Alerjiler ve korunma yolları

Alerjiler ve korunma yolları

Çağımızın en önemli sağlık sorunu alerjiler ve pek çok kişi alerjik bir hastalığının olduğundan habersiz! Hem anne adayları hem de çocuklara yönelik hazırladığımız dosyamızı inceleyerek alerjiniz olup olmadığını öğrenebilir, nasıl korunacağınızla ilgili bilgi edinebilirsiniz.

  • Çocuk
  • Çarşamba 01.11.2017 12:43

Fotoğraflar: Leyla YAMAN

Karlı geçen soğuk kış günlerini biraz da bıraktık. Mart kapıdan baktırır, kürek yaktırır dense de, baharın ay olduğundan azıcık bir güneşte hırkayla kendimizi sokaklara atıp baharın tadını çıkarmayı seviyoruz. Tabii baharın sefasını sürenler olduğu gibi cefasını çekenler de var. Kimler mi? Tabii ki alerjik hastalığı olanlar. Bildiğiniz gibi baharla birlikte en çok ortaya çıkan şey alerjen polenler. Fakat bunun dışında başka alerjik hastalıklar da var... Biz de güzel ve sorunsuz bir bahar geçirmeniz için size çok yararlı bir dosya hazırlardık.

Çocuklarda görülen alerjik hastalıkları, tedavilerini ve korunma yollarını Medical Park Antalya Hastanesi'nden Çocuk Alerjisi ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Zafer Berber sizler için anlattı. Hamilelikte ortaya çıkan alerjik hastalıkların tedavisiyle ilgili bilgileri de Medical Park Antalya Hastanesi'nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Timur Uğurlu'dan aldık. Sağlıklı, az hapşırıklı ve bol güneşli bir bahar geçirmeniz dileğiyle…

Çocuklarda alerjiler

Alerji, vücudun yabancı olarak tanıdığı, dışarıdan herhangi bir yolla alınabilen organik ve inorganik maddelere karşı vücudun savunma sisteminin anormal çalışma halidir. Alerjik hastalıklar genetik yatkınlığı olan çocuklarda, çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkar. Alerjinin Latince kelime anlamı "anormal, tuhaf" demektir.

Alerjik reaksiyonlara neden olan maddelere alerjen denir. Bu maddeler solunum yoluyla alınabildiği gibi ciltten temasla ya da yiyecek so olsa geride b tırır, kazma k harın müjdecisi bir şeklinde ağızdan da alınabilir. Dış ortam alerjenleri ağaç, çim, yabani ot, küf ve polenlerdir. Ev içi alerjenleri ise ev akarları, evcil hayvanlar, hamam böceği ve küf mantarlarıdır. Bunun dışında besin alerjileri, ilaç alerjileri ve böcek alerjileri de görülür.

Besin alerjisi

Besin alerjisi, besin reaksiyonları altında incelenir:

1- Besin alerjik reaksiyonları: Vücudun savunma sisteminin besin maddelerine karşı oluşturduğu aşırı duyarlılık halidir.

2- Besin intoleransı: Toksik, metabolik ve farmakolojik reaksiyon.

Belirtileri

Vücudun birçok bölgesinde belirti verebilir.

Deride: Kaşıntı, kızartı. Ellerde ve ayaklarda şişlik.

Ağızda: Genizde kaşıntı ve gıcıklık hissi, dudakta ve dilde şişme.

Gözlerde: Kızarıklık, kaşıntı ve şişlik.

Solunumda: Hırıltılı solunum, nefes darlığı ve öksürük.

Kalpte: Çarpıntı ve hızlı kalp atımı.

Sindirim sisteminde: Karın ağrısı, kusma, ishal, kabızlık, kanlı ve sümüksü dışkılama, kilo alamama.

Tanı koyma

Hastanın geçmiş bilgisine başvurulur, şüpheli besin varsa not edilir ve diyet uygulanır. Besin alerji testi yapılır. Gerekirse besin provakasyon testi denilen şüpheli besin vücuda verilerek reaksiyonları izlenir.

Tedavisi

Diyet tedavisi: Saptanmış şüpheli besinin diyetten çıkarılmasıdır. Hiposentizasyon (duyarsızlaştırma) yapılır. Bu işlem, besin grubunun antijenlerinin belirli aralıklarla ve belirli sürede vücuda verilerek tanınmasının sağlanmasıdır.

Semptomatik tedavi: Yakınmalara yönelik şikayetleri azaltma yöntemidir. İlaç tedavisidir.

Çocuklarda besin alerjileri kalıcı mı?

Kuruyemiş ve deniz ürünlerinin alerjileri ileri yaşlarda devam edebilir. Diğer besin alerjileri (süt başta olmak üzere) yüzde 80-90 ilk 2 yaşta, geri kalanı ise 5 yaşına kadar kaybolur.

Astım

Nöbetler halinde gelen, hırıltılı solunum, öksürük ve nefes darlığıyla kendini gösteren, kronik yangılı hava yolu hastalığıdır. Koruyucu varsa alerjenlere karşı önlemlerle ya da ilaç yoluyla rahatlatıcı ve koruyucu ajanlarla tedavi edilir.

Astımla birlikte gelen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı

Astım, küçük nefes yollarında alerjenlerin yol açtığı reaksiyon sonrası daralma ortaya çıkmasıyla oluşur. Hasta başlangıçta nefes alır, ancak vermekte zorlanır; daha da ilerlerse almakta da zorlanır. Bu durumdan, varsa alerjenlerden kaçınarak ve önlem alarak korunur ya da yakınmaları başlamışsa nefes açıcı ilaçlarla rahatlatılarak önüne geçilir.

Astım atağını başlatan nedenler

Saptanmışsa alerjenlerin ortamda bulunması veya artması, enfeksiyonlar (çoğunlukla viral enfeksiyonlar RSV, adeno, influenza vs.) altta yatan hastalıklar (geniz eti, alerjik rinit, gastroözefajiyal reflü), atmosfer değişiklikleri, (sıcak ve soğuk basınç değişiklikleri), büyük çocuklarda anksiyete, tetikleyiciler denilen boya, astar, cila, temizlik ajanları, sigara, kirli hava, havuzlardaki klor, parfüm vs. ailede doktor tanılı atopik hastalıklar (astım alerjik rinit ve atopik egzama) olması, çocukta atopik dermatit olması, viral enfeksiyonların dışında da hırıltı ve hışıltının başlaması, alerji testlerinde duyarlılık olması, olmayan çocuklara göre gelişme riskini artırır.

Astımlı çocuğun muayene bulguları

Hafif olanlarda hırıltı başlar. Nefes verme süresi uzar. Biraz daha artarsa, nefes verirken ıslık sesi duyulur. Konuşmada güçlük çeker. Yatamaz ve oturarak dinlenir. Nefes almanın derinliği artmış ve süresi uzamıştır. Halsizlik ve yorgunluk vardır. Cilt soluklaşır. Boğaz altı çekilmesi ve burun kanadı hareketleri başlamıştır.

Tedavisi

Rahatlatıcı tedavide akciğer hava yollarının daralmış kısımlarını genişleten ve eski haline getiren ilaçlar kullanılır. Acil durumlarda ortalama 1 hafta 10 gün kadar kullanılır ve kişi rahatlayınca kesilir. Bu arada hekimle sürekli haberleşerek atak yakından izlenmelidir. Koruyucu tedavi rahatlatıcı tedaviyle birlikte devam eder; ancak en az 3 aylık bir tedavi periyodunda tekrar değerlendirme yapılarak doz azaltması yapılır. Amaç kişinin rahatlatıcı ilaç tedavisine ihtiyacı azaltmaktır.

Astımdan korunma

Tedavide sadece ilaç yeterli değildir. Eğer alerjen saptanmışsa bu alerjen ortamdan uzaklaştırılmalı ya da uzaklaştırılamıyorsa ortamdan uzaklaşılmalı, koruyucu tedaviye düzenli devam edilmeli ve doktor kontrolü yapılmalıdır. Astımdan korunurken aşı tedavisi de çok etkilidir. Alerjik hastalarda aşı tedavisi (immünoterapi=desensitizasyon) en sık olarak alerjik rinitli olgularda yüz güldürür. Başarı oranı yüzde 70 oranındadır. Eğer alerjik rinit, astımla birlikte ise astım yakınmaları da azalır. Sadece astım olgularında aşı tedavisinin başarı oranı düşüktür. Aşı tedavisinde; saptanmış az sayıdaki en fazla beş alerjenin (çoklu alerjenin aşı olasılığı yok) vücuda belli oranlarda ve belli bir sürede artıralarak verilmesiyle vücudun duyarsızlaşması amaçlanır. Bu süre 3 ila 5 yıldır.

Alerjik rinit

Hapşırık, akıntı, kaşıntı ve tıkanıklık yakınmalarının en az 2 tanesi haftada 4 günden fazla olan, burnun yangılı hastalığıdır. Alerjik rinite neden olan etkenler; enfeksiyonlar, alerjenler yani polenler, ev tozu akarları, evcil hayvan epiteli, hamamböceği ve küf mantarıdır.

Tedavisi

Rahatlatıcı ve koruyucu olmak üzere iki ana grup ilaç vardır. Rahatlatıcı olan grupta ilaçlar kısa süreli kullanılır ve kesilir. Ancak alevlenme dönemlerinde tekrar kullanılabilirler. Diğer koruyucu olarak ifade edilen ilaçlar uzun süreli kullanılırlar; bu grupta steroidli ilaçlar bulunur. Amaç, rahatlatıcı ilaçlara ihtiyacı azaltmaktır. Alerjik rinit ile astım yüzde 15 oranında birlikte seyreder. Özellikle astım tedavisi sırasında alerjik rinit gözden kaçırılmamalıdır. Tedavi edilmeyen alerjik rinit vakalarının astım belirtileri gösterdikleri unutulmamalıdır. Alerjik rinitin mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Kurdeşen (ürtiker)

Kaşıntı, kızartı, kabarma ve kaybolma (4K) bulgusu ile kendini gösteren, derinin üst katmalarının yangısıdır. 24 saatte kaybolan ve kronik süregelen formu vardır.

Nedenleri

Çocuklarda en sık nedeni viral enfeksiyonlardır. Bunların dışında besinler, ilaçlar, parazitler, otoimmün hastalıklar, katkı maddeleri ve nadiren anksiyete de kurdeşene neden olabilir.

Tedavisi

Enfeksiyon ve parazitin tedavi edilmesi, alerjenin uzaklaştırılması, ilaçların kesilmesi gibi… Daha sonra anti alerjik ilaçlarla en az 1 hafta tedavi edilmelidir. 6 haftadan daha uzun sürerse testleri yapılmalıdır. Daha önce kurdeşen geçiren olguların, hastalığın etkenlerinden kaçınmaları önemlidir. Ayrıca ses telleri ve soluk yollarında hayatı tehdit eden bulgular durumunda; kas içine yapılmak üzere yanlarında EPİ- PEN adrenalin kalem enjektör bulundurmaları ve hem alerjik olduğu hem de ilk yapılması gereken müdahalenin yazılı olduğu bir bileklik ya da kart bulundurmaları önerilir.

İlaç alerjisi

İlaçlara bağlı ortaya çıkan reaksiyonlardır. Kaşıntı ve döküntüyle kendini gösterir. Hafif bir cilt reaksiyonundan, hayatı tehdit eden reaksiyona kadar yol açan bir durum sergileyebilir. Bütün ilaçların alerjik reaksiyon yapma potansiyeli vardır. Ancak penisilin türevleri ve siklosporin en sık olanlarıdır. İlaç alerjilerinde, ciltte hafif bir birinci derece yanık olabildiği gibi, tüm cildin ve iç organ tutulumunun da olduğu hayatı tehdit eden ağır formlar da vardır. Dudaklarda, göz kapaklarında, genital bölgede ve el üstlerinde şişlik olabilir. İlaç alerjilerinde mevcut saptanmış ilaç varsa kesinlikle kaçınılmalıdır. Şüphe duyulan varsa büyük alerji merkezlerinde testleri yaptırılmalıdır. Kurdeşen bulguları varsa antihistaminik ilaçlarla tedavi edilmelidir.

Alerjik egzama

Çocukluk çağının, cilt kuruluğu ve kaşıntının ön planda olduğu, derinin alerjik hastalığıdır. Çocuklarda yüzde 10-20 oranında gözlenir. İkinci aydan itibaren yüzde ve yanaklarda belirgin kızarıklık ve kaşıntıyla kendini gösterir. Kol ve bacaklarda dış kısımlarda, karında ve sırt bölgesinde de vardır. Bez bölgesi genellikle korunmuştur. Daha sonraki yaşlarda kol büklüm bölgesi ve diz arkası, daha ileri yaşlarda boyun ve el bileklerinde görülür ve kaşıntı ön plandadır. Bu durumlarda varsa alerjen saptanmalı ve bunlardan kaçınılmalıdır.

İlk olarak gıda alerjisi akla gelmelidir. Özellikle süt ve süt ürünleri, yumurta, tropikal meyveler, deniz ürünleri ve kuru yemişler neden olur. Her banyo şampuanlı olmamalı, kese-lif yapılmamalıdır. Ayrıca çocuğa polar, yün, orlon ve sıkı çamaşırlar giydirilmemelidir. Giysileri penye ve pamuklu olmalıdır. Çamaşırlarını yıkarken yumuşatıcı kullanılmamalıdır. Yine koruyucu ve rahatlatıcılar kullanılmalı, anti histamikler ile kaşıntı azaltılmalı, steroid içeren krem ve losyonlarla 1 hafta 10 gün tedavi edilmelidir. Cildin nemi ve yağı cilde dışarıdan verilerek desteklenmelidir. Alerjik egzama uzun soluklu ve sabır isteyen bir süreçtir.

Hamilelikte ortaya çıkan alerjiler

Alerjik hastalıklar hamilelerin yüzde 20'sinde görülür ve hamilelikte en çok rastlanılan hastalıklardır. Alerjik reaksiyonlar vücudun herhangi bir sistemini tutabilir. Alerjik hastalıklar; ciltte kızarıklık, kabarma ve kaşıntı, gözlerde batma ve sulanma, burunda salgı artışı, kaşıntı, tıkanıklık, akciğerlerde nefes darlığı atakları veya sindirim sisteminde ishal, bulantı, kusma ve iştahsızlık şeklinde kendini gösterir. Bu hastalıklar: Alerjik nezle, astım, konjuktivit, ürtiker ve anaflaksidir.

Alerjik nezle (saman nezlesi)

Burun tıkanıklığı, burun akıntısı, hapşırma ve kaşıntı belirtileriyle ortaya çıkan burun mukozasının inflamasyonudur. Genellikle gözde kızarıklık ve göz yaşarması alerjik nezleye eşlik eder. Burun, göz, damak veya boğazda kaşıntı vardır. Tedavide ilk olarak alerjen etkenlerden sakınılmalıdır ve temas engellenmelidir. Hastaların polen ve toz oluşturan kaynaklardan uzak durmaları, kapalı ortamda hava temizleyicilerin kullanılması önerilebilir. Ayrıca gerekli durumlarda ilaç tedavisi de verilir.

Alerjik astım

Solunum yollarında daralma, nefes darlığı ve öksürükle seyreden kronik bir durumdur. Hamilelik sırasında genellikle 6. ve 7. aylarda artış gösterir. Hamilelikte astım tedavi edilmezse olumsuz etkileri oluşabilir. Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı görülebilir. Astım tedavisinde amaç az sayıda ilaç kullanılarak, en iyi solunum fonksiyonuna ulaşıp atakların olmadığı dönemler sağlamaktır. Atak sıklığını artıracak ev tozu, küf ve mantar, evcil hayvanlar, sigara dumanı ve kirli hava, sprey kokular ve yiyecekler içerisindeki bazı katkı maddeleri gibi alerjenlerden kaçınılmalıdır.

Alerjik konjuktivit (göz nezlesi)

Alerjiye neden olan maddelere göz tarafından verilen tepkidir. Tekrarlayıcı bir durum olan ve her iki gözü de etkileyen alerjik konjuktivitin potansiyel alerjenleri polen, hayvan tüyü, toz ve küftür. Hastalığın en önemli belirtisi kaşıntı ve gözde batma hissidir. Kaşınmaya konjuktival kızarıklık, ödem ve yanma eşlik eder. Hastalık genellikle geçicidir. Konjuktivit tedavisinde alerjik durumun ciddiyeti alerjenlere maruz kalma süresi ve derecesiyle orantılıdır. Böylelikle ilk tedavi, alerjeni tespit ettikten sonra yok etmeye yöneliktir. Sonra hastalığın durumuna göre günde birkaç kez soğuk kompres ve damla uygulanır.

Hamilelik ürtikeri

Hamilelikte papül ve plak şeklinde kırmızı ve kabarık lezyonlarla seyreden hamileliğe özgü kaşıntılı bir hastalıktır. Gecikmiş bir aşırı duyarlık reaksiyonu olup, iltihabi bir reaksiyon olarak düşünülür. Bebekten anneye geçen hücrelerin cilde yerleşerek kaşıntıya neden olmasıdır. Ayrıca hamilelik döneminde artan östrojen ve progesteron hormonlarının da bu iltihabi reaksiyonu tetikleyebileceği ileri sürülür. Tedavide kortizonlu kremler ve ılık karbonatlı banyolar faydalı olur.

Anaflaksi

Alerjinin en korkulan, en ağır ve tehlikeli şekli olan anaflaksi, vücudun tümünü ilgilendiren yaygın alerjik reaksiyonlara bağlı olarak gelişir. Anaflaksi, alerjik şok ismiyle de bilinir; erken tanınıp acil olarak tedavi edilmediğinde kişiyi şok ya da ölüme kadar götürebilir.

Önceden alerjisi olan hamilelerin alması gereken önlemler

Alerji tanısı olan anne adayları, bilinen alerji yapıcı maddelerden, özellikle de astımı tetikleyici, solunum yoluyla temas edilebilecek hayvan tüyü, ev tozu ve sigara dumanı gibi ortamlardan kaçınmalıdır. Asla sigara içilmemelidir ve sigara içilen ortamlarda bulunulmamalıdır. Alkol tüketiminden kaçınılmalı, bilinen gıda ve çevresel faktörler günlük yaşamdan uzaklaştırılmalıdır.

Hamilelikte tedaviye dikkat!

Hamilelikte alerjik hastalıklarda, tam bir hikaye ve bulguların dikkatli değerlendirilmesi esastır. Tanıda alerjik bulguların günlük kaydı ve şüphelenilen alerjenlerin günlük yaşamdan uzaklaştırılarak izlenmesi yararlıdır. Kan testleri, uygulamalı alerji testlerine tercih edilmelidir. Deri testleri veya besin testleri gibi alerji testleri ciddi anaflaktik (Ani gelişip bütün vücudu tutan, ürtiker, nefes darlığı, şok venadiren kusma, karın ağrıları ile kendini gösteren bir alerjik reaksiyon) reaksiyonlara sebep olabileceği için doğum sonrasına ertelenmelidir.

BİZE ULAŞIN