Bu bienal çocuk işi

İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali, 25 Aralık'a kadar devam ediyor. Bienalin küratörü Leyla Sakpınar, kısa zamanda bu kadar çok projeyle karşılaştığı için şaşkın olduğunu söylüyor

Cuma 11.12.2010
Güncelleme: Cuma 10.12.2010
ABONE OL
Türkiye'de ilk kez bir çocuk ve gençlik bienali gerçekleşiyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında yer alan bienale Türkiye'den 300'e yakın okuldan yaklaşık 2 bin öğrenci katılıyor. Yaşları üç ile 18 arasında değişen öğrenciler yaptıkları eserlerde "Değişiyorum, farkında mısın?" sorusunu yorumluyor. Resim, sepet, silikon, fotoğraf, heykel ve kısa filmlerle düşüncelerini yansıtan öğrencilerin işleri Sanat Limanı (Antrepo 5) ve Tuzla İdris Güllüce Kültür Merkezi'nde sergileniyor. Sanat çalışmalarının yanı sıra çocuklarla gerçekleştirdikleri projelerle de tanınan Leyla Sakpınar ve Maria Sezer, çocuk/sanatçı projesinin küratörleri. Leyla Sakpınar'la bienal hakkında konuşmak üzere Antrepo'da buluştuk.

- Türkiye'de ilk kez bir çocuk bienali yapılıyor. Bu fikir nasıl doğdu?
- Bienal fikri İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı çerçevesinde düşünüldü ve her iki senede bir tekrarlanacak. Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali okullara bir buçuk yıl önce, Milli Eğitim Bakanlığı ve 2010 grubunun işbirliğiyle duyuruldu. Kent genelinde 3 bin okuldaki 3 milyon öğrencinin katılımı hedeflendi. Bu kapsamda öğretmenlere eğitimler verildi. Yaklaşık dört ay içinde 650 proje öğretmenler tarafından hazırlandı ve bugün proje sayısı bin 200 civarında.

- Eserlerin seçimi nasıl yapıldı?
- Temasa geçilen okulların, eserlerini bize 10 Kasım'a kadar göndermeleri gerekiyordu. Eserlerin görselleri bize e-posta yoluyla geldi. Biz de hepsine teker teker baktık. Ancak hepsini koymak mümkün olmadığı için sergileyemediğimiz eserleri de slayt olarak gösteriyoruz. Böylece bize gelen tüm çalışmalar sergilenecek. Bazı okullar yüzlerce iş yolladı ama biz herkese eşit davranmak istedik.

- En çok hangi eserler etkiledi sizi?
- Bu kadar kısa zamanda bu kadar çok işin gelmesi çok ilginçti. Beni en çok etkileyen çalışma, iki çocuk arasındaki telefon görüşmesini konu alan eser oldu. İkisi birbirinden uzak, iki ayrı resim olarak konmuş, resimler de oldukça koyu renklerde. Aralarında geçen konuşmada 'Ne yapıyorsun?' 'Ödevini yaptın mı?' gibi sorular var. Birlikte olmaktansa iletişimlerini sanal yoldan kurmayı tercih ediyorlar. Çok bireyseller. Amerika'da, Avrupa'da bireysellik ne kadar kuvvetlendiyse bizde de maalesef öyle olduğunu görüyoruz.

- Bienalin başlığı neden 'Değişiyorum, Farkında mısın?'
- Bu, aslında bir hayat sorusu. Eminim hepimiz bu soruyu kendimize soruyoruzdur. Bir insanı tanımak çok zor bir şey. Annenizi, babanızı, eşinizi, çocuğunuzu ne kadar tanıyorsunuz? Kendinizi bile tanıyamıyorsunuz. Bence bu konuya dikkat çekmek gerek. Hele ki Türkiye'deki genç nüfus düşünüldüğünde çok önemli boyutlara varıyoruz. Eğitim programı bu konuda çok sınırlı olduğu için çocuklar hep o sınırların içinde kalıyor. Yani çocukların ihtiyaçları ve 'Günümüze yakışan bir eğitim veriliyor mu?' soruları hep aklımızda. Sanatın bu bakımdan çok önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum.

- Bienalin diğer aktiviteleri ne olacak?
- Bienalde her gün çeşitli workshoplar olacak. Bu çalışmaların çoğu Eğitim Gönüllüleri (TEGV) tarafından yapılacak. Katılmak için önceden telefon etmek gerek. Tuzla'daki sanat merkezinde küçük cep sinemaları var ve çocuklardan gelen kısa filmler gösterilecek. O kadar çok film geldi ki, inanamadık. Ayrıca 8-9-10 Aralık'da Reggio Emilia Çocuk Merkezi'nin eğitim seminerleri yer alacak.

Ayrıntılı bilgi için: www.istanbul2010.org