Türk biniciler Fransa'da yarıştı

Fransa Haras de Jardy'de düzenlenen Avrupa Yıldızlar Gençler ve Genç Yetişkinler Engel Atlama Şampiyonası'na Türkiye'den altı çocuk katıldı. Ekip, sıralamada 12.'liğe yükseldi

At binmek bir tutku. Başlayan ama ömür boyu bitmeyen bir tutku. İnsana, yapmam dediği şeyleri yaptıran, konuşmadan bütünleştiği hayvanla kusursuz uyum sağlatan bir spor. Bunları ben değil, at binenler söylüyor. Bu tanımlamalar ilk bakışta büyük sözler gibi gelse de, at binen ama tutkuyla binen birini görünce, o hissi anlamak mümkün. İki hafta önce, Paris'in batı banliyösündeki Versailles'da, Haras de Jardy'de Avrupa Yıldızlar Gençler ve Genç Yetişkinler Engel Atlama Şampiyonası'nı izleyince, ben de bunun vazgeçilmez bir tutku olduğuna inandım. Ülkemizi yıldızlar kategorisinde temsil eden Adnan Onur, Buse Şamlı, Kerem Armağan, Sude Çankaya, Serra Kısadere ve genç yetişkinlerdeki temsilcimiz Derin Demirsoy'la ailelerinin heyecanı görülmeye değerdi. 12.'liğe yükselen ekip adına heyecanlı olan sadece çocuklar ve aileleri değildi. Türkiye Binicilik Federasyonu Başkanı Armağan Özgörkey de en az onlar kadar heyecanlı ve gururluydu. Özgörkey, tam altı yıldır deyim yerindeyse sadece tutkusu yüzünden insanlara binicilik sporunu anlatmaya, Türkiye'deki gençleri dünyanın en iyileri arasına sokmaya çalışıyor. Özgörkey biniciliğin neredeyse spor dalı olarak bile anılmadığı ülkemizden, şampiyonlar çıkarmaya çalışan bir isim. Özgörkey ile Türkiye ve binicilik üzerine sohbet ettik.

- Neden gençler ve çocuklar öncelikli hedefiniz?
- Bizim bugün büyük takımlarda yarışan arkadaşlarımızın yaş ortalamaları çok büyük. Ortaya koyacağımız bir hedefe varmak için çok ciddi bir bütçe gerekiyor. Halbuki çocuklara bugünden yapılacak yatırım, hem Binicilik Federasyonu'nun bütçesi dahilinde karşılanabilir, hem de çok daha fazla çocuk buna dahil edilebilir. Bu sene Fransa'ya üç hafta boyunca kamp yapmaları için 15 çocuk getirdik. Elbette hepsini yarışlara sokmak mümkün olmadı.

- Dünyada yıldızlar adı altında bir kategori yoktu ama eklendi. Bu da Türkiye Binicilik Federasyonu sayesinde oldu sanırım...
- Evet, yıldızlar kategorisi yoktu. Yetiştiriciliği yapanlar yıldızlar sınıfının olmasını istemiyordu. İki sene üst üste Türkiye'de biz yaptık bunu. Bu klasmanın kalıcığını sağladık. Artık Avrupa'nın neredeyse tüm ülkeleri katılıyor.

- Sizin biniciliği halka indirgemek gibi bir yaklaşımınız var ama pahalı bir spor. Bu yaklaşımınız bana biraz ütopik geldi...
- Bu spor bence pahalı bir spor değil. Tüm sporlar yarışmacı olmak istediğiniz noktada pahalılaşıyor. Geçen yıl önüme bir tenisçi kızın dosyası geldi. Sponsoru olmamı istiyorlardı, üç sene için aradıkları sponsorluk 1.5 milyon avro. Çünkü o çocuğu Avrupa klasmanlarında tenis maçlarına götürmek istiyorsanız, o müsabakalara katılma ücreti çok yüksek. Bir sürü şeyi üst üste koyduğumuz zaman sadece bir raketle yapılan bir spor bile bu kadar pahalıya gelebiliyor. Sportif sonuç isteyince elbette tüm sporlar pahalılaşıyor. Bizim sporu en fazla pahalılaştıran şey, at bölümü elbette. Ama şunun çok iyi algılanması lazım: Bugün at binmek çok pahalı değil. İstanbul'da veya Anadolu'da birçok kulüpte, bir saatlik at binme dersleri 30 liraya bile alınabiliyor.

UZUN SÜRELİ SPONSORLUKLARI SEVİYORUZ
Garanti Masters Özel Bankacılık Müdürü Demet Şermet, farklı bir sponsor profili çiziyor. Sponsoru olduğu İstanbul Binicilik Kulübü'ne dair tüm detaylara ve yarışmacılara hâkim. Neden binicilik sporuna sponsor olduklarını ise şöyle anlatıyor: "Kendimizi bir sporla özdeşleştirmek istedik çünkü uzun süreli sponsorluklardan hoşlanıyoruz. Özel bankacılık yaparken kişilerin en mahrem bilgilerine ulaşıyorsunuz. Yani müşteri ile birebir olabiliyorsunuz. Burada da bir aile gibi konunun içindeyiz. Birebir ilişkiye uygun bir dal. Böyle bir fırsat yaratıldığı için biz de memnunuz. Bu şekilde, bir sosyal sorumluluk projesine dönüşüyor. Sadece, müşteriyle buluşma ya da müşteriyi organizasyonlara davet etmek değil, gelecekte olimpiyatlarda koşacak çocuklara destek olmak istiyoruz."

BİZE ULAŞIN