A'dan Z'ye Mehmet Akif

Ölümünün 75. yılı ve İstiklal Marşı'nın kabulünün 90. yılı olması nedeniyle 2011, Mehmet Akif Ersoy yılı ilan edildi. Yıl içerisinde onunla ilgili pek çok etkinlik düzenlendi. Yılın son günü Akif'i, A'dan Z'ye konuk ederek 2011'i onunla kapatmak istedik

AKİF: Şaire babası Tahir Efendi, ikinci isim olarak Ragif'i uygun görür. Fakat ev halkı ile mahalleli, şaire Ragif yerine Akif demeyi tercih eder. Mehmet Akif, bu konuda "İşte bu suretle adım Mehmet, mahlasım da Akif kalmıştır," diyecektir.

BELGELERLE TÜRK TARİHİ DERGİSİ:
Türk Araştırmalar ve Dokümantasyon Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı'nın yayımladığı, Belgelerle Türk Tarihi dergisinin Aralık 1986 sayısında, Mehmet Akif ile ilgili 'Vatan Şairimiz Mehmet Akif Ersoy' başlıklı bir yazı yayımlanır. Yazıyı kaleme alan isim, dönemin başbakanı Turgut Özal'dır. Özal, Akif'in vefatının 50. Yılı vesilesi ile bu yazıyı yazmış ve şairin 'büyüklüğünü' anlatmıştır.

CEPHE:
Kurtuluş Savaşı yıllarında şairin şiirlerinin yer aldığı Sebilürreşad dergisi ve vaazları askerlerin motivasyonunu artırmak için cephelerde dağıtılmıştır. En ünlüsü ise halkın Milli Mücadele'yi desteklemesi gerektiğine dair, 1920 yılının kasım ayında Kastamonu'daki Nasrullah Camisi'nde verdiği ateşli vaazdır. Diyarbakır'da bir matbaada basılan bu vaaz cephelere gönderilir.

ÇANAKKALE DESTANI: Mehmet Akif'in en önemli ve çok bilinen şiirlerinden biri... Çanakkale Savaşları'nı büyük bir sabır ve üzüntü ile takip eden Akif, savaşın zaferle sonuçlandığını Arabistan'da öğrenince, büyük bir coşku ile bu şiiri kaleme alır.

DARÜL-HİKMET'ÜL İSLAMİYE:
1918'de Mehmet Akif'in başkatipliğine atandığı Şeyhülislamlığa bağlı kurum. Üyeleri arasında Ahmet Cevdet, Mustafa Sabri, Bediüzzaman Said Nursi'nin bulunduğu kurulda Akif, 16 Mayıs 1920'ye kadar görev yapar.

EŞREF EDİP:
Mehmet Akif'in baş muharrirliğini yaptığı ve şiirlerinin yayımlandığı Sebilürreşâd adlı derginin sahibi ve şairin yakın arkadaşı. Dergi, 1908'den başlayarak 1966'ya kadar çeşitli aralarla 58 yıl yayımlandı. Eşref Edip'in, İstiklal Mahkemesi'nde isyana teşvik suçlamasıyla idamla yargılanmasının Akif'i çok üzdüğü bilinir.

FEYZ-İ REBİYE BAK:
Şairin Ispartalı Hakkı'ya 1900 yılında gönderdiği mektupta bu dizeyle başlayan isimsiz bir şiiri yer alır. Şiirin elle yazılmış nüshası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kişisel arşivinde bulunmaktadır.

GEZİ:
Mehmet Akif, biraz da zorunluluktan dolayı hayatı boyuncu gezmek, seyahat etmek durumunda kalır. Edirne, Şam, Halep, Adana, Kastamonu, Ankara, Necip, Medine, Lübnan, Almanya ve tabii Mısır gittiği şehir ve ülkelerdir.

HERSEKLİ HOCA KADRİ EFENDİ:
Mehmet Akif'in öğretim hayatında onu en çok etkileyen Türkçe öğretmeni. Akif, dönemin 'hürriyetperver' aydınlarından olan Hersekli Hoca Kadri Efendi'nin kişiliğine ve düşüncelerine çok saygı duyduğunu söyleşilerinde anlatır.

İSTİKLAL MARŞI: Türkiye'nin, Mehmet Akif tarafından yazılan milli marşı ve şairin en bilinen şiiri. Milli Mücadele yıllarında, Maarif Vekaleti tarafından açılan yarışmaya Akif, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı ile katılmış ve şiiri birinci seçilmiştir. 12 Mart 1921'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da ülkenin milli marşı olarak kabul edilmiştir.

KUR'AN TEFSİRİ:
1926'da, Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an-ı Kerim tercümesi ve mealini yazdırmak ister. Tefsiri Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın, tercümeyi de Akif'in yapması istenir. Akif, bu görevlendirmeyi kabul etmek istemese de ısrarlara dayanamaz. Adına meal denmesi ve Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın tefsirinin yanında verilmesi şartıyla teklifi kabul eder. Akif, 1926'da tercüme çalışmasına başlar ve 1929'da çalışmasını bitirir. Ama tercümesinin Kur'an-ı Kerim yerine konulacağından endişe ederek vazgeçer. Aldığı bin lirayı da iade eder.

LİSE:
Mehmet Akif Ersoy'un adı birçok liseye verilmiştir. Sadece İstanbul'da bile beş altı tane Mehmet Akif Ersoy Lisesi'ne rastlamak mümkün. Türkiye'de de Van'dan Aydın'a pek çok ilde liselere, milli şairin adı verilmiştir.

MISIR:
1923'te Abbas Halim Paşa'nın davetiyle Akif, Mısır'a gitti. 1923 ve 1925'te kısa süreliğine yurda dönse de 1925'ten sonra gönüllü sürgüne yine Mısır'a gidecektir. Ölümünden kısa bir süre önce Türkiye'ye dönen Akif, İstanbul'daki son günlerini İstiklal Caddesi'nde bulunan Mısır Apartmanı'nda geçirir.

NAZİF ve NAİM:
Mehmet Akif'in en yakın dostları arasında Süleyman Nazif ile Babanzade Ahmed Naim bulunur. Nazif 1927 yılında vefat ettiği zaman Akif, "Hastalıktan kalkınca yazacağım şiirlerin başında Nazif'e söyleyeceğim mersiye var. O ne erkek adamdı!' diyecektir. 1934'te Ahmed Naim Bey vefat edince ise "Evim barkım yıkıldı, altında kaldım!" diyerek üzüntüsünü belirtecektir. Akif vefat edince bu iki arkadaşının mezarları arasına defnedilir.

OSMAN GAZİ TÜRBESİ:
Yunanlıların Osmanlı'nın ilk başkenti Bursa'yı işgal etmesi ve Osman Gazi Türbesi'ne hakaret edilmesi karşısında Akif sessiz kalamaz. Tepkisini bir hüzün destanı olarak nitelendirilen ünlü Bülbül şiirini yazarak gösterir.

POLİS TAKİBATI:
Akif, İstiklal Mücadelesi'nin önemli simalarından biri olsa da, 1925'te gönüllü sürgün olarak Mısır'a gidecektir. Bu sürgünle ilgili çeşitli spekülasyonlar yapılıyor olsa da Fahri Kutluay, Sebilürreşad'da yayımlanan bir yazısında, Akif'in polis takibatına uğramış olmasının verdiği dayanılmaz 'ruhi sıkıntı' nedeniyle sürgüne gittiğini yazar.

RUH VE KARAKTER KAHRAMANI:
Mehmet Akif hakkında kitapları olan Nurettin Topçu, şairi ruh ve karakter kahramanı olarak nitelendirir. Bu nitelendirme çeşitli yazılarda da referans olarak alınır.
SAFAHAT:
Şairin, 1911 yılında yayımlanan ilk şiir kitabının adı. Safahat, şairin yedi şiir kitabının; Safahat (1911), Süleymaniye Kürsüsünde (1912), Hakkın Sesleri (1913), FatihKürsüsünde (1914), Hatıralar (1917), Asım (1924), Gölgeler (1933); toplu şiir kitabına da adını verir. İstiklal Marşı sonrasında şairle ilgili ilk akla gelen kitap adıdır.

ŞERİF MUHİDDİN TARGAN: Şairin yakın dostlarından. Son Mekke Emiri Şerifi Ali Haydar Paşa'nın oğlu olan ud virtüözü Targan'ı, Âkif, 'Şarkın yegâne dahi-i sanatı' olarak anar. Akif, dostu için 'Şarka Davet' adlı bir şiir de yazmıştır. Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi'ndeki Mehmet Akif ile ilgili sergide, Targan imzalı bir yağlı boya portre tablosu ilk defa sergilenmeye başladı. Yeni ortaya çıkan tablo, şairin torunlarından Seyhan Akçor'un koleksiyonunda bulunuyordu.

TACEDDİN DERGAHI:
Mehmet Akif Ersoy'un Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da yaşarken ikamet ettiği ev. Akif, İstiklal Marşı dahil pek çok şiirini bu evde yazdı. Taceddin Dergahı sonraki yıllarda müzeye dönüştürüldü.

ÜNİVERSİTE TALEBELERİ: Mehmet Akif, 27 Aralık 1936 tarihinde hayatını kaybettiğinde, resmi olarak bir tören düzenlenmez. Lakin cenazesinin Bayezit Camii'nden kalkacağını öğrenen üniversite talebeleri, onu son yolculuğunda yalnız bırakmaz. Birbirinden habersiz binlerce talebe, bir anda camiiye akın eder. Eşref Edip'in anlatımıyla 'Çıplak tahta olarak gelen tabut musalla taşında al sancaklarla, Kabe örtüleri ile donatılır. Akif'in cenazesi Edirnekapı Mezarlığı'na gömülür. Mezarı iki yıl sonra, üniversiteli talebeler tarafından yaptırılır. 1960'ta yol inşaatı nedeniyle kabri Edirnekapı Şehitliği'ne nakledilir.

VEFA:
Mehmet Akif, Mısır'da yaşadığı yıllarda Kahire Üniversitesi'nde Türkçe derslerini başlatır. Kahire Üniversitesi de Akif'e vefasını Edebiyat Fakültesi'nin bir dershanesine 2006'da Mehmet Akif'in adı vererek gösterir. Hatta 2010'da Mehmet Akif'le ilgili uluslararası bir sempozyum düzenler.

YÜZ TÜRK LİRASI:
80'li yıllarda basılan, bir yüzünde Mehmet Akif Ersoy'un potresinin yer aldığı kağıt banknot. Şairin portresi pek çok pula da basılmıştır.

BUGÜN NELER OLDU