Londra'yı yemekleriyle fethetti

Tokatlı Hüseyin Özer'in Londra'da Sofra'dan sonra Özer adıyla açtığı restoranı, 10 yıldır Türk ve Batı mutfağını en iyi şekilde tanıtıyor. Mönüdeki 109 çeşit yemeğin içinde şiş kebabın tadı ayrı

Geçen hafta Londra'daydım. Türk olduğumu öğrenen şoför, "Bayramda sizinkiler buradaydı," dedi. Türklerin bayramda Londra'nın alışveriş merkezlerini, restoranlarını nasıl doldurduklarını anlattı. Gerçekten Londra, Türklerin yurt dışında kendilerini rahat hissettikleri bir metropol. Siyasi açıdan sorunumuz yok. Ekonomik kriz içindeki İngilizler, eli açık Türk turistlerin kıymetini biliyor. Üstelik yeme içme alanında da çok zengin bir kent. Londra'da mutfağımızı yıllardır kendine özgü başarılı yorumuyla temsil eden bir Türk var; Hüseyin Özer. Aşçı olmadığı halde onun Türk mutfağı yorumları bugün Batı dünyasının birçok ülkesinde taklit ediliyor. Onunla 20 yıl kadar önce sahibi olduğu ve Londra'da sayıları hızla artan Sofra restoranlarının bir şubesini açtığı İstanbul'da tanışmıştım. Bir süre sonra Londra'da, Buckingham Sarayı yakınında, kentin en şık semtlerinden Mayfair'de ilk Sofra restoranında yemek yedim ve o günden beri de Hüseyin Özer'in Türk mutfağı yorumlarının bağımlısı oldum. Bundan 10 yıl önce bir atak daha yaptı Hüseyin Özer. Alışverişin odağı Oxford Street'in uzantısı olan Regent Street'te, o güne dek kimsenin pek uğramadığı bir noktada Özer adıyla yeni bir restoran açtı. İngiltere'nin başarılı tasarım firmalarından birini restoranı dekore etmekle görevlendirdi. Ekip iki hafta İstanbul'da kaldı, kenti gezdi. Dönünce restorana çağdaş bir Türk restoranı havasını verdi. Kapıdan girdiğinizde sağda geniş bir bar yer alıyor. Sol tarafta ise boylu boyunca rengârenk yastıklar atılmış rahat bir sedir uzanıyor. Bu kısmın duvarı, insanın gözünü okşayan bir kırmızı tona boyanmış. İlerlediğinizde restoran bölümüne geçiyorsunuz. Şık, kolalı masa örtüleri ve en modern yemek takımlarının kullanıldığı bu bölümün duvarları ise kırık beyaz tonda. Böylelikle restorana simgesel olarak Türk bayrağının renkleri verilmiş. Mekân, cami kandillerinden esinlenilmiş stilize lambalarla aydınlatılıyor. Hüseyin Özer, Sofra'lardan daha üst düzey bir restoran oluşturmaya özen gösterdiği bu yeni mekânda ağırlığı çağdaş Türk mutfağına verdi. Ancak Batı mutfağında da iddiasını sürdürdü. Geçtiğimiz hafta yemek yediğim Özer'in mönüsündeki çeşitleri saymakta zorlandım. Sonuçta tam 109 çeşit saydım. Genelde restoranlar, kolay kolay bu kadar zengin çeşitle müşterinin karşısına çıkmaya cesaret edemezler. Zira bu kadar yemek, satılmadığı takdirde ziyan olur, restoran büyük zarar eder. Aralarında değişik fiyat gruplarından Kavaklıdere ve Doluca şaraplarının da bulunduğu, önemli bölümü kadehle de servis edilen zengin şarap mönüsü de etkileyiciydi.

PRENS CHARLES'IN ORGANİK YUMURTASI BİLE VAR
Özer' in sabahtan başlayarak müşterileri günün her saatinde çekmeye yönelik ustaca taktikleri var. Sabah 08.00'den öğlene kadar kahvaltı sunuluyor. Kahvaltıda İngiltere'de büyük sükse yapan, Prens Charles'ın üzeri armalı organik yumurtaları kullanılıyor. Gerek öğlen, gerekse akşam yemekleri ve ara saatler için farklı set mönüler düşünülmüş. Öğlen 12 çeşit meze, (bizim paramızla) 29 TL, akşam ise yine aynı mönü 35 TL. Alakart listesinde de değişik olanaklar sunulmuş. Örneğin tek bir tabak içinde azar azar altı çeşit sıcak ve soğuk meze ısmarlanabiliyor (15 TL). Yanında bir kadeh şarap (9 TL) ya da Hüseyin Özer'in yabancılar Türk rakısını tanısın diye fiyatını maliyetinin altında tuttuğu bir kadeh rakı eşliğinde çok lezzetli Türk mezelerini atıştırmak mümkün (1 duble Yeni Rakı 7 TL). Yıllar önce Sofra restoranda yediğim şiş kebabın tadını unutamamıştım. Bu kez Özer'de tekrar ısmarladım. Bütün suyu içinde kalmış bu lokum gibi etin lezzetini tarif edemem. Birlikte yemek yediğimiz bir İngiliz çiftlik sahibi, bunca yıldır kuzu etiyle haşır neşir olduğu halde bu kadar iyi ızgara yapamadığını itiraf etti.

ETİN LEZZETİ HARİKA
Kuşkusuz 109 çeşit yemek içinde sadece Türk yemekleri yok. Batı mutfağının önemli spesiyaliteleri de mevcut. Örneğin, İngiltere'deki ünlü Nobu adlı restoranın dünyaya lanse ettiği miso sos içinde marine edilmiş siyah cod balığının tarifi, bizzat Nobu tarafından Özer'e verilmiş. Nobu'ya gitmedim, ama bugüne kadar yediğim siyah cod yemekleri içinde en mükemmeliydi. Yanında çok değerli olduğunu bildiğim zencefil filizi turşusuyla sunulmuştu. Özer, Türk mutfağının yurtdışındaki amiral gemisi. Kardeşleri diyebileceğim Sofra restoranlarıyla Türk konukseverliğini Londra'da başarıyla yaşatıyor. Fiyatlar ise Türkiye'deki sıradan lokantaların düzeyinde. Bu nedenle günün her saati dolu, sürekli müdavimleri var; her gün de gelseler, 109 çeşit mönü içinden hep yeni tatlar bulabiliyorlar. Tokat'ta bulaşıkçılıkla mesleğe başlayan, bugünse yaptığı anlaşma sonucu Londra'nın Middlesex Üniversitesi turizm öğrencilerini restoranlarında eğitmeye hazırlanan Hüseyin Özer sizi en iyi şekilde ağırlayacaktır. Hatta yabancı tanıdıklarınızı da götürün; onlar da Türk yemekleri nasıl olurmuş görsünler.

Beğendiklerim:
Londra'da Türk mutfağının klasikleşmiş kalesi. Hüseyin Özer'in bugün birçok ülkede kopya edilen kendine özgü yemek yorumları ağzının tadını bilen İngilizleri fethetmiş durumda. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın.

Beğenmediklerim:
Ne yazık ki Hüseyin Özer'in Türkiye'deki şubelerinde kalite, Londra'dakilerin düzeyine ulaşmadı ve kapandı. Bunda Londra'da daha kaliteli malzemeler bulunabilmesinin yanı sıra Özer'in orada işin başında oluşunun da payı var.

Mutfak *****
Servis*****
Ambians ****

Özer Restaurant & Bar
Oxford Circus, 5 Langham Place, Regent Street'in kuzeyi, Londra
Tel: +44 020 7323 0505

BUGÜN NELER OLDU