“Hayır dönemi”ne hazır mısınız?

Hiçbir şekilde memnun edilemeyen bir patron edasıyla her şeye “Hayıııır” diyen küçüğünüzü, bu dönemde dizginleme yollarını öğrenmeye ne dersiniz?

“Hayır dönemi”ne hazır mısınız?

Çocuğunuzun ne istediğini anlayamıyor, çıldıracak gibi oluyor, ama rağmen hala hemen her şeye dediğini bir türlü çözemiyor Üzülmeyin, her şeye "Hayır" diyen sadece sizin çocuğunuz değil. 1-2 yaş döneminde birçok anne-baba sizin gibi bir durumla karşılaşıyor. Neden mi? Uzmanlara göre, çocuğunuzun artık kişiliği oluşuyor! Evet doğru okudunuz! Çocukların birçoğu kendi gelişimlerini gerek etraflarındaki insanlara gerek kendilerine ispatlamak için "Hayır" demeyi bir yol olarak seçiyor ve uzun bir süre her teklifinize bu cevabı veriyor. Peki ne yapmak gerekiyor? İşte konuyla ilgili bazı önerileri, Mavi Pedagojik ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nden Pedagog Duygu Çalışır'dan öğrendik.

Kendini ifade etme savaşı

Bebeklikten çocukluğa geçişin yaşandığı 1 yaş döneminde çocuklarda kişilik gelişimi de oluşmaya başlar. Kişilik gelişiminin en önemli belirtilerinden biri de birey olabilmek, kendini ifade edebilmek, kendi isteklerinin yerine getirilmesi konusunda ısrarcı olmaktır. Bununla birlikte çocuklarda her şeye "hayır" deme, itiraz etme, kendi istekleri konusunda ısrarcı davranma özellikleri görülmeye başlanır. İtirazlar ve inatlaşmalar en yoğun 1-3 yaş arasında görülür. Bu dönem bazı çocuklarda kısa sürüp kolay atlatılırken, bazı çocuklarda beklenenden daha uzun sürebilir ve aileler için zorlayıcı olabilir. "Hayır" döneminin uzun ya da kısa sürmesi, kolay ya da zor atlatılmasındaki en önemli etkenlerden biri aile tutumları, diğeri ise aile içinde benimsenen kural ve disiplin anlayışıdır.

Anne-baba tutumları

Çocuk merkezli ailelerde sevgi çocuğa şımartılacak derecede çok verilir ve disiplin yok denecek kadar azdır. Burada verilen sevgi, aşırı vericilik ve aşırı koruyuculuk biçimindedir. Bu tutumu benimseyen aileler, çocuğa kural koymanın gerekli olduğuna inanmazlar. Büyüdüğünde nasıl olsa kurallarla karşılaşacağı için şimdiden kural koymanın çocuğu olumsuz yönde etkileyeceği inancını taşırlar. Oysa kuralların en sağlıklı ve güvenli şekilde öğrenilebileceği yer aile ve evdir.

Küçük yaştan itibaren belirli kurallar ve sınırlar içerisinde yetişen çocuklar bunu bir yaşam şekli olarak benimser ve sosyal ortamlardaki kurallara daha rahat uyum sağlarlar. Sağlıklı anne-baba tutumu; annebabanın çocuğa karşı hoşgörülü olduğu, desteklediği, bazı kısıtlamalar dışında isteklerini yapmalarına izin verdiği tutumdur. Çocuk kabul edilmek ve onaylanmak ister. Hoşgörünün normal düzeyde gerçekleşmesi çocuğun kendine güvenen, yaratıcı bir birey olmasını sağlar. Bu tutumda evde kabul edilen ve kabul edilmeyen davranışlar bellidir. Çocuğun söz hakkı vardır. Duygu ve düşüncelerine saygı duyulur. Yetişkinler tarafından dinlenir. Çocuk özgüven kazanır ve sorumluluk taşımasını öğrenir.

Kurallar, çocuğun ruh sağlığını bozar mı?

1 yaşla birlikte artık yavaş yavaş kurallar da konmaya başlanmalıdır. Bu dönemde çocuğun inatlaşıyor olması, hiç kural konmayacağı anlamına gelmemelidir. Hareket özgürlüğü kazanan çocuk sürekli yeni yerleri keşfetmek, dolapları, çekmeceleri karıştırmak, bulduğu kağıtları buruşturup yırtmak, ev eşyaları ile oynamak ister.

Tehlikenin farkında değildir, kendisini tehlikeye sokabilecek davranışlarda bulunur. Bu nedenle kural koyma ihtiyacı ortaya çıkar. Bu dönemdeki eğitim ve çocuğa yaklaşım şekli çocukta güven ya da güvensizlik duygularının oluşumuna neden olur. Bu nedenle gereksiz yere çocuğu engellememek, merak ve keşfetme duygusunu köreltmemek, güvenli öğrenme ortamları oluşturmak gerekir.

Kurallara uyumu kolaylaştırmak için…

Kurallar koşulsuz sevgiyle birlikte olduğunda etkisini gösterir. Ne yaparsa yapsın her koşulda anne-babası tarafından sevildiğini ve kabul edildiğini bilen çocuk kurallara karşı tepki göstermez. Koşulsuz sevgi göremeyen çocukta ise otoriteye karşı devamlı başkaldırma, söylenenlerin tam tersini yapma davranışları görülür. Kurallar yalnızca çocuğun uygun olmayan davranışlar sergilediği, söz dinlemediği zaman uygulanmamalı, her koşulda uygulanmalıdır.

Kurallar, kuralı koyan kişiye ait değil, davranışa ait olmalıdır. Eğer anne, çikolatanın yemek bittikten sonra yenebileceğine dair bir kural koyduysa bu kural sadece çocuk anne ile birlikteyken değil, diğer insanlarla (baba, dede, teyze gibi…) birlikteyken de uygulanmalıdır. Anne-babaların en sık başvurdukları yöntem "yapma" demek, hatta kızmaktır. Bunun yerine "Hayır, yapılmaz!" demek ve dolap kapaklarına kilit asmak, çocuğun hayatını tehlikeye sokabilecek eşyaları ulaşamayacağı bir yere kaldırmak gibi çeşitli güvenlik önlemleri almak gerekir. Bu yaşta çocuk kuralın kural olduğunu tam olarak anlayamaz.

Bu nedenle istenen davranışların "aferin" denerek, alkışlanarak pekiştirilmesi, istenmeyen davranışların da "hayır" denerek ve zaman zaman da görmezden gelinerek söndürülmesi uygun yaklaşımlardır. Bu yaşın en önemli avantajı çocuğun dikkatinin kolaylıkla istenen yöne yönlendirilebilmesidir. Yani çocuk uygun olmayan ya da kendisine zarar verebilecek bir objeye yöneldiğinde ilgisi başka bir obje ya da aktiviteye çekilebilir.

Merak bu yaşın en önemli özelliklerindendir. Çocuk engellenmeye çalışılırken merakı da söndürülmemelidir. Dış dünyayı keşfetmek için gösterdiği çabalar için uygun oyun malzemeleri sunulmalı ve merakının giderilmesi sağlanmalıdır. "Acıktın mı?", "Gidelim mi?" gibi cevabı "hayır" olabilecek sorular sormak yerine "Yemek zamanı", Gitme zamanı" şeklinde konuşulmalı ve çocuk bir sonraki etkinlik için hazırlanmalıdır.

Hazırlayan: Aytülike KESKİN

BİZE ULAŞIN