Karne zamanı!

Bir öğrenciye en büyük stresin nedir diye sorsalar, bence karne gününden bahsederdi. Karne notları iyiyse sorun yok. Ancak unutmayın ki, kötü karnenin tek sorumlusu çocuğunuz değil! Karnelere az bir zaman kala, yazımız size ışık tutacak.

Karne zamanı!

Karne, çocuğun dönem boyunca öğrenme süreçleriyle ve davranışlarıyla alakalı geri bildirim içeren bir belge. Aslında karneyle, çocuğun zekası, psikolojik durumu ve aile ilişkileri bir bütün olarak değerlendirilmiş oluyor. Biz de miniğinizin başarıya giden bu okul yolunda, karşılaştığı başarısızlıkların nedenlerini merak ettik. Anne-babaların başarıyı arttırmaya yönelik neler yapabileceğini Üsküdar Üniversitesi Nöropsikiyatri Sağlık, Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden Psikolog Aynur Sayım'dan öğrendik.

Çocuğun psikolojisi

Her çocuğun bireysel özellikleri farklıdır. Dolayısıyla duyguları da farklılık gösterebilir. Eğer çocuğun karne notları başarısızsa suçluluk, öfke, yalnızlık, ihmal edilmişlik, korku, kaygı, çekingenlik, kızgınlık, kendine güvensizlik vb. gibi duygular hissedebilirler. Aile ve öğretmenin tepkileri de bu duyguların derecesini belirler.

Başarısızlığın nedenleri

Çocuğun IQ seviyesinin yaşıtlarına oranla düşük olması, öğrenme güçlüğü, depresyon, davranış bozukluğu, dikkat eksikliği, hiperaktivite, bedensel bir engelinin veya rahatsızlığının bulunması ve görme-işitme kayıpları okulda başarısız olmasına neden olur.

Okuldan kaynaklanan sebepler

Okuldaki eğitim ve öğretim programının çocuğun gelişim seviyesine uygun zenginleştirilmiş programlar olması ve öğretmenin disiplini sağlayabilen, araştırıcı, etkili öğretmenlik yetilerine sa hip olması gerekir. Çocuğun okul başarısı beklenenin altındaysa, öncelikle bir araştırma yapılmalıdır. Çocuk-ergen psikiyatristi veya psikoloğundan yardım alınmalı, aileye ve okula yönelik bir çalışma düzenlenmelidir. En çok yapılan hatalar; çocuğu cezalandırmak, tehdit etmek, diğer çocuklarla kıyaslamak, korkutmak ve kişiliğine yönelik saldırılardır. Bu davranışlar çocukta suçluluk duyguları yaratabilir ya da çocukta savunmalar gelişebilir, devamında da uyum ve davranış sorunları ortaya çıkabilir. Çocuğu bu süreçte yalnız bırakmak değil, ona her durumda değer verdiğinizi hissettirmeniz, sorun varsa soruna yönelik tedbirler almanız gerekir. Şunu da unutmamak gerekir ki, çocuk tüm yıl boyunca başaramadığını, tatilde başaramaz. Tatilde çocuktan sıkı bir çalışma programı uygulamasını beklemek yanlıştır. Böyle durumlarda çocuğun, eğitici rehberliğinde özel bir eğitimle desteklenmesi gerekir. Tatil, tatil gibi yaşanmalıdır. Özel destek gerektiren durumlar dışında, genel bir tekrar, kitap okuma ve çok zorlayıcı olmayan çalışmalar yapılabilir.

Başarıyı olumlu etkileyen faktörler

Aile içi ilişkilerin nitelikli olması, çocukla iletişim dilinin doğru olması, çocuğa gelişim dönemlerinde zengin uyaran verilmesi, öğrenmeyle ilgili çevresel faktörlerin sağlıklı olması, anne-babanın iyi model olması, kültürel seviyenin, ders çalışma ortamının sağlanması ve ailenin disiplini başarıyı olumlu etkileyen faktörlerdir. Annebabaların diğer çocuklarla, kendi çocuğunu kıyaslamaları, başarısızlığı sonucu onu yargılamaları ve eleştirmeleri yerine, çözüm yolları aramaları en doğru yaklaşımdır.

Anne-babalara öneriler

Çocuğun yaş düzeyinden beklenen gelişimi göstermesi; zekası, dikkat ve konsantrasyon becerisi, nörolojik ve bedensel gelişimiyle yakından ilişkilidir. Çocuk, öğrenmesi beklenen zamanda ve düzeyde öğrenemiyorsa, bu durum, nörolog, psikiyatrist ve psikolog desteği gerektirir.

Çocuktaki yetersizlikler (Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, öğrenme güçlüğü, zeka engeli, davranış bozukluğu vb.) toplumda farklı ve başarısız algılanmasına sebep olur. Ve bu da kişinin eğitimini, meslek hayatını olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla sosyal ilişkileri bozulur ve kendine güveni azalır. Çocuğa destekleyici yaklaşım çok önemlidir.

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların öğrenme süreçleri farklıdır. Erken dönemde teşhis edilip, gereken tedavi ve eğitimin alınması gerekir. Tanı koyarken, değerlendirmenin temel taşı psikometrik testlerdir. Çocuğun hangi alanda yetersizlik yaşadığı klinik ortamda birtakım test ve tetkiklerle belirlendikten sonra, çocuğa özgün, özel eğitim programı yapılarak, aile-öğretmen işbirliğiyle tedavi yürütülmelidir. Tedavide tıbbi boyut ve özel eğitim önem taşır.

Anne-babalar derslerle ilgili alınan özel eğitimi destekleyici çalışmalar yapabilirler. Çocuğun yetenekli olduğu alanları belirleyip, bu yönde sosyal etkinlik çalışmaları uygulayabilirler. Çocuğun özgüveninin gelişmesi ve başarısı için olumlu motivasyon kullanılmalıdır. Onunla özel zaman geçirmek ve aile içinde kaliteli iletişim sağlamak gerekir. Anne-babaların diğer çocuklarla, kendi çocuğunu kıyaslamaları, başarısızlığı sonucu onu yargılamaları ve eleştirmeleri yerine, çözüm yolları aramaları en doğru yaklaşımdır.

"Karnesi zayıf olsa da, ona değer verdiğinizi söyleyin!"

Karnenin alındığı gün, ne olursa olsun anne-babalar çocuklarını koşulsuz sevdiklerini hissettirmelidir. Karnesi zayıf olsa da, ona değer verdiklerini söylemeliler. Fakat bunun yanında ailenin bir sorumluluğu da "Karnen neden kötü?" sorusunun cevabını araştırmaktır. Çocuk hangi sorunu yaşıyorsa bunu belirleyip önlem almak için çaba göstermeliler. Ders programları ve alınacak destekle birlikte bir çalışma yapılması gerekir. Çocuğun kaçırdığı konuları telafi ederek bir sonraki döneme hazır başlamasını sağlamak, onun motivasyonunu artıracaktır. Fakat bunu iyi bir programla, yani çocuğu da dinleyerek yapmak önemlidir.

BİZE ULAŞIN