11 sorun & çözüm

Hamilelik dönemindeki sorunlar, yaşamınızı etkilemesin. İşte, 9 ay boyunca en sık karşılaşabileceğiniz sorunlar ve çözüm önerileri…

11 sorun & çözüm

Anne adayları, tatlı bir heyecanla başladıkları hamilelik dönemlerinde kimi zaman mide bulantılarıyla, kimi zaman da kramplarla veya varis gibi sorunlarla baş etmek zorunda kalırlar. Ama hamilelik döneminde yaşanabilecek sorunların üstesinden gelebilmek zor değil. Doç. Dr. Cem Batukan, hamilelik döneminde sıkça görülen sorunları anlattı ve anne adaylarının yaşayabileceği bu sorunlara pratik çözüm önerilerinde bulundu.

1. Sorun: Bulantı ve kusma

Bulantı ve kusma, hamilelik döneminde en sık yaşanan şikayetler arasında yer alır. Tüm hamileliklerin yaklaşık yüzde 80'inde görülen bu durumun nedeni tam olarak bilinmese de, bu dönemde kanda artan hormonun (hCG) önemli rol oynadığı kabul edilir. Genelde hamileliğin 4-8 haftaları arasında şikayetler başlar ve 14-16. haftaya kadar devam eder. Bulantı ve kusmanın aşırı olduğu durumlarda kilo kaybı ile birlikte genel durum bozukluğu ortaya çıkabilir. İleri evrelerde karaciğer ve böbrek hasarları meydana gelebileceğinden bu hastaların mutlaka tedavi edilmeleri gerekir.

Çözüm: Hamileliğin erken döneminde bebeğin gelişimi için annenin sık aralıklarla azar azar, bulantıyı artırmayan yağsız yemekler yemesi önerilir. Susuz kalmamak için az miktarda su veya meyve suyu içilmesine gayret edilmelidir. Bulantılar genellikle sabah saatlerinde fazla olduğundan yataktan kalkmadan önce tuzsuz kraker veya leblebi yenmesi faydalı olabilir. Bunun dışında bulantıyı engelleyen ilaçlar kullanılabilir; bunların çoğu bebek için zararsızdır.

2. Sorun: Kabızlık

Hamilelikte ortaya çıkan kabızlığın birçok nedeni vardır. Bunların başında hamilelikle birlikte artan progesteron hormonunun mide ve bağırsaklardaki düz kas hücrelerini gevşetmesi gelir. Düz kasların gevşemesi ile mide ve bağırsakların boşalması yavaşlar ve yenilen gıdaların vücuttan atılması için geçen süre uzar. Kabızlığın diğer bir nedeni ise büyüyen rahmin kalın bağırsağın son kısmı olan sigmoid kolon ve rektum üzerine yaptığı mekanik baskı sonucu dışkının bağırsaklar içinde kolayca ilerlemesini engellemesidir.

Çözüm: Kabızlığa karşı bol sıvı tüketilmesi ve posalı yiyecekler yenmesi önerilir. Şikayetlerin geçmediği durumlarda, geçici bir süre için dışkının yumuşamasını ve su tutmasını sağlayan şuruplar kullanılabilir.

3. Sorun: İdrar kaçırma

İdrar kaçırma, hamilelik sırasında oldukça sık ortaya çıkan problemlerden birisidir. Hamileliklerin yaklaşık üçte 1'inde idrar tutamama ile ilgili problem ortaya çıkar. Bunun en önemli nedenleri; büyüyen rahmin idrar torbası ve pelvis tabanına baskı yapmasıdır. Pelvis tabanı, leğen kemiğini (pelvis) alttan kapatan, kas ve bağ dokusundan oluşan bir yapıdır. Buradaki bağ dokuları ve kaslar bir yandan batın içi organların yerinde kalmasını sağlarken diğer yandan da idrar torbasının boşalmasını kontrol eder. Hamilelik döneminde pelvik tabana olan baskı; kasların güçsüz kalmasına, mesane kontrolünün kaybolmasına neden olabilir. Ayrıca geçmişteki normal doğumlar da pelvik tabanı veya ona ait sinirlere zarar verebilir; bu durumda bir sonraki hamileliklerde idrar kaçırmalar ortaya çıkabilir.

Çözüm: İdrar kaçırmalarını engellemek için pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik kegel egzersizleri yardımcı olabilir. Kegel egzersizleri, idrarın tutulması sırasında çalıştırılan kasları 20-30 kez kasarak yapılır. Günde birkaç kez yapılmalıdır. Bunun yanı sıra özellikle hamileliğin son döneminde sık sık idrar yapılarak mesanenin boş tutulması da fayda sağlar. İdrar kaçırma nedenlerinden birisi de idrar yolu enfeksiyonu olduğundan, gerekli tetkiklerin ve uygun tedavilerin yapılması gerekebilir. Hamilelikte ortaya çıkan idrar kaçırma problemi doğum sonrası da devam edebilir. Ancak 6. haftadan sonra şikayetler devam ediyorsa mutlaka başka bir tedavi yöntemi uygulanmalıdır.

4. Sorun: Hipertansiyon ve preeklampsi

Hamilelikte tansiyonun 140/90 mmHg ve üzerinde olması hipertansiyon olarak tanımlanır. Hipertansiyon, hamilelikte sıkça ortaya çıkan bir problem olup tek başına bulunabilir veya preeklampsi gibi anne ve bebek için daha tehlikeli bir duruma işaret edebilir. Hipertansiyonun vücutta su tutulması ve böbreklerden protein kaçağı ile olan birlikteliğine preeklampsi denir.

Bu durum hamilelerin yaklaşık yüzde 5'inde ortaya çıkan, hamilelere özgü ve nedeni tam olarak anlaşılamamış olan bir sorundur. Preeklampsi 20 yaşından küçük veya 35 yaşından büyük kadınlarda, ilk hamilelikte, çoğul hamilelik olanlarda, hamilelik öncesi yüksek tansiyon, şeker veya böbrek hastalığı olanlarda daha sık ortaya çıkar. Preeklampsi'yi düşündürecek şikayetler; baş ağrısı, görme bozukluğu, hızlı kilo alımı, yüzde ve ellerde şişme ile bulantı ve kusmadır. Ayak ve bacak şişmeleri normal bulgular olup preeklampsi lehine yorumlanmamalıdır.

Çözüm: Preeklampsi tanısı tansiyon yüksekliğinin yanı sıra kan ve idrar tahlilleri ile de saptanabilir. Preeklampsi'nin bilinen bir tedavisi yoktur, bu nedenle bebeğin doğurtularak hamileliğin sonlandırılması tek seçenektir. İlk hamilelikte yaşanan preeklampsi gelişmesi, bir sonraki hamilelikte de tekrarlanma riskini artırır. Preeklampsi dışında hipertansiyonu olan olgularda tansiyonun ilaçlarla kontrol altına alınamaması halinde de hamileliğin beklenen zamandan önce sonlandırılması gerekebilir.

5. Sorun: Kansızlık

Hamilelikte kansızlık (anemi) büyük oranda demir eksikliğiyle birlikte nadir de olsa folik asit ve B12 vitamin eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkabilir. Anemi; çarpıntı, halsizlik ve baş ağrısına neden olmasının yanı sıra erken doğum riskini artırması bakımından da önemlidir. Kan hacminin artması ve bebeğe plasenta yoluyla büyük miktarlarda demir transfer edilmesi, demir eksiliğine bağlı kansızlığın ana nedenini oluşturur.

Çözüm: Yüksek oranda demir içeren besinlerin (istiridye, sığır ve tavuk karaciğeri, kırmız et, hindi, karides, kuru fasulye, kabuklu közlenmiş patates) tüketilmesi önerilse de besinlerle alınan demir, hamilelikte artan ihtiyacın karşılanması için yetersiz kalır. Bu nedenle ek demir takviyesine ihtiyaç vardır. Besin olarak karaciğer yüksek oranda demir içermesine karşın aynı zamanda yüksek oranda A vitamini de içerir. Aşırı miktarda A vitamini, gelişen fetusta doğumsal anomali yapabilme potansiyeli taşıdığından, anne adaylarının fazla miktarda karaciğer tüketmeleri önerilmez. Demirin bağırsaklar tarafından emilimini artıran besinlerin (balık, kırmızı et, tavuk, hindi, brokoli, Brüksel lahanası, domates, patates, yeşilbiber, portakal suyu, çilek ve elma) tüketilmesi demir eksikliğinin önlenmesinde ek fayda sağlayacaktır. Diğer yandan demir emilimini azaltan besinlerin (çay, kahve, ıspanak, tahıllar ve soya ürünleri) daha az tüketilmesine dikkat edilmelidir.

6. Sorun: Hemoroit

Hemoroit (basur); kalın bağırsağın son kısmında (rektum ve anüsün) toplar damarların genişleyerek varis şeklini almasıdır. Bir yandan rahmin (uterus) ana toplardamar üzerine baskı yapması ve kanın vücudun alt bölümlerinden kalbe dönüşünün azalması, diğer yandan da büyüyen rahmin karın içi basınçta artışa yol açması nedeniyle hamilelikte hemoroitlere daha sık rastlanır. Hamilelik döneminde kan hacminin artması ve düz kasları gevşeten progesteron hormonunun artışı da kolaylaştırıcı faktörler olarak rol alır.

Aynı nedenlerden dolayı geçmişinde hemoroit sorunu olan kadınların hamileliğin ilerleyen dönemlerinde şikayetlerinde artış görülebilir. Kronik kabızlık, liften fakir beslenme, yetersiz sıvı alımı, hareketsizlik ve obezite hemoroit riskini artıran diğer nedenlerdir. Hemoroitler kendisini çoğunlukla temizlik esnasında ele yumuşak bir kitlenin gelmesi veya dışkılama esnasında kanamanın görülmesi ile belli eder.

Çözüm: Hemoroidi önlemek için kilo alımının kontrol altında tutulması sağlanmalı, bol sıvı alınmalı, lifli gıdalardan zengin besinler tüketilmeli ve egzersiz yapılmalıdır. Önleyici tedbirlerin yetersiz kalması durumunda kabızlığı önleyici ve dışkıyı yumuşatıcı ilaçlar kullanılabilir. Hemoroit; kan kaybı ve buna bağlı anemi, hemoroit içi damarların içinde kanın pıhtı ile tıkanmasıyla şiddetli ağrının meydana geldiği durumlarda cerrahi işlem gerekebilir.

7. Sorun: Varis

Toplardamarlarda kanın göllenmesine bağlı olarak damarların genişleyip yapısının bozulması ve buna bağlı olarak cilt altında belirgin hale gelmesidir. Varis için genellikle ailesel yatkınlık söz konusudur. Ancak kilo artışı ve hamilelikte meydana gelen hormonal ve fiziksel değişimler bu riski artırır.

Bu dönemde varislerin görülme nedeni, artan progesteron hormonunun etkisi ile damar cidarlarının (duvarlarının) genişlemesi ve ana toplardamar üzerine rahmin baskı nedenleri ile kanın vücudun alt kısımlarında ve özellikle bacaklardaki toplardamarlar içinde göllenmesidir.

Zaman içinde toplardamarlar içinde bulunan kapakçıklar, işlevlerini kaybederek kanın daha da fazla göllenmesini kolaylaştırır. Hamilelikte varisler genellikle baldır bölgesinde yoğunlaşmakla birlikte, genital bölgede ve makatta (basur-hemoroit) da görülebilir. Hamilelikle birlikte ortaya çıkan varisler genellikle doğum sonrası küçülür veya tamamen kaybolur.

Çözüm: Alınacak bazı tedbirler mevcut varis şikayetlerin azalmasına yardımcı olabilir. Bunlar; kilo kontrolünün sağlanması, kabızlığın önlenmesi, uzun süre ayakta kalmak ya da hareketsiz kalmaktan kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak ve varis çorabı giymek. Gerekli durumlarda sayılan tedbirlere ek olarak ağızdan varis ilaçları veya nadiren cerrahi tedavi gerekebilir.

8. Sorun: Bel ağrısı

Büyüyen rahim nedeniyle vücudun ağırlık merkezi öne doğru yer değiştirir. Dengenin yeniden sağlanması için vücudun üst kısmı ve omuzların geriye doğru atılması gerekir. Bu durumda omurganın her iki yanında yer alan kasların aşırı kasılmasına bağlı olarak sırt ve bel ağrıları ortaya çıkabilir. Bel ağrılarının diğer bir nedeni, kilo artışına bağlı olarak omurlara fazla yük binmesidir. Bu durum bel fıtığının oluşma riskini artırır veya olan şikayetlerin nüksetmesine neden olabilir.

Çözüm: Hamilelik öncesi bir tanı konmamış veya tedavi süreci tamamlanmamış ciddi bir sorun yoksa vücudun duruşunu düzelten ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler, gevşeme egzersizleri ve kilo kontrolü ile bel ağrılarının önüne geçilebilir.

9. Sorun: Reflü

Mide ile yemek borusunun alt ucu arasında yer alan bölgedeki düz kas hücrelerinin oluşturduğu yapının (sfinkter kası) özellikle progesteron hormonunun etkisiyle gevşemesi sonucu mide içeriği yemek borusuna ve hatta ağza kaçabilir. Rahmin büyümesine bağlı olarak karın içi basıncın artması da bu kaçışı kolaylaştırır.

Asidik vasıftaki mide içeriği, yemek borusunda ve boğazda tahrişe neden olabilir. Bu durum göğüs kemiğinin arkasında yanma hissine, ağza acı-ekşi su gelmesi ve ileri safhada boğaz ağrısı ve kronik farenjite neden olabilir.

Çözüm: Reflünün önlenmesi veya şikayetlerin azaltılması için alınacak tedbirlerin başında sık aralıklarla az yemek yenmesi gelir. Bu şekilde midenin fazla dolması önlenmiş olur. Diğer faydalı bir uygulama da yemek yedikten sonra dik pozisyonda oturulması, akşamları yatma saatine yakın zamanda yemek yenmemesidir.

Yağlı yemekler, kafein, sigara, alkol ve baharatlı besinler sfinkter kasında gevşemeyi artırdığından bunlardan kaçınmak gerekir. Bu önlemler fayda sağlasa da hamilelikte ortaya çıkan reflünün tedavisinde sıklıkla ilaçlara ihtiyaç duyulur.

10. Sorun: Mantar enfeksiyonu

Hamilelik döneminde hormonal değişikliklere bağlı olarak mantar enfeksiyonu riski artar. Mantar enfeksiyonu; kaşıntı, genital bölgede kızarıklık, yanma, idrar yaparken acı, peynir kesiği şeklinde beyaz akıntı şikayetlerine yol açar.

Çözüm: Tedavisi krem ya da fitil şeklinde ilaçlarla kolayca yapılsa da tekrarlama olasılığı yüksek, ancak hamileler için tehlikesiz bir enfeksiyondur. Antibiyotik kullanımı, şeker hastalığı veya vücut direncinin düşmesine neden olan hastalıkların varlığında mantar enfeksiyonu görülme riski artar.

11. Sorun: Kramplar

Hamilelikte sıkça görülen şikayetlerin başında yer alır. Nedeni tam olarak anlaşılmamış olmakla birlikte annenin aldığı kilolar bacak kaslarına fazladan yük bindirir. Bunun yol açtığı yorgunluğun ise bacaklarda kramplara neden olduğu ileri sürülür. Bunun yanında fosfor fazlalığı ile magnezyum ve kalsiyum eksikliği de krampların görülmesine neden olabilir. Kramplar özellikle hamileliğin 5. ayından sonra ve geceleri uykuda meydana gelir.

Çoğunlukla bacakların baldır kısmında, uykudan uyandıracak kadar şiddetli ağrı şeklinde ortaya çıkarlar. Böyle bir durumda ilk olarak yapılması gereken şey, kramp giren kasın birkaç saniye için gerdirilmesidir. Baldır kısmındaki kramplarda bu nedenle ayak tabanı dize doğru çekilerek baldır kısmındaki kasların gerilmesi sağlanmalıdır. Bu hareket başta ağrının artmasına neden olsa da kısa süre içinde olumlu etkisini gösterir.

Çözüm: Krampları azaltmak için uzun süreli bacak bacak üstüne atıp oturulmamalıdır. Gün içinde ve gece yatmadan önce bacak kasları gerdirilmeli, oturulduğunda ayak bilekleri ve parmaklar hareket ettirilmeli, kısa yürüyüşler yapılmalı, mümkün olduğunca bacaklar yükseltilerek yatılmalı ve gün içerisinde bol su içilmelidir. Bacak kramplarının kalsiyum eksikliğine bağlı olarak meydana geldiği ve ek kalsiyum alınmasının fayda sağladığı düşünülebilir.

Hamilelikte kalsiyum ihtiyacında artış olmakla birlikte kalsiyum takviyesinin bacak kramplarını azalttığı veya engellediğine ait bilimsel kanıt yoktur. Bu nedenle kramplarda ek kalsiyum alınmasının pratikte faydası yoktur.

Buna karşın yapılan çalışmalar magnezyum tedavisinin kas kramplarını azalttığını göstermiştir. Bu nedenle hamilelikte kalsiyumdan ziyade magnezyum takviyesi fayda sağlayabilir. Bacaklardaki toplardamarların içindeki kanın pıhtılaşması ile meydana gelen damar tıkanıklığı da baldır bölgesinde şiddetli ağrıya neden olabilir. Bu durumda çoğunlukla ağrıya, kızarıklık ve ağrıyan bölgenin şişmesi eşlik eder. Bu durum kramplar ile karıştırılmamalı ve doktora bildirilmelidir.

Hazırlayan: Şenay ÇELİK

BİZE ULAŞIN