Çeşme marinada lezzetli saatler

Alaçatı'nın ünlü Tuval restoranının ikinci şubesi, Tuval Marina adıyla Çeşme'de açıldı. Mönüde her gün taze olarak getirilen midye ve ahtapot gibi deniz mahsullerinin yanı sıra lezzetli sosların eşlik ettiği etlere de yer verilmiş

Her Çeşme'ye gidişimde, "Rüya mı görüyorum?" diye gözlerimi ovuşturuyorum. Bu yarımadaya 35 yıldan beri her yıl mutlaka giderim. İlk kez Ilıca'da bir evde konuk olduğumda, yandaki villa telefon santralıydı ve açık pencerelerden operatörlerin, "Adanaaa! Çekil aradan; İstanbul orada mısın?" şeklindeki haykırışları gece gündüz durmak bilmezdi. Gençler buna benzer anılarımı anlattığımda, "Küçükken babanın sana oynayasın diye yavru dinozor armağan ettiğini de söyle bari," diye gırgıra alıyorlar. Çeşme yarımadası değil 35 yıl öncesi, 10 yıl öncesine göre bile tanınamaz halde. Alaçatı'nın huzurlu bir tatil yöresi olarak gelişmesini hayal ederdim hep. Bugün aramızda olmayan Leyla Figen burada ilk çağdaş kafe, Agrilya'yı hizmete soktu; arkadaşlarını da Alaçatı'da mekânlar açmaya yüreklendirdi. Bunlardan biri de Semra Erdoğan'dı. Daha önceleri Çeşme'de resim galerisi ve hediyelik eşya mağazası bulunan Erdoğan, 2002'de Kemalpaşa Caddesi üzerinde Tuval adıyla Alaçatı'nın dünya mutfağı sunan ilk kaliteli restoranını açtı.

ÇEŞME' DE YAZIN SÜRPRİZİ MARİNA
Derken bir yaz başı, sanki sözleşmiş binlerce yerli turist Alaçatı'yı doldurdu. İşsizlikten dükkânlarının önüne iskemle atıp, pineklemeye alışmış esnaf, bu turist akınına hazırlıksız yakalanmıştı. Ama ertesi yazdan itibaren Alaçatı da bu akını daha hazırlıklı karşılamaya başladı. Tuval, ilk yılından itibaren Alaçatı'nın en itibarlı restoranı olarak ün yaptı. Ancak Kemalpaşa Caddesi öylesine kalabalıklaştı ki, yoldan geçenler, Tuval'de yemek yiyenlerin tabaklarını kuşbakışı seyreder oldu. Bundan sekiz yıl önce Alaçatı'da yaşadığım sürpriz, bu yaz Çeşme ilçe merkezinde bir kez daha tekrarlandı. Geçen yaz ortalarında ayrıldığım sakin Çeşme, kış aylarında sanki evrim geçirmiş, yıllarca boş ve sevimsiz bir alan olan liman bölgesinde bir marina, çevresinde de cıvıl cıvıl bir alışveriş ve eğlence köyü oluşturulmuştu. Sağlı sollu mekânların sıralandığı caddesi de Alaçatı'nın 'Şanzelize' olarak da anılan Kemalpaşa Caddesi'ndeki kalabalığa meydan okuyacak kadar hareketlenmişti. Marinanın göreceli olarak en sakin, ama en güzel manzaralı noktasında Tuval'in 'Tuval Marina' adıyla yeni bir şubesi hizmete girmiş. Burayı İzmir'in yemek dünyasını bilenlerin yakından tanıdıkları Servet Çolak yönetiyor ve Alaçatı'dan farklı bir mönü sunuyor. Tuval Marina'nın rıhtıma yerleştirilmiş masalarından birine oturduğunuzda birbirinden güzel yatların doldurduğu yat limanının ardından Çeşme Kalesi bütün görkemiyle karşınızda uzanıyor. Garson hemen size küçük bir kitapçık uzatıyor; yemek listesi bu. Liste, çok zengin kahvaltı seçenekleriyle başlıyor. Ardından gün boyu uygulanan yemek listesi, göze çarpıyor. Bu, sandviç ve dürümlere de ağırlık verilmiş akşam mönüsünün kısa bir özeti gibi. Akşam mönüsüne gelince; başlangıçlar bölümünde 'moules mariniere' (midye), narenciye terbiyeli somon grawlax, ahtapot carpaccio gibi çeşitler dikkati çekiyor. Peynir tabağı ve Ege meze tabağı gibi birçok çeşidi bir arada bulunduran seçenekler de sadece peynir şarap ya da rakı meze için gelenleri mutlu etmeyi amaçlıyor. İstanbul plazalarının gölgesindeki restoranlar gibi Marina Tuval de fiziğine titizlenenlere prim vermiş. Kalabalık bir salata mönüsu var. Fazla çeşit olmasa da hamur işleriyle pizzalar da unutulmamış. Ana yemekler, farklı soslar ve garnitürlerle servis edilen ızgara çeşitlerinden oluşuyor. Yazın insanın içini baymayan tatlı çeşitleriyle liste tamamlanıyor. Şaraplarda Kayra ve Doluca ürünleri ağırlıkta. Ancak Büyülübağ ve Corvus'un bazı çeşitlerine de yer verilmiş. Şişe fiyatları İstanbul restoranları düzeyinde, kadeh şaraplarda ise fiyatlar biraz daha yüksek tutulmuş.

KALİTE DE FİYATLAR DA YÜKSEK
Biz kalabalık bir grup gittik. Moules mariniere, çeşitli salatalar, kuşkonmaz ve patlıcanlı ev yapımı ravioli, kıtır patates ve Bearnaise soslu dövülmemiş bonfile, dana pirzola gibi yemekler ısmarladık. Gelen her yemek, bir tatil kasabası restoranından çok, Nişantaşı ya da Etiler'in üst düzey mekânlarıyla aşık atabilecek kalitedeydi. Fiyatlar oluşturulurken de İzmir'in değil, İstanbul'un şık mekânlarının ölçü alındığı belli oluyordu. Ana yemek olarak dana pirzola ısmarlayanları bir sürpriz bekliyordu. Porsiyonlar 700 gram civarındaydı. Mönüde etin büyüklüğü hakkında uyarı olmadığı için, bitirebilenler insanüstü gayret gösterdiler, bazılarımız da o güzelim etlerin bir bölümünü geri göndermek zorunda kaldık. Bence buranın yemekleri içinde başyapıt, Servet Hanım'ın kendi tariflerine göre hazırladığı 'moules mariniere'. Midyeler Çeşme'nin bakir, tertemiz koylarından birinde kurulu midye çiftliğinden her gün taze olarak getiriliyormuş. Küçük ama etli midyelerin sosu ise bir harika. İnsan kaşıklamaya doyamıyor. Yemeğin üstüne kimimiz sakızlı muhallebi, kimimiz yanında dondurma ve şeftali sosuyla sunulan fırında acı bademli şeftali yedik. İki şişe şarabın açıldığı beş kişilik masada kişi başı yaklaşık 120 TL hesap ödedik. Evet, ucuz değildi. Ama yemeklerin kalitesi, servis ve ambiyans göz önünde tutulduğunda ödediğimiz hesap, bizi rahatsız etmedi. Tıklım tıklım dolu olan restorandaki diğer müşteriler de rahatsız olmuşa benzemiyordu.

Beğendiklerim:
Çeşme yarımadasının en güzel manzaralı noktasında, lüks yatları ve görkemli Çeşme Kalesi'ni seyrederek yemek yenilebilecek nefis bir restoran. Yemekleri başarılı, servis personeli işinin ehli.

Beğenmediklerim:
Şarap çeşitleri konusunda daha fazla marka seçeneği olmasını yeğlerdim. Ayrıca dana pirzolanın 700 gram civarında servis edileceği müşteriye önceden söylenmeli, yoksa bitirilemiyor.

Mutfak ****
Servis****
Ambians *****

Tuval Marina Restaurant
1016 Sok. 2/21-B Çeşme-İzmir
Tel: (0232) 712 14 44

BİZE ULAŞIN