0-12 ay beslenme sorunları

• Kusma ve nedenleri • Acil cerrahi gerektiren kusmalar • Ağız içi yaraları • Pamukçuk • Yeterli kilo alamıyorsa • İnfantil kolik • Gastroenterit • Korunma yolları

0-12 ay beslenme sorunları

Bebeklerin sağlıklı gelişimi için ilk yıllar beslenme açısından çok önemlidir. Bu dönemde bazı noktalara dikkat edilerek, bebeklerde beslenme sorunları yaşanmasının önüne geçilebilir.

Yalnız anne sütü aldıkları dönemde, kilo yolunda gittiği takdirde beslenme açısından bebekler için her şey Ancak emzirme döneminde yapılan yanlışlar ve 6. aydan sonra katı gıdalara geçme süreci, maalesef bazı bebeklerde beslenme sorunlarını da beraberinde getirebiliyor. Üstelik bazı beslenme sorunları birtakım hastalıkların habercisi de olabiliyor. Medical Park Bursa Hastanesi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Durmaz, bebeklerde görülen beslenme sorunlarıyla ilgili a'dan z'ye her şeyi anlattı ve bebeğinizi doğru beslemenin püf noktalarına değindi.

Beslenme


Anneler bebeği çok ağlıyorsa, az uyuyorsa, huzursuzsa, anne sütünün yeterli olmadığını düşünür ve kaygılanır. Oysa bu belirtiler, başka nedenlerden de kaynaklanabilir. Böyle durumlarda çoğu kez bu konuyla ilgili bir uzmana danışmadan ek mamalar vermeye başlarlar. Bu yüzden de anne sütüyle beslenmeden uzaklaşılır. Halbuki anne, doğru bir şekilde emziriyorsa, ilk haftalarda sık ve geceleri de emziriyorsa, aşırı yorulmuyorsa bebeği için yeterli süt üretebilir. Anne sütü bazen geçici olarak azalabilir. Bu durumda bebek doğru bir şekilde ve sık emzirilirse süt üretimi hemen artar. Bebek günde 8-10 kez idrar yapıyorsa, ağırlığı haftada 150-200 gram artıyorsa, 4. aya kadar yalnızca anne sütü yeterlidir. Bundan sonra kilo artışı devam ediyorsa, bebek 6. aya kadar yalnızca anne sütüyle beslenebilir. Ancak 6. aydan sonra mutlaka ek besinlere başlamak gerekecektir. 9 aylıktan sonra anne sütü çocuğun temel gıdası olmaktan çıkar; 12-15 ay arasında, en geç de 2 yaşında kesilmelidir. Unutulmamalıdır ki anne sütü ilk aylarda bebeğin tüm besin gereksinimlerini karşılayacak bileşimdedir. Sindirimi kolaydır. Anne sütüyle beslenen bebeklerin başka bir ek besine veya suya ihtiyacı yoktur. Bebek için gerekli tüm besinleri ve suyu yeterli miktarda içerir. Çok sıcak havalarda bile anne sütü bebeğin susuzluğunu giderir. 6 aya kadar bebeklere su verilmemelidir. Su verilecek olursa, bebeğin midesi suyla dolacağından anne sütü almak istemeyecektir. Bunun sonucu olarak da bebek memeyi daha az emecek, yeterli beslenemeyecek ve memede süt yapımı da azalacaktır. Ayrıca suyla birlikte bazı hastalık yapıcı mikroplar bebeğe bulaşabilir.

Kusma ve nedenleri

İlk yıllarda birçok bebekte kusma görülebilir. Kimilerinde çok sık kimilerindeyse seyrek görülebilen kusmanın birçok nedeni var. İşte bebeklerde kusma nedenleri ve dikkat etmeniz gerekenler…

Kusarken zorlanmıyorsa…

Zorlanmadan kusma, daha çok küçük bebeklerde görülür. Özellikle yaşamın ilk haftalarında bebekler beslendikten kısa süre sonra zorlanmadan kusarlar. Bebeğinizin normal beslenmesine rağmen aylık kilo alımı yeterli olduğu müddetçe zorlanma olmadan, sızıntı şeklinde olan kusmaları normaldir. Bu olağan kusmalar, bebek büyüdükçe giderek azalır. Bebeğin emerken hava yutması, aşırı yavaş ya da hızlı emmesi, emzirildikten sonra gazının çıkarılmaması da kusmasına yol açabilir. Eğer emzirdikten sonra kusma görülüyorsa, öncelikle besleme şeklinizi gözden geçirmenizde yarar vardır. Ancak hiçbir neden olmadan da bebeğiniz kusabilir. Önemli olan, onun aylık düzenli kilo alımının normal olup olmadığıdır. Bebeğiniz zorlanarak şiddetli kusuyorsa veya normal beslenmesine rağmen kusmalar yüzünden yeterli kilo alamıyorsa mutlaka bir uzmana götürmeniz gerekir. Çünkü bu tür kusmalar herhangi bir hastalığın habercisi olabilir.

Kusarken zorlanıyorsa…
Zorlanmalı kusma, bebeğin sağlık sorunlarının önemli bulgularından biridir. Zorlanarak kusan bebeklerde, mide bulantıları ve öğürtüler görülür. Fışkırır tarzda kusarlar. Hatta küçük bebeklerde, bu zorlanma sonucu kusmuğun burundan gelmesi bile söz konusu olabilir. Elbette küçük bebeklerin mide bulantısını anlamak zordur. Ancak huzursuzluğu, renginin solması, tedirginlik, kusmadan sonra verdiğiniz besinleri yemek istememesi midesinin bulandığının belirtisidir.
Acil cerrahi gerektiren kusmalar
Yeni doğan bebeklerde ilk 24-36 saat arası görülen şiddetli kusmalar, sindirim sisteminin herhangi bir yerinde tıkanıklık olduğunun işaretlerinden biridir. Özellikle bağırsak tıkanıklığına bağlı olan kusmalar, çoğu zaman safra içerikli olanlardır. Bu tip kusmaların en sık görülen nedenlerinden bazıları şunlardır: Bağırsak tıkanıklığı, yemek borusunun mideye bağlandığı kısmın kapalı olması (özofagus atrezisi), bağırsak darlığı, bağırsağın belirli bölümlerinin olmaması, karın organlarının göğüs içinde fıtıklaşması, bir tip mide darlığı (pilor stenozu). Bebek doğduğu ilk günlerde şiddetli kusuyorsa, karnı şişmişse, kakasını yapmıyorsa ya da ilk başta yapmış sonra yapmamışsa cerrahi gerektiren ciddi bir bağırsak problemi olabilir. Acilen doktora başvurulmalıdır. Bu tip sorunların bir uzman tarafından acil müdahaleyi gerektirdiğini bilmenizde yarar vardır.

Gastroözofagial reflü
Başka bir kusma nedeni de, gastroözofagial reflüdür. Bu durum daha çok zorlanmalı kusma şeklinde ortaya çıkar. Ancak zorlanmasız da olabilir. Gastroözofagial reflü, mide içeriğinin kendiliğinden yemek borusuna kaçışı olarak tanımlanabilir. Bunun nedeni de, mide borusunun mideye bağlandığı yerde meydana gelen kasılma yetersizliğidir. Bu durum, genel olarak bebeğin doğumundan sonraki 3 ila 10. gününde başlar. İlerleyen günlerde kusmalar giderek azalır. Annelerin bu tip kusmayı önlemek ya da azaltmak için yapmaları gereken şey, besledikten sonra 30 dakika kadar yarı oturur şekilde bebeklerini kucaklarında tutmaktır. Buna rağmen bebeğin normal kilo alımı yavaşlamışsa ve gastroözofagial reflü tanısı konmuşsa cerrahi müdahale gerekebilir. Yaşamın ilk günlerinde görülen kusma nedenleri arasında; enfeksiyonlar, metabolizma hastalıkları (doğuştan), bebeğin annenin amnios sıvısını fazla yutması ve gastro-intestinal alerjiler (süt alerjisi gibi) başlarda yer tutar. Daha büyük çocuklarda en sık rastlanan kusma nedenlerinin başında enfeksiyonlar gelir. Bazı çocuklar hangi enfeksiyonu geçirirlerse geçirsinler, mutlaka kusma olaya eşlik eder. Gribal enfeksiyon, boğaz enfeksiyonu, bronşit gibi her enfeksiyonda mutlaka kusma vardır. Ancak kusmaya neden olan enfeksiyonların başında en sık mide-bağırsak enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, kulak enfeksiyonları, menenjit-santral sinir sistemi enfeksiyonları gelir. Kusmanın kesilmesi için enfeksiyonun iyileştirilmesi gerekir. Yoksa sadece kusmayı kesmeye yönelik tedavi vermek ve enfeksiyon için hiçbir şey yapmamak vücudun verdiği sinyali iyi anlamamak demektir. Eğer doktor tarafından gerekli görülürse antiemetikler (kusma kesiciler) kullanılabilir. Ayrıca kusma kesici ilaçları ailenin doktorun önerisi olmadan kendi kendine kullanması yanlıştır. Merkezi sinir sistemini ilgilendiren bazı durumlar da kusma nedenidir. Beynin darbe alması, beyin tümörü, enfeksiyon veya başka bir nedenle kafa içi basıncının artmış olması (beyin kanamaları vb.) kusma nedeni olabilir. Merkezi sinir sistemi kökenli bir kusma düşünülüyorsa hastanın nörolojik muayenesi, tomografisi veya halk arasında belinden su alma olarak tabir edi len lomber ponksiyon gerekebilir.

Tansiyon yüksekliği
Tansiyon yüksekliği çocukluk çağında bile kusma nedeni olabilir. Kusan çocuklarda tansiyon değerleri dikkate alınmalıdır. Kusmayla birlikte ağızda aseton kokusu, sık idrara çıkma, bol su içme, ağız kuruluğu gibi bulgular varsa çocuk diyabetiyle karşı karşıya olabilirsiniz. Bazı çocuklar heyecanlandıkları zaman kusarlar. Psikolojik ya da sosyal sorunları olan çocuklarda da kusma görülebilir. Örneğin; okulla ilgili sorunu olan ya da okula gitmek istemeyen çocuklar hafta içi sabahları mide bulantısı yaşarlar veya kusarlar. Yeme sorunu olan iştahsız çocuklar genellikle zorla yedirildikleri için bir süre sonra kusmaya başlarlar. Normal iştahlı çocuklarda, anne eğer yemek miktarını iyi ayarlayamazsa, çocuğa gerekenden veya kabul edebileceğinden fazla miktarda besin verirse çocuk kusabilir. Bu olay sürekli devam ediyorsa çocuk kendi kendini kusturabilir. Unutulmaması gereken şey de, bazı kusmaların bir hastalık değil, bir hastalık işareti olduğudur. Kusmanın ortadan kaldırılması yeterli değildir. Kusmaya neden olan hastalığın bulunup tedavi edilmesi gerekir.

Yemek yedikten sonra kusuyorsa…

  • Bebeğinizin kusmasını önlemek için emzirdikten hemen sonra yatırmayın.
  • Gazını çıkartın.
  • Kusma anında bebeğinizi yan veya yüzüstü çevirin.
  • Kusma durana kadar katı gıdaları bebeğinize vermeyin.
  • Hava yolunun açık kalmasını sağlamak için bebeğin ağzının içini temizleyin.
  • Eğer bebeğinizin kusması çok şiddetliyse ve günde üçten fazla şiddetli kusuyorsa, kusmanın içinde kan veya yeşil renkli safra görülüyorsa acil olarak doktorunuza başvurun. Ağız içi yaraları Olgunlaşan su kesecikleri patlayarak kirli beyaz yaralara dönüşürler. Ağız içine yayılan sıvı, pis bir kokuya neden olur ve ağız çevresinde (dudaklarda) uçuğa benzer yaralar meydana getirir Hastalık sırasında çocuğun salyası akar. Ateş, iştahta azalma ve huysuzluk yapar. Çocuklarda dilde, diş etlerinde ve ağız kenarlarında değişik türlerde ağız yaralarına sık rastlanır. Ağız mukozasının iltihaplanmasına genel olarak stomatit, dilin iltihaplanmasına ise glossit adı verilir. Ağız içinde en çok görülen yara çeşidi, ağrılı olduğu için konuşmayı güçleştiren aftöz stomatit ve herpes (uçuk) denilen, bazen tek veya 2-3 tane bulunabilen 3-5 mm çapında oval veya yuvarlak, kenarları belirgin kabarcıklardır. Ağız içinde bulunan mikroplar ve mantarlar bir denge halindedirler. Bu dengeyi bozan ve enfeksiyon etkeni olan bakteriler, virüsler ve mantarlar ağızda ülser meydana getirebilirler. Ayrıca bazı kan hastalıklarında ve tedavi için kullanılan ilaçlara bağlı olarak da ağızda yaralar görülür. Ağız mukozası kırmızı, şiş ve ağrılıdır. Bu yaralar yüzünden çocuk, özellikle yemek yeme sırasında acı çeker. Vitamin eksikliği, yanak içi ısırmaları ve temizlik kurallarına dikkat etmemek bu yaraların oluşmasına neden olabilir. Bunların etkeni virüs olduğu için tam bir tedavisi yoktur. Tedavide antibiyotik ve antimikotik, ayrıca kortizon, B vitamini kompleksi ve C vitamini verilebilir. Çocuğa ağzını tahriş etmeyecek yumuşak kıvamlı besinler verilmeli, beslenme sonrasında çocuğun ağzı karbonatlı suyla temizlenmelidir. Çocuğun kullandığı emzik ve ağzına götürdüğü oyuncaklar kaynatılarak temizlenmelidir. İyileşme göstermeyen durumlarda doktora başvurulmalıdır.

Pamukçuk
Yenidoğanda ve süt çocukluğu döneminde dil, yanak içleri ve damakta görülen bir mantar hastalığıdır (tıp dilinde moni-liasis ). Ağız içinin her iki tarafında beyaz lekeler oluşur. Bu lekeler, toplu iğne başı büyüklüğündedir ve ağızda süt pıhtısı görüntüsü verir. Prematürelerde, temiz bakılmayan hastalıklı ve zayıf bebeklerde daha sık görülür. Bebek, ağzı acıdığı için emmede zorluk çeker. Anne memesinin ılık suyla temizlenip bebeğe verilmesi, memelerin temiz tutulması, biberon ve emziğin iyice kaynatılması, meme ve mamadan sonra bebeğe su içirilmesi (ağızda kalan süt artıklarının temizlenmesi için) pamukçuk oluşmaması için alınacak önlemlerdir. Önlemlere rağmen pamukçuk görülürse anne, işaret parmağına temiz bir tülbent sararak parmağını karbonatlı suya batırmalı ve bebeğin ağzını, yanak içlerini parmağıyla silmelidir. Gün içinde bu işlem birkaç kez tekrarlanmalıdır.

Yeterli kilo alamıyorsa

Bebeklerde kilo alamama problemi pek çok nedene bağlı olabilir. Öncelikle bu nedenleri araştırmak ve bir doktorun tavsiyeleriyle hareket etmek çok önemlidir. Bebeklerde ve çocuklarda büyüme, hem sosyo-ekonomik ve genetik nedenlere hem de bünyelerine göre değişim gösterir. Öncelikle teşhis gerektiren bazı fiziksel durumlar nedeniyle bebek beslenemiyor ve kilo alamıyor olabilir. Bunlar arasında damak yarığı, mide bağırsak hastalıkları, kronik kalp yetmezliği, karaciğer ve böbrek hastalıkları, habis tümörler ve salgı bezleri hastalıkları sayılabilir. Bunları anlamak için birtakım testler gerekir. Bunların dışındaki durumlarda ise bebeğin genel tavırları gözlenmelidir. Anne sütüyle beslenen bebeklerde, bebek sık sık emmek istiyorsa, bu onun fazla yediği anlamına gelmeyebilir. Tam tersine bebek, ihtiyacı olan besini alamadığı için sık sık beslenmek istiyor olabilir. Bu durumda anne sütünün yeterli olup olmadığını anlamanın birkaç yolu vardır. Süt yeterliyse annenin göğüslerinde şişme, bebekte yutkunurken yutkunma sesi ve bebeğin emme sırasındaki mutlu hali gösterge sayılabilir. Ayrıca annenin göğüslerinden emzirmenin dışında süt gelmesi, bebeğin dışkı sayısı ve rengi de bu konuda fikir verebilir. Eğer bu göstergelerin hepsi olumluysa ve bebekte hala kilo alma problemi varsa, bebek yeterince emzirilmiyor olabilir. Bunun dışında bebeğin emmeyi engelleyen bir durumu, annenin meme uçlarında problem ya da bebeğin gazı nedeniyle rahatsızlığı olabilir. Biberonla beslenen çocuklarda ise, bebeğe verilen mamanın çeşidine, içeriğine ve verilme sıklığına bakmak gerekir. Bünyeye göre mamaların yararlılığı değişebilir. Ayrıca fazla kusan ve gazı olan bebeklerde ihtiyacına uygun mamalar seçmek önemlidir. Anne sütüyle beslenen bebeklerde, ek gıdalara geçildiği dönemde olan iştahsızlıklardan kaynaklanan kilo alamama problemleri olabilir. Ancak bu durum geçicidir ve bebek zamanla diğer gıdalara alışacaktır. Bebeklik çağının sonlarında ise çocuğun beslenirken dikkatini bir yöne vermesi zorluğu ortaya çıkar. Çocuk yemek yemekte, sofrada oturmakta güçlük çeker. Bu durumda ise sabırla ve zorlamadan yemek terbiyesi vermek önemlidir. Eğer bebekte ve çocukta herhangi bir iştahsızlık yoksa ve normal beslendiği halde olması gereken kilonun altında ise bir doktora başvurmak ve yardım almak en doğru seçimdir. Böyle bir durumda, beslenme doğru besinlerle yapılmıyor ve yeterli kalori almıyor olabilir. Özellikle çocukta halsizlik ve yorgunluk gibi belirtiler de varsa, doktora danışmak için vakit kaybedilmemeli ve vitamin-mineral takviyeleri konusunda da bilgi alınmalıdır.

İnfantil kolik
İnfantil kolik, sağlıklı bir bebekte bağırsak kökenli olarak en az günde 3 saat, en az haftada 3 gün ve en az 3 hafta süren periyodik ağlamalardır. Ancak çok ağlamanın ölçüsü, her anne-babaya göre farklıdır. Bu nedenle en basit tanım, belirli aralıklarla oluşan ve ilk 3 ay boyunca süren, sebebi belli olmayan ve aileyi rahatsız edecek düzeydeki ağlamalar olarak yapılabilir. Genellikle akşam saatlerine doğru sağlıklı olan bebekte birdenbire suratta kızarma, dizlerini karnına çekmeyle birlikte tiz bir çığlık şeklinde ağlama başlar ve birkaç dakika içinde geçer. Yine birkaç dakika sonra yeni bir nöbet başlar ve bu ağlamalar 2-3 saat sürer. Bebek bir türlü avutulamaz. Karnından artmış bağırsak sesleri duyulabilir. Gaz çıkartmakla ağrı hafifleyebilir. Kolik, genellikle yaşamın ilk veya ikinci haftasında başlar ve altıncı haftada şiddetlenir. Bebeklerin yüzde 25'i günde 3 saatten fazla ağlar. 2-3. ayda, bazen de 4. ayda kendiliğinden kesilir.

Nedenleri

  1. Gıda alerjisi/intoleransı: Birçok emziren anne, bebeklerinde koliğe sebep olabilecek gıdaları, yedikleriyle aldıklarına inanırlar. İnek sütünde bulunan antijenler, anne sütünde de bulunabilir. İnek sütü proteinine karşı bir kez duyarlılaşan bebek (placenta yoluyla, anne sütüyle veya hastanedeyken verilen formul mamalarla olabilir), anne sütü aldığında, inek sütü proteinine karşı alerjik reaksiyon gösterir. Bu da infantil koliğe neden olur. Yapılan araştırmalar, annenin yediği besinlerle, bebeğinde görülen kolik arasında ilişki olduğunu göstermiştir. Özellikle annenin yediği lahana, karnabahar, brokoli gibi sebzeler, inek sütü, çikolata ve soğanın bebekte kolik oluşturma olasılığı yüksektir. Hamilelik esnasında sigara ve kafein tüketimi de anne sütünün kalitesini bozar.
  2. 2. Anormal peristaltizm veya çok fazla gaz: Uzun süre aç kalmış ve laktoz içeren mamayla beslenen infantil kolikli bebeklerin nefeslerinde, koliği olmayan bebeklere nazaran daha yüksek oranlarda hidrojen gazına rastlanmıştır.
  3. Artmış hassasiyet: Bu aylarda bebeklerin sinir sistemleri henüz gelişmemiştir ve uyarılara karşı daha duyarlıdırlar. Normal bir gazı acı olarak algılıyor olabilirler.
  4. Doğum öncesi gerilim: Hamilelik esnasında psikolojik gerginlik yaşayan annelerin bebeklerinde kolik daha sık görülür.
  5. İnter reaksiyonel model: Annebabadaki gerilimler ve çevresel faktörler bebeğin duygularını etkileyebilir. Bu da koliğe sebep olabilir. Tedavisi Koliğin hiçbir bilinen tedavisi yoktur. Ancak şu bazı önlemler yararlıdır.
  • Öncelikle bebeğinizi bir doktora götürün. Ağlama ve karın ağrısına neden olabilecek diğer hastalıklarla ayırıcı tanısının yapılmasını sağlayın.
  • Bebeğinizi rahat ve tok tutun.
  • Bebeğinizi dik olarak kucağınıza alın ve sırtına minik darbeler vurarak sakinleştirmeye çalışın.
  • Biberonla beslenme 20 dakikadan az sürüyorsa, daha az delikli bir biberon başıyla beslemeyi deneyin. Böylece emme arzusunu giderin.
  • Sessiz ve daha az aydınlık bir oda dış uyaranları azaltarak huzurlu olmasına yardımcı olabilir.
  • Bebeği korkutabilecek ani hareketlerden sakının.
  • 10 dakikadan uzun süredir bebeğiniz ağlıyorsa yüz üstü yatırmayı deneyin. Çok aktif bebeklerde bebeğin bir battaniyeyle sarmalanması işe yarayabilir.
  • Bazı bebekler araba yolculuğuyla, bazıları da saç kurutma makinesi veya elektrik süpürgesi sesiyle sakinleşebilir.
  • Anne-baba olarak çocuğunuzun sağlıklı bir bebek olduğunu, infantil koliğin çocuğunuzun büyüme ve gelişmesi üzerinde hiçbir olumsuz etkisi olmayacağını ve bir müddet sonra kendiliğinden geçeceğini unutmayın ve moralinizi bozmayın.
  • Bebeğinizi formül mamalarıyla besliyorsanız mamayı değiştirin. İnek sütü proteini olan mamalar yerine soya formüllü mamalar bazen yararlı olabilir.
  • Bebeğinizi emziriyorsanız yediğiniz gıdalara dikkat edin (Lahana, karnıbahar, brokoli, inek sütü, çikolata ve soğandan uzak durun).
  • Kolikte kullanılan hiçbir ilacın faydası kanıtlanamamıştır ve bu ilaçlar bazı yan etkilere neden olabilir.

Gastroenterit

Gastroenterit, sindirim yolunun enfeksiyonu veya irritasyonu anlamına gelir. Bu enfeksiyondan mide, ince bağırsaklar ve kalın bağırsaklar etkilenir. Bulaşıcı olabilir. Her yaştaki çocuğu etkileyebilir. Bu hastalığa çeşitli virüsler, bakteriyel enfeksiyonlar ve bağırsak parazitleri neden olur. Hastalık kendini kusma, ishal, huzursuzluk, iştahsızlık ve ateş yaparak gösterir. Anne sütüyle beslenen bebekler ise her zamankinden daha sık ve sulu dışkılarlar. Bebeklerde en sık görülen hastalıklardan biridir. Bebeklerin kaç aylık olduklarına ve beslenmelerine bağlı olarak günde 3-5 kez normal kıvamda dışkı yapmaları normaldir. İshal, genellikle mikrobik enfeksiyonlardan kaynaklanır. Bu enfeksiyonlar; bakteri, virüs ve parazitler tarafından oluşturulur. Virüs, bakteri ve parazitlerin bulaştığı yiyecekler ishale neden olabilir. Bunun yanında çocuğun bağırsaklarını tahriş eden yeni bir gıda maddesinin verilmeye başlanması, inek sütüne karşı alerji, doğuştan kaynaklanan metabolizma hastalıkları, bağırsak hastalıkları, zehirlenmeler, ilaçlar ve özellikle de antibiyotikler nedenler arasındadır. Hafif ishalde sulu dışkılama 3-4 gün boyunca devam eder. Bu duruma kusma ya da ateş eşlik edebilir. Dehidratasyon göz kürelerinin ve bıngıldağın çökmesi, ağız içinin kuruluğu gibi belirtilerle kendini gösterir. Hafif ishalde bu tür bulgular yoktur. Orta derecedeki sıvı kayıplarında bu belirtiler fark edilir. Dışkı sayısı genellikle 4-10 arasındadır. Ağır ishal ve dehidratasyonda günde 10 kereden fazla dışkılama, çok sayıda kusma, ateş gibi belirtilerin yanı sıra, susuzluk belirtileri çok daha şiddetli olmakla birlikte, nabız zayıflar, idrar miktarı azalır ve şuur kaybı görülebilir. Rektal derecede ateş 39.4 dereceyi geçiyorsa, sıvı kaybı belirtileri ortaya çıkarsa, şikayetlerinde 48 saatte bir düzelme görülmezse ve bebeğiniz iki aylıktan küçükse mutlaka doktor yardımı almalısınız. Dışkıda sindirilmemiş gıda parçaları gözlenebilir. Rengi yeşil veya yeşilkahverengi olabilir ve çok kötü kokar. İshal, çocukların kaba etlerinde kızartılara ve cilt tahrişlerine de yol açabilir. İki veya üç gün süreyle çocuğun dışkıları katı ve normal olarak geldikten sonra, yavaş yavaş normal beslenmelerine geri dönebilirler. Kusma ve ishal nedeniyle su ve tuz kaybeden bebek, yorgun düşer ve halsizleşir, çoğunlukla beslenmeyi reddeder. Eczanelerde ve sağlık kuruluşlarında bulunan tuz-şeker karışımı elektrolit çözeltilerden kullanmanız, bebeğin kaybettiği su ve mineralleri geri alması için faydalı olabilir. Kullanılan bu çözeltilerin tatları bebeklerin pek hoşuna gitmediği için mide bulantısına ve ardından tekrar kusmalara neden olabilir. Bu nedenle çözeltinin 2-3 dakikada bir 1-2 tatlı kaşığı şeklinde verilmesi gerekir. Bu dönemde bebeğin beslenmesindeki ana kural, su ve tuz kaybının yerine konmasıdır. Bu kaybı önlemek için bebeğinize bol miktarda su içirmelisiniz. Anne sütü alan bebeklerde emzirmenin sürdürülmesi ve sıklığının artırılması en büyük yararı sağlar. Anne sütünün yanı sıra, karışık ya da mamayla beslenen bebeklerde özel ishal dönemlerinde kullanılabilecek mamalar da doktorunuza danışılarak verilebilir. Bu ishal mamaları, bebeğin ishal döneminde kaybettiği mineral maddelerini tekrar yerine koyarak, sağlıklı bir beslenmeye geçmesine olanak sağlar. Daha büyük çocuklara enerji açısından zengin, protein içeren, posasız ve yumuşak besinler taze olarak verilebilir. İçine ekmek doğranmış, ayran veya yoğurt ilave edilmiş sulu pirinç lapası, elma ve muz püresi de yedirilebilir.

Korunma
Vücut direncini düşüren hastalıklar, kalabalık ve sağlıksız ortamlar, okul ve kreşlerdeki sağlıksız yemekler, hazır gıdalar ve toplu olarak kullanılan tuvaletler çocukların bu hastalıkları almasında etken rol oynar. Çalışan anneler de bu enfeksiyonları eve taşıyabilir. Bunun için yapılması gereken; bebek ve çocukların beslenmesi ve bakımından önce mutlaka elleri su ve sabunla yıkamaktır. Ayrıca konserveler dahil bütün yiyecekler 80 derecenin üzerinde 30 dakika pişirilmeli, yiyecekler buzdolabında kapalı kaplarda saklanmalı, paketi delinmiş, içinde hava olan veya etiketi okunmayan yiyecekler alınmamalıdır.

Hazırlayan: Başak DOĞRU

BİZE ULAŞIN