Beden dili asla yalan söylemez

Çocukların beden dili ve yüz ifadeleri aslında onların iç dünyaları ile ilgili her şeyi ele veriyor.

Beden dili asla yalan söylemez

Beden dili ve mimikler, bir çocuğun ruh halini ve iç dünyasını yorumlamak için şahane ipuçları verir. Örneğin; çocuklar mutsuz olduklarında, huysuz ve öfkeli davranışlar sergilerler ya da suratlarını asıp, dudaklarını büzüp bir köşede sessizce otururlar. Konuşkansa, heyecanlıysa, güler yüzlü ve hareketliyse çocuk mutlu demektir. Bu nedenle, bedensel ipuçlarını iyi okumak ve yüz ifadelerini dikkatlice incelemek, çocuğun duygu dünyasını anlamak için önemlidir. Sözler yanıltıcı olabilir, ama beden asla yalan söylemez... Klinik Psikolog İpek Gökozan bebeklerin ve çocukların mimiklerinin ne anlam ifade ettiğini anlattı. Anne ve babaların, çocuklarının beden dilini tıpkı bir alt yazı okur gibi okumaları gerekir ki, iyi bir iletişim gerçekleşsin.

Gülümseme
Bir bebek anne karnındayken gülümsemeye başlar. İlk doğduğu haftalarda annesine veya babasına gülümser; fakat bu gülücükler mutluluk ifadesi değil, yalnızca reflekstir. Bebeğin gerçekten mutlu olduğu için gülmesi, onun gelişimi hakkında pek çok bilgi verir. Mutluluğunu ve rahatlığını belli etmek için gülümseyen bebeğin görme becerileri gelişmiştir ve annesini artık tanıyabiliyordur. Beyin gelişimi iletişim kurmak için hazırdır. Doğumdan sonraki 6-8. haftadan itibaren refleks gülümsemeleri, yerini mutluluk gülümsemelerine bırakır. Bebek gülümsüyorsa; rahatı yerinde, karnı doymuş, fiziksel olarak bir sıkıntısı yok ise, keyifli bir iletişime açık olduğu anlamına gelir. Bebek kendini rahatsız hissettiği zaman yüzündeki gülümseme yok olur. Yaş büyüdükçe, iletişim becerileri artacağından dolayı, gülümseme mutluluk ile doğru orantılı olarak artmaya başlar. Çocuklar ne kadar mutlu ise, o kadar çok gülümserler. Gülümseyen bir çocuğa aynı şekilde karşılık vermek, ona sarılmak, güzel sözler söylemek, okşamak ve oyun oynamak; anne-babaçocuk arasındaki bağı güçlendirir ve gülümseme davranışının artarak devam etmesine yardımcı olur.

Kaşları çatma
Kaşların çatılması, mutsuzluğun ve rahatsızlığın göstergesidir. Bebekler henüz konuşamazken sıkıntılarını kaşlarını çatarak ifade ederler. Küçük bebeklerde kaşlar çatıldığı zaman, bakım veren kişinin önce bebeğin fiziksel bir rahatsızlığının olup olmadığına bakması (gaz şikayeti, bez değişimi, açlık, üşüme, terleme gibi) gerekir. Yaş büyüdükçe kaşların çatılması, öfkenin ve isteklerinin yerine gelmemesinden ötürü duyduğu olumsuz duygulara işaret eder. Öfkelenen çocukla konuşulmalıdır. Öfkesinin hafife alınmadığı belli edilmelidir. Fakat sırf öfkesi sakinleşsin diye her istediği yerine getirilmemelidir. Bu durum sınır koymakta zorlanan anne-baba tutumlarına davetiye çıkarır.

Çığlık atma
Genellikle korkunun bir işaretidir. Korkan bebeğin ya da çocuğun yüzünün rengi solabilir, nefes alıp vermesi hızlanabilir ve gözlerini kocaman açıp ağlamaya başlayabilir. Çocuğu kucağa alıp sakinleştirmek, güvende olduğunu belli etmek onu rahatlatır.

Dudak büzme
Bebeklerde bir ihtiyacın olduğuna işarettir. Sıkılmış, kendini ortamda yabancı hissetmiş veya ilgi bekliyor olabilir. Küçük çocukların odaklanma süreleri kısa olduğu için kolay sıkılmaları normaldir. Sabır göstererek onunla değişik oyunlar oynamak iyi bir fikir olabilir.

Gözleri kocaman açma
Merak belirtisi olabilir. Yeni bir şey gören bebek gözlerini kocaman açar, uzunca o nesneye bakar ve anlamlandırmaya çalışır. Eğer bebek merak ettiği şey için gözlerini kocaman açıyorsa, o uyarıcı ile zaman geçirmesine izin verilmelidir. Gözlerin kocaman açılması aynı zamanda korkunun da işareti olabilir. Korkan bir çocuk gözlerini daha büyük açar ve kaskatı kesilir. Eğer bir çocuk korktuğu için gözlerini açıyorsa, sakinleştirilmelidir ve güvende olduğu hissettirilmelidir. Korku duygusu hafife alınmamalıdır. Neden korktuğunu anlatması için cesaretlendirilmelidir. Anlaşılmadığını hissederse, sakinleşmekte zorlanır.

Bedeni geri çekme
Bebeklerde bedeni ve kafayı geri çekme veya çevirme davranışı sıklıkla istemediği bir şeyi zorla kendisine yaptırılıyor hissine kapıldığı zaman olur. Örneğin; zorla yemek yedirilen veya zorla sandalyeye oturtulan çocuk kendini geri çeker, kafasını başka yöne çevirir veya kıpırdanmaya başlar. Sıkılmaya başlamanın da bir habercisi olabilir. Bu tip durumlarda anne- babaların çocuğu zorlamamaları uygun olacaktır. Unutulmamalıdır ki; zorla yaptırılan hiçbir davranış alışkanlığa dönüşmez.

Sarılma
Sevginin göstergesidir. Çocuklar, yanında kendini rahat ve huzurlu hissettiği kişiye sarılırlar. Anne-baba ve çocuk üçlüsü mümkün olduğu kadar çok sarılmalı ve sevgilerini göstermelidirler.

Fazla mimik kullanmak zararlı mı?
Fazla mimik, yüz ifadesi veya beden dilini kullanmanın zararı yoktur. Hatta aksine, çocuk için ifade özgürlüğü sağlar. Her bireyin duygu ve düşüncelerini aktarırken seçtiği farklı yollar vardır. Kimileri sadece konuşarak, kimileri ise az konuşup bolca beden dili ile duygularını aktarmayı seçer. Yüz ifadesi ve mimik kullanmayan insanlar toplumda tabiri caizse "soğuk" kişiler olarak adlandırılırlar. Kuzey ülkelerindeki insanlar, kültürel olarak çok az mimik ve jest kullanırlar ve soğuk insanlar olarak algılanırlar. Mimikler ve beden dili, sıcaklığın ve samimiyetin göstergesidir.

Mimikler içgüdüsel mi?
Yüz ifadelerinin genetik kökenli olduğunu savunan bazı araştırmalar söz konusudur. Bir araştırmaya göre; doğuştan görme engeli olan bireyler de, tıpkı görme yetisi olan bireyler gibi mutsuzluk, kızgınlık ve korku gibi yüz ifadeleri kullanırlar. Bu da şunu gösterir ki, yüz ifadeleri ve mimikler doğuştan gelir. Ancak şu da yadsınamayacak bir gerçektir ki; anne ve babası çokça mimik kullanan çocukların kendileri de iletişimde daha sık beden dili ve mimik kullanırlar. Burada modellemenin payını da unutmamak gerekir.

Çocuğa, mimik ve beden dilini doğru kullanması öğretilebilir mi?
Çocuk, anne ve babasını, sosyal çevresindeki kişileri ve örnek aldığı diğer yetişkinleri gözlemleyerek beden dilini ve mimiklerini uygun bir şekilde kullanabilir. Çocuklara, beden dilinin kullanımı ve duyguların yüz ifadesi yoluyla doğru aktarımı öğretilebilir. MIMIK.

"Sık mimik kullanmak çocuklarda tiklere yol açar mı?"

Tikler aniden ve istemsizce ortaya çıkan, tekrar eden ve kontrol edilemeyen sesler veya davranışlardır. Nörolojik ve psikolojik kökenli olmak üzere ikiye ayrılır. Nörolojik kökenli tikler doğuştan beynin gelişimiyle ilgili olarak ortaya çıkar. Psikolojik kökenliler ise stres faktörüyle tetiklenir. Mimikler ile tiklerin hiçbir alakası yoktur. Sıkça mimik kullanmak tiklere yol açmaz.
- Klinik Psikolog İpek Gökozan

BİZE ULAŞIN