Doğru beslenip beslenmediğinizi sorgulayın

Doğru beslenip beslenmediğinizi sorgulayın

Bugüne kadar hamileliğiniz boyunca nasıl beslenmeniz gerektiğiyle ilgili pek çok şey duymuş olabilirsiniz. Şimdi tüm bu öğrendiklerinizi bir kenara bırakın ve doğru bildiğiniz yanlışlar nelermiş birlikte bakalım!

  • Sağlık
  • Pazartesi 07.08.2017 16:03
Hamilelikte en çok dikkat edilmesi gereken konuların başında beslenme geliyor. Fakat bu konuda kulaktan kulağa yayılan ve efsane gibi süregelen bazı bilgiler anne adaylarını bazen yanlışa sürükleyebiliyor. Peki, hangi besinler mutlaka tüketilmeliyken hangilerinden uzak durulması gerekiyor? Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe, hamilelikte beslenme konusunu özellikle, yanlış bilinenler çerçevesinden değerlendirdi.

Beslenme alışkanlıkları önemli

Hamilelik döneminde sağlıklı ve dengeli beslenmek zannedildiği kadar zor bir şey değildir. Anne adaylarının demir içerikli preparatları düzenli olarak kullanması, yeterli oranda sıvı alması ve ana-ara öğünlerini aksatmaması yeterlidir. Bu şekilde beslenen bir anne adayı, normal sınırlar içinde kilo alır ve doğum sonrası formunu korumuş olur. Aslında hamilelik sürecinde beslenmeyle ilgili en önemli detay, hamilelik öncesinden gelen beslenme alışkanlığını gözden geçirmek olacaktır. Sonrasında beslenme konusunda atacağınız her olumlu adım mutlaka hem size hem de bebeğinize yararlı olacaktır. Son aylarınızda olsanız bile beslenme konusunda yapacağınız iyileştirmeler en azından doğacak bebeğinizin doğum sonrası ilk 6 aylık dönemde ihtiyacı olan demir ve vitamin depolarını oluşturmasını sağlar.

Tüm besin grupları tüketilmeli

Hamilelik dönemi; günlük kalori, alınması gereken sıvı, protein, vitamin, mineral ve temel elementlere olan ihtiyacın arttığı bir dönemdir. Bu artmış olan ihtiyacı karşılamak için vücudunuz size çoğu durumda yol gösterecektir. Açlık tokluk merkezlerinin hamileliğe uyum sağlamak amacıyla değişen işlevleri sayesinde bu ihtiyaçlarınızı karşılamış olacaksınız. Hamilelikte önerdiğimiz beslenme şekli, tüm temel besin maddelerinden her birinin yeterli ve düzenli olarak alınmasıdır. Temel besin maddelerinden şekerler ve yağ miktarı yüksek gıdalar hariç her birinden her gün belli miktarlarda mutlaka alınmalıdır. Şekerler ve yağ miktarı yüksek gıdalar (yağların temel besin maddeleri içinde önemleri büyüktür, burada kastedilen aşırı yağlı yiyeceklerdir) ise besleyici özellikleri düşük ve kalorileri yüksek olan gıdalardır. Dolayısıyla da size ve bebeğinize yararları yoktur.

Vitamin ve demir ihtiyacı…

Hamilelikte bazı özel durumlar hariç, düzenli vitamin kullanımı çoğunlukla gereksizdir. İhtiyaç duyduğunuz vitaminlerin tümü düzenli beslenme yoluyla alınabilir ve doğru olanı da budur. Şu ana kadar varlığı saptanmış vitaminler dışında vücudun kullandığı çok sayıda vitamin vardır. Düzensiz beslenip vitamin ilaçlarına güvendiğinizde gerekli olan ihtiyacınızın tümüyle karşılanmadığından emin olabilirsiniz. Ancak erken hamilelik dönemindeki şiddetli bulantı ve kusmalarda ve ileri derecede beslenme yetersizliği gösteren anne adaylarında düzenli beslenmeye ek olarak vitamin tedavisi verilebilir. Kan yapımında önemli yeri olan demir için ise farklı şeyler söylenebilir. Ne kadar demir içeriği yüksek besinlerle beslenirseniz beslenin, hamilelikte ihtiyaç duyduğunuz demiri alabilmek için belli bir hamilelik haftasından sonra (genellikle hamileliğin ikinci yarısından itibaren) düzenli olarak demir içeren ilaçlar kullanmalısınız. Alacağınız demirin bebeğinizin demir depolarının oluşmasındaki önemini unutmayın. Tüm bu demir ihtiyacının besinlerden karşılanabilmesi için alınması gerekli besin miktarı, normalden fazla kalori içerir ve bu yüzden uygun bir beslenme biçimi değildir. İkiz ve çoğul hamileliği olan, kansızlık bulguları gösteren ya da hamileliğin sonlarına gelmiş olmasına rağmen demir ilaçları kullanmamış anne adaylarında daha yüksek dozlarda demir tedavisi gerekebilir.

Çay ve kahve miktarı doğru ayarlanmalı!

Kahve içme alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirmelisiniz. Günde bir fincan ya da maksimum iki fincan kahvenin olumsuz bir etkisi olmamasına karşın daha fazla miktarlarda vücuda giren kafein, dolaşım sisteminizin olumsuz etkilenmesine ve uykusuz kalmanıza neden olabilir. Dahası, yüksek miktarlarda kafeinin (günde 10 fincan ya da daha fazla) düşük, erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bazı çalışmalar bulunuyor. Kafein içeren diğer sıvılar (kolalar, çeşitli çaylar) için de aynı öneriler geçerlidir.
Çay konusunda ise kahve konusunda söylenenlerden biraz daha fazla şeyler söylemek gerekir. Çay, kafein dışında teofilin denen bir madde ve niteliği tam olarak belirlenmemiş bazı maddeler içerir. Aşırı miktarlarda (günde 10 fincandan fazla) tüketildiğinde içerdiği kafeinin yaptığı olumsuz etkilere ek olarak, besinlerle alınan demirin emilimini de azalttığı bilinen bir içecektir. Bu yüzden hamilelikte çay tüketiminin de günde iki fincan ile kısıtlanması gerekiyor. Hamilelik döneminde kadınların çoğu zencefil, ıhlamur, papatya, rezene, kuşburnu, normal çay, yeşil çay ve meyve çaylarını bulantı gidermek için (zencefil), sıvı ihtiyaçlarını gidermek için, sakinleştirici özelliklerinden faydalanmak için (rezene) veya lohusalık döneminde süt yapımını artırmak için (papatya, rezene, ısırgan otu çayları) kullanıyorlar. Bu sayılanlarda da günlük miktar iki fincanı aşmadığı sürece sorun yoktur. Halbuki ismi masum gözüken ve bize aşina olan çeşitli bitki çayları; adaçayı, sinameki, fesleğen, keten tohumu, ahududu çayı gibi çaylar sıkça tüketildiğinde düşük yapma riskini, kanama riskini ve rahim kasılmalarını artırarak erken doğum yapma riskini artırabilir.
Ahududu çayının doğum kasılmalarını başlatıcı etkisi yüzyıllardan beri biliniyor ve ebeler tarafından bu çay gecikmiş doğumları başlatmak için kullanılmaya devam ediyor. Bunlar yanında üçüncü bir grup bitki çayı ise artık hemen her markette rastlayabileceğimiz, isimlerini az duyduğumuz veya hiç duymadıklarımız: fesleğen, biberiye, lavanta, yaban mersini, sarı kanturon, melisa yaprağı, kediotu, oğul otu, aloe vera, karahindiba bunlara örnek verilebilir. Bu sayılan bitki çaylarının ortak özelliği hamilelik döneminde kullanıldıklarında erken doğum, kanama ve düşük riskini artırma olasılıklarının bulunmasıdır. Bu nedenle kesinlikle kullanılmamaları gerekir. Bazı bitkilerin aşırı kullanımında sakat doğuma yol açtıklarına dair bazı bulgular bile mevcuttur. Özet olarak hamilelik döneminde bitkisel çaylara masum gözüyle bakmak yerine günümüzde kullanılan ilaçların kökeninde bitkiler olduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalı ve bitkisel çayları kullanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.

Tuz kullanımı…

Yıllar boyu anne adaylarına doktorlar tarafından tuzsuz diyet önerilmiştir. Bunun altında yatan düşünce de preeklampsi (hamilelik zehirlenmesi) gelişiminde vücutta tuz ve su tutulmasının birincil mekanizma olduğu, tuz alımı durdurulduğunda bu normal dışı durumun gelişmeyeceği varsayımıydı. Günümüzde bu uygulama artık kabul görmüyor. Vücutta sıvı tutulması, hamileliğin normal seyrinin bir parçasıdır ve bu sürecin kesintiye uğraması sakıncalıdır. Bu yüzden anne adaylarının yemeklerine yeterince tuz katmalarında bir sakınca yoktur. Ancak aşırı tuz kullanımı ödem oluşumunu artırarak aşırı kilo alınmasına neden olabilir. Bu nedenle gereğinden fazla tuz tüketilmemelidir. Anne adaylarının hamilelikte artmış iyot ihtiyacını karşılamak amacıyla iyotlu tuz kullanmaları önerilir.

Vejetaryenler doktora danışmalı!

Vejetaryen diyet uygulayan anne adaylarında problem, protein kaynaklarının elde edilmesi için alınması gereken gıdalar ve hemen tümüne yakını hayvansal kaynaklı besin maddelerinden alınması gereken B12 vitaminin yetersiz kalmasıdır. Bu yüzden vejetaryen anne adaylarının dikkatli ve planlı bir beslenme programı uygulamaları ve konuyu doktorlarına danışmaları gerekir. Katı vejetaryen diyet uygulayanların hamilelik döneminde en azından süt, süt ürünleri ve yumurta gibi protein kaynaklarını almaları önerilir. B12 kaynağını karşılamak için ise vitamin ilaçlarından faydalanmak gerekebilir.

Hazırlayan: Işıl Evrim Akgün
BİZE ULAŞIN