Ultrason muayenesi sıklığı ne olmalı ?

Ultrason muayenesi sıklığı ne olmalı ?

Hamilelik döneminde ultrason muayenesi sıklığı en fazla olan ülkelerden biri de Türkiye. Gelişmiş ülkelerde bu muayene normal şartlarda 3-4 kez, ülkemizde ise yaklaşık 11-12 kez yapılıyor.

  • Hamilelik
  • Cuma 03.11.2017 13:57

Anne-baba adaylarının cephesinden bakınca bebeğiyle ilk tanışmaya ve ondan haber almaya uzaktan da olsa vesile olan bir uygulama ultrason muayenesi! O yüzden pek bir seviliyor. Asıl sebebin elbette bebeklerle tanışmak olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu muayene, esas olarak anne karnındaki bebeklerin sağlık durumu hakkında önemli veriler sağlıyor. Peki, bu muayene neden bizim ülkemizde gelişmiş ülkelere oranla daha fazla sıklıkta uygulanıyor? Ultrason muayeneleri sakıncalı mı? Her şeyin yolunda gittiği hamileliklerde, anne-baba adayları ultrason muayenesi sıklığını azaltmayı doktorlarına teklif edebilirler mi? Tüm bu soruları yönelttiğimiz Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Birgül Karakoç, ortada bir sağlık sorunu yokken çok sık girilen ultrason muayenelerinin hem gereksiz masrafa hem de hamileliğin seyriyle ilgili yanlış tahminlere neden olabildiğini söylüyor. Ultrason uygulamalarının anomali tespiti açısından önemini danıştığımız Riskli Hamilelikler Uzmanı ve Perinatolog Prof. Dr. Recep Has ise, özellikle 18-23. haftalar arasında yapılan ayrıntılı ultrason incelemesinin anomali tespiti açısından önemli olduğunu ve bu incelemenin atlanmaması gerektiğinin altını çiziyor.

Ultrason muayenesi neden yapılır?


Hamileliğin ilk 3 ayında;
- Dış gebelik var mı kontrol edilir.
- Hamileliğin çoğul olup olmadığı belirlenir.
- İkiz bebekler tek kesede mi, yoksa iki ayrı kesede mi belirlenir.
- Belirgin yapısal ve kromozomal bozukluklar saptanır.
- Hamilelik gelişiminin normal olup olmadığı kontrol edilir.
- Düşük tehdidi varlığında ceninin canlılığını devam ettirip ettirmediği saptanır.

Hamileliğin ikinci 3 ayında;
- Anne karnında bebeğin anatomisi değerlendirilir ve bozukluklar tespit edilir.
- Plasentanın rahim içindeki yerleşimine bakılır.
- Amniyon sıvısının miktarı ölçülür.
- Bebeğe ve rahme giden kan akımları ölçülür.
- Rahim ağzı uzunluğuna bakılır ve erken doğum riski araştırılır.

Hamileliğin son 3 ayında;
- Anne karnındaki bebeğin gelişim durumuna,
amniyon sıvısının fazlalığı ya da azlığına ve kan
akımı düzeylerine bakılır.
- İlk aylarda tanımlanmamış olan bozukluklar saptanır.
- Plasentanın yerleşim yeri ve yaşı saptanır.
- Bebeğin anne karnındaki duruşu ve pozisyonu
tespit edilir.

Hangi sıklıkta ultrason yapılmalı?
Hamilelikte ultrason, Avrupa'da "rutin", Amerika'da ise "gereken durumlarda" yapılır. Amerika'da Obstetrisyen ve Jinekologlar Akademisi (ACOG ), hamilelikte rutin yapılan ultrasonun bebekte sakatlık, ölüm ve gereksiz girişimleri azaltmadığını ileri sürerek, bu uygulamaya karşı çıkmış ve sadece çok gerekli durumlarda kullanımını savunmuştur. İsviçre'de hamilelikte yapılan ortalama ultrason sıklığı 4.6 olarak bildirilmiş, bu incelemelerin yüzde 36'sını rutin tarama oluştururken, ultrason olgularının yüzde 48'i ise medikal bir sorun nedeniyle yapılmıştır. Türkiye'de ise bir anne adayı hamileliği boyunca yaklaşık olarak 11-12 kez ultrason muayenesine girer. Her ay yapılan ve etkin olmayan bu tür bir inceleme yöntemi, gereksiz masrafa ve yanlış tahmine neden olur. Bunun yerini, hamileliğin belli dönemlerinde bilinçli ve etkili ultrason incelemeleri almalıdır.

Ultrason bebeğe zarar verir mi?
Günümüzde ultrason cihazlarının güvenli olmaları için çalışma sayısı oldukça fazla. Özellikle ses dalgalarının yol açtığı doku ısınmasına dikkat etmek gerekir. Doppler incelemeleri, hamileliğin ilk haftalarında kısa süreli uygulanırsa ısı riski azaltılır. Ultrason incelemesi sırasındaki ısı artışının ne gibi problemlere yol açacağı henüz net değildir. Bir araştırmada 2 dakikadan uzun süreli bir uygulamanın olumsuz etkileri olduğu görülmüştür. Ultrasonun ısı etkisi dışında mekanik etkileri de mevcuttur. Bebeğin içinde bulunduğu sıvıda bir akım oluşturur. Ayrıca hücreleri birbirinden ayırabilir. Bu etkiler çok küçük düzeydedir ve zarar verme olasılığı düşüktür. Bu konular hakkında çok güçlü kanıtlar yoktur. Fakat yine de gereksiz yere fazla sayıda ultrason yapılmamalıdır. Sağlıklı giden ve herhangi bir risk faktörü taşımayan bir hamilelikte yapılan sık ultrasonun bebek üzerine herhangi bir olumlu etkisi yoktur. Tanısal ultrasonun yapılan epidemiyolojik çalışmalarında, kullanımın artmasıyla bebeklerde anomali riskinin arttığına yönelik olumsuz bir durum da gösterilmemiştir.

3 ve 4 boyutlu ultrasonların etkileri neler?
3 ve 4 boyutlu ultrasonlarda enerji çıkışı daha fazladır. Özellikle hamileliğin ilk 3 ayında organ gelişimi olduğundan, hücre bölünme hızı daha yüksek, kan akımı sınırlı, cenin ise küçüktür. Bu nedenle ultrason da bir enerji modalitesi olduğundan daha dikkatli olunmalıdır. Hamilelikte ultrason konusunda bilinçli olunmalı ve uygun olan en düşük doz prensibine uyulmalıdır. Özellikle doppler çok gerekmedikçe hamileliğin 10-12. haftaları arasında kullanılmamalıdır.

Anne adayı gerekmedikçe ultrasona girmemeyi doktoruna talep edebilir mi?
Gelişmiş ülkelerde ultrason muayenesi, normal giden hamileliklerde genellikle 3 kez yapılır. Örneğin; Amerika'da, sağlık kurumları hamilelikte toplam 3 ultrason ücretini öder. Eğer anne adayı fazladan ultrason muayenesi olmak isterse, ücretini kendi öder. Hamilelik takibinde öncelikle tüm riskler anlatılıp, buna göre önlemlerin alınması gerekir. Ancak Türkiye'de bu konuyla ilgili verilmiş ortak bir karar yoktur. Bu durum tamamen ülkelerin sağlık sistemleriyle alakalıdır. Anne adayları, hamileliğin başında, doktorundan "gerekmedikçe" (yani rutin ayda bir olacak şekilde) ultrasona girmemeyi talep edebilir. Aileden böyle bir talep geldiği takdirde doktorlar karşı çıkmayacaklardır. Ancak Türkiye'de ultrason, bir eğlence aracı gibi görülür ve tam tersi bir durum söz konusudur. "Niçin kısa bakıldı? Ama ben göremedim. Eli nerede? Kardeşi el sallasın." gibi istekler söz konusudur maalesef.

Ultrason uygulaması nasıl ortaya çıkmış?
Ultrason uygulaması, ilk olarak 1955 yılında İskoçya'daki bir doğum uzmanı olan Ian Donald'ın metaldeki kusurları tespit etmek için kullanılan endüstriyel ultrason makinesinden esinlenmesiyle başladı. Farklı tümörlerin farklı yankılar ürettiğini keşfetti ve ultrasonun sadece karın tümörlerini tespitte değil, aynı zamanda hamilelikte de kullanılabileceğini düşündü. Tıbbi dergilerde yer alan makalelerle kullanımı dünyaya hızla yayıldı. Ultrason, tıpta özellikle kadın doğum alanında çok büyük etkiler oluşturmuştur.


"Önerilenden fazla ultrasona girilmemeli"
Ultrason uzun yıllardır hamilelikte kullanılır ve çalışmaların hem anne hem de bebek için güvenli olduğuna işaret edilir, ancak buna rağmen; disleksi, epilepsi, zeka geriliği ve şizofreni gibi nörogelişimsel problemlerde, ultrason ile bağlantılı durumları ortaya koyan araştırmalar mevcuttur. Hamilelik takibinde anne ve bebek bir bütün olarak değerlendirilmeli ve her aşamada her ikisinin de sağlığına dikkat edilmelidir. Bu yüzden herhangi bir sağlık sorunu olmadıkça, sağlıklı giden hamileliklerde, önerilenden fazla ultrasona girmeye gerek yoktur.
Op. Dr. Birgül Karakoç

"Anomali tespiti hiçbir zaman yüzde 100 sonuç vermez"

Riskli Hamilelikler Uzmanı ve Perinatolog Prof. Dr. Recep Has


Ultrasonla anomali tespitinin yapılması; ultrason incelemesini yapan kişinin tecrübesine, ultrason cihazının kapasitesine ve hangi hamilelik haftasında bakıldığına göre değişir. Hiçbir zaman yüzde 100 tanı koyma ihtimali yoktur. Ultrason sonuçta bir görüntüleme yöntemidir ve bazı hastalıklar görülmez. Anne karnında bebek hızlı bir gelişme aşamasında olduğu için, birçok organa ait kusur, sonradan belirti verebilir. Özellikle beyin gelişimi geç ve doğumdan sonra da devam eden bir süreçtir. Ayrıca enfeksiyon, kanama ve tümör gibi bazı hastalıklar anne karnında da hamileliğin değişik dönemlerinde ortaya çıkabilir. Yani muayene sırasında olmayıp, sonradan meydana gelebilir. Bebekteki anomalilerin teşhisi için yapılması gereken inceleme, ayrıntılı ultrason incelemesidir. Bu inceleme için tercih edilen 18-23. hamilelik haftaları arasıdır ve bu haftalarda majör anomalilerin ortalama yüzde 60-75 kadarının doğum öncesi tanısı koyulabilir. Anomalinin ne olduğuna göre tanı gücü değişir. Örneğin; kafatası yokluğu gibi çok bariz anomalilerin tanısı yüzde 100'e yakın konulabilirken, beyin kıvrımlarıyla ilgili problemleri teşhis etmek hiç mümkün olmayabilir. Bazı anomalilerin tanısı ileri hamilelik haftalarında koyulabilir. Sonuç olarak hamilelik sırasında bebekteki hastalıkların hepsinin tanısı ultrasonla mümkün değildir.

Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği ultrason sıklığı
Dünya Sağlık Örgütü, sağlık teknolojilerinin yaygın kullanılmadan önce kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurgular. Hamilelik sırasında ultrasonla tarama, yeterli bir değerlendirme yapılmaksızın yaygın şekilde kullanılır. Ultrason kullanımının güvenliği konusunda bilgiler henüz çok yeterli değildir. Dünya Sağlık Örgütü; hamilelik sırasında ultrason taraması hakkındaki bilinen ve bilinmeyen hususlar ile ilgili anne adaylarının açıkça bilgilendirilmelerini önerir. 11-14. hamilelik haftalarında ense kalınlığı ölçümü ve erken anomali taraması, 18-23. hamilelik haftalarında genetik ultrason, 28-32. hamilelik haftalarında bebek gelişiminin değerlendirilmesi, 37-40. hamilelik haftalarında bebek pozisyonu ve amniyon sıvısı değerlendirmesi gibi 4 ayrı dönemde yapılacak incelemeleri yeterli bulur. Özel koşulları bulunan hamileliklerde bu takipler farklılaştırılabilir.

Hazırlayan: Başak DOĞRU YETERLER

BİZE ULAŞIN