamilelikte düşük tehlikesi ya da kanama yaşamışsa doğum sonrasında bebeği kaybetme korkusu belirgin şekilde kendini gösterir. Herhangi bir şey olmasa da kadınlar bu dönemde daha fazla ilgi ve sevgi isterler. Daha doyumsuz ve tatminsiz istekleri olabilir ve bu durumlarıyla ilgili eşlerini çaresiz bir hale getirebilirler. Tabii ki herkeste aynı etki olmayabilir. Bu durum kadının kendi kişilik yapısına bağlı olarak değişkenlik göstecektir.

Doğum sonrası depresyon

Doğum sonrası depresyon, bazı kadınlar için hamilelik sürecine ve doğumdan hemen sonraki yaşadıklarına bağlı olarak gelişen, birçok depresyon belirtisi içeren bir ruhsal bunalım sürecidir. Biyolojik nedeni; kadının hamilelik döneminde yükselen östrojen ve progesteron düzeylerinin doğumla birlikte ani düşmesidir. Bu da depresif belirtilere yol açabilir. Annenin geçmişte yaşadığı sıkıntılar ya da depresyon varsa, evliliğiyle ilgili problemler söz konusuysa, istenmeyen bir hamilelikse, çok kaygılı ve obsesif bir kişilik yapısına sahipse ve doğumdan da korkuyorsa doğum sonrası depresyon yaşayabilir. Ayrıca ilk hamileliğiyse ve pek de hazırlıklı değilse yine depresyon yaşayabilir. Bunun yanında sosyal desteğin azalması ve çevre şartlarının zorlaşması nedeniyle de kişi aşırı stres altında kalır. Bu durumda en büyük görev eşe düşer. Depresyon, hamilelik sürecinin nasıl geçtiğiyle de bağlantılıdır, ancak direkt etkili değildir. Genellikle doğumdan sonra 4 ile 6 hafta arasında süren aşırı mutsuzluk, halsizlik ve gerginlik ataklarıdır. İlk aydan sonra kendiliğinden azalır, ancak tedavi olmayan kadınlarda 3 ay ile 1 sene arasında kendiliğinden azalma görülür. Depresyonda olduğunuzu şu belirtilerden anlayabilirsiniz:

-Hüzün, mutsuzluk, keyifsizlik.
-Daha önce zevkle yapılan aktivitelere yönelik isteksizlik.
-Uykusuzluk ve iştahsızlık.
-Bitkinlik, enerji azlığı ve bu nedenle bebekle yeterince ilgilenememe.
-Dikkat dağınıklığı ve kararsızlık.
-Ölümü isteme ve intihar planları.
-Özgüvende azalma.
-Suçluluk duygusu hissetme.
-Olumsuz düşünceler.
-Hayatın anlamını yitirme.
-Zorluklarla başa çıkamama hissi.
-Sinirlilik ve ağlamaklı olma.
-Cinsel isteksizlik.
-İştah bozukluğu.
-Konsantrasyon bozukluğu ve unutkanlık yaşama.

Hazırlayan: Başak DOĞRU
BİZE ULAŞIN