Çocuklarınıza gönüllülük bilinci aşılayın

Çocuklarınıza gönüllülük bilinci aşılayın

Çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu tek şey, koşulsuz sevgi. Bu gerçeği bazen unutuyoruz.

  • Çocuk
  • Cuma 10.11.2017 15:55

Bebeklerin yıllar içindeki büyüme aşamalarını gözünüzün önüne getirin. İlk yıllar tamamen içgüdüsel olan, sevgi dolu, masum hareketler sergiliyorken yavaş yavaş arkadaşlarıyla oyuncaklarını paylaşmayan, agresif tavırlar sergileyen ve ön plana çıkmaya çalışan birine dönüştüğünü fark ediyor musunuz. Elbette bundaki en büyük pay bizde... Yıllar içinde sevgiyi, merhameti, vicdanı, paylaşmayı ve en önemlisi de bu değerlere gönüllüce sahip olmasını öğretmeyi unuttuk çocuklara... Çünkü istedik ki hayatta ezilmesin, hor görülmesin, kullanılmasın. Oysa "Gönüllülük bir insanın ulaşabileceği en üst noktadır" diyor "Gönüllülük" kitabının yazarı İnal Aydınoğlu. Üstelik gönüllülük bilincinin temellerinin mutlaka çocukluk sürecinde atılması gerektiğinin önemi üzerinde durarak…

Gönüllülük nedir?
Gönüllülük dediğimiz şey; aslında karşılıksız vermektir ve bunun karşılığında da kendi isteğinizle vermekten duyduğunuz sevinç ve kalbinizdeki huzurdur. Gönüllülük için söyleyebileceğim en net şey; insanın ulaşabileceği en üst noktadır ve tek sermayesi de sevgidir.

Sizin gönüllülük yolculuğunuz nasıl başladı?
Ben son 25 yılını gönüllülüğe adamış bir adamım. Şu an 75 yaşındayım ve gönüllülük adına ne varsa deli dolu yaşıyorum diyebilirim. Sahneye bile çıkmaya başladım bu yaştan sonra. Bir Gönül Yolculuğu adını verdiğim sahne anlatımımla insanları biraz olsun bu konuda bilgilendirmek istiyorum. Ayrıca, son 6 yıldır da Marmara Üniversitesi'nde ve bu yıl da Maltepe Üniversitesi'nde Gönüllülük ve Gönüllülük Uygulamaları dersleri veriyorum. Kısacası işim gücüm gönüllülük.

Üniversitede eğitim veriyorsunuz, kafama takılan kısım şu, artık yetişkin olan insanlara gönüllük öğretilebilir mi?
Ne öğrenilirse öğrenilsin her şeyin tohumları mutlaka çocuklukta atılır. Sonradan insanlara bir şeyler kazandırmak çok zor, ama yine de bilinçlendirmek önemli. Yine de asıl önemli olanın çocukluk yılları olduğu unutulmayarak, henüz çocukken onlara gönüllülük bilincini öğretmek gerekir. Geçmiş yıllarda yapılan bir araştırmada Bolu ilimizde eğitim gören öğrencilerden üniversite sınavında başarı gösteren kişi sayısının çok düşük olduğu görülmüş. Temeline baktığınızda okulöncesi eğitimin bu ilimizde yüzde 5 düzeyinde olduğu saptanmış. Yani bu da gösteriyor ki okulöncesi eğitime gereken önem verilmemiş ve çocuk eğitim hayatına hazırlanmamış. Bu arada şu an Bolu için çok güzel bir durum söz konusu. Okulöncesi eğitim artık yüzde 95 oranında. Açıkçası çocukken ilmin, bilimin ve çalışmanın temellerini atamazsanız yetişkin olduğu dönemde o kişiden başarı beklemek oldukça güç olacaktır. Aynı şey gönüllülük için de geçerli.

O halde anlattıklarınıza bakarak, gönüllülük bilincinin 0-6 yaş döneminde verilmesi gerektiğini söyleyebilir miyiz?
Çocuk doğduğu andan itibaren ona bu bilincin verilmesi gerekiyor. Çünkü çok saf ve temizler. Biraz büyüdükçe biz yetişkinler onlara rekabeti, hırsı, paylaşmamayı, çıkar peşinde koşmayı, elindekini kaptırmamayı öğrettikçe, maalesef onlar da gönüllülükten uzaklaşıyorlar. Doğal olarak da kendi hayatımızı mahvettiğimiz gibi onlarınkini de mahvetmeye başlıyoruz. Çünkü insanlar bütün yaşamlarını akıllarıyla yönetmeye çalışıyorlar. Spiritüel uzmanlar der ki: "Akıl insanın şeytanıdır". Akılla tabii ki profesör, alim veya iş adamı olunabilir, ama gerçekten doğru insan olmak kalple aklı birbirine dengelemekle mümkündür. Ve gönüllülük kalpten gelir. Akılla kalp ortak olduğu gün ortaya vicdan çıkar ve bunu çocuklarımıza mutlaka öğretmeliyiz. Sevgi, şefkat, merhamet gibi insanlığın ve ruhun gerçek kıymetli değerleri anca kalple sağlanabilir.

Anne-babalara ne söylemek istersiniz?
Dünyaya ruhsal gelişimimizi sağlamak, dünyanın gelişimine, değişimine katkıda bulunmak ve diğer insanları severek, vererek, paylaşarak insanlığın mutluluğu yolunda çalışmak için geliriz. Her insan, yalnız olmadığının bilinci içinde yalnızca kendi çıkarları için yaşamaktan vazgeçip toplumun bir parçası ve görevlisi olduğunun bilincine ulaşmalıdır. Yapabileceği en yüce şeyin diğer insanları sevmek olduğunu anlamalıdır. Bu ise bencillikten kurtulmayı ve daha yüksek bir amaca odaklanmayı gerektirir. Lütfen çocuklarımızı bu bilinçle yetiştirelim.

Hazırlayan: Işıl EVRİM AKGÜN

BİZE ULAŞIN