Oğullarımla Amerika'ya yerleşeceğim

Kadına yönelik şiddet, töre gibi temalardan sonra şimdi de enerji tasarrufuyla ilgili bir fotoğraf sergisi hazırlayan Bennu Gerede, aşk, evlilik, aldatılma konularını şimdilik rafa kaldırmış. Ocak ayında Peru'ya gidip, ruhsal bir arınma yaşamaya hazırlanan Gerede, çocuklarıyla da ABD'ye yerleşmeye kararlı

"41 yaşıma, altın çağıma giriyorum. Bundan sonra pozitif enerjimi kendime ve çocuklarıma harcayacağım. İstanbul hayatı, insan ilişkileri beni fazlasıyla yordu," diyor yeni yılla ilgili hedeflerinden bahsederken... 40'lı yaşlara değil, 20'li yaşlara girer gibi bir enerji var üstünde. Onu tanımayan birinin Bennu Gerede'nin dört oğlan annesi olduğunu tahmin etmesi imkansız. Sıfır beden gibi ama sağlıklı, saçında tek tel beyaz olmadığı gibi boya da yok, gözleri aydınlık... Gerede'nin, Blue Safe Mavi Kale ürünü için çektiği enerji tasarrufu, doğa temalı fotoğraf sergisinin tanıtımı, 18 Ocak 2012'de İKSV'de yapılacak. Sergi açıldıktan sonra Peru'ya gidip, içsel yolculuk yapacak olan Gerede, "Evlilik için büyük konuşmamak lazım, ama bir süre aşk yok," diyor.
- Sizin için 'yaşlanmayan kadın' diyenler var. Ama ben sizde 40 yaşında, içindeki çocukla diyaloğu kesmemiş, özgür ruhunu koruyan birini görüyorum. Annelik, içinizdeki çocuğu nasıl etkiledi?
- İçimdeki çocuk da yaşadıklarıyla hâlâ hayattan, en iyi arkadaşım çocuklarımdan bir şeyler öğrenmeyi sürdürüyor. Etrafınızda çocuklarınız öğrenirken siz de öğreniyorsunuz. Hayat, 'Nasıl daha iyi bir insan olabilirim, başkalarına nasıl daha fazla yardımcı olunabilir, hayatı nasıl daha çok keşfedebilir, nasıl daha fazla kendini tanıyabilir?' diyor ona. Çocuklar, sizin hayatla bağlantı kurmanız için bir araç.
- En iyi arkadaşlarınız çocuklarınız mı gerçekten?
- Evet. Çocukluk arkadaşlarım yanımda değil, ABD'de zaten. Burada da çok az arkadaşım var, onlar da yetiyor bana. Fazlası zaman kaybı. Gerçek dostluk, zor bulunuyor. Galeri açılışlarına, sergilere de hep çocuklarla gidiyorum. Onlar bana kavalyelik yapıyor.

HAYALİ BAHÇELİ BİR EV
- Fotoğraf çekmek, hayatla ilgili düşüncelerinizi anlatmak için bir araçsa, bu yetiyor mu, tamamlıyor mu her şeyi anlatmaya? - Hiçbir şey tamamlamıyor. Yani ne tamamlanmış ki bugüne kadar. İnsanlar hep mükemmeliyet peşinde. Ama çok güzel bir deşarj oluyor tabii.
- Kadına yönelik şiddet, töre cinayetleriyle ilgili fotoğraflarınız çok ses getirdi. Son zamanlarda bu tür olaylar arttı. Yurtdışında sergilendiğinde ne tür yorumlar aldınız?
- Bu devirde dünyada hâlâ böyle olaylar yaşanması görenleri şaşırttı. Yabancılar Türkiye ile ilgili de cahiller ama töre cinayetleri dünyada da artmaya başladı.
- 'Kadın fotoğrafçı' algısı var mı Türkiye'de? Cinsiyetiniz bir dezavantaj oldu mu?
- Hayır, böyle bir ayrım hiç yaşamıyorum. Fotoğraf makinesinin arkasında androjen oluyorum; ne kadın, ne erkek...
- Enerji tasarrufu, yalıtımla ilgili bir sergi hazırlarken nelere öncelik verdiniz?
- Bu, insanlar için sosyal sorumluluk. Tüketici olarak doğayı fazla suistimal ettiğimize inanıyorum. Artık biraz daha bilinçli olup, tasarruf yapmamız gerekiyor. Bu yalıtım sistemi inanılmaz bir konu. Ben bu evi inşa ederken, yıllarca yalıtıma dikkat ettim ama o zaman önceliği sese vermiştim. Bu proje sayesinde binaların dış cephesine de yalıtımın nasıl yapıldığını öğrendim. Çok maliyetli değil, tam tersi birkaç yılda masrafı çıkartıyor. Doğal gaz için yüzde 50 tasarruf oluyor. Bütün bunlar doğayı korumak için önemli detaylar.
- İstanbul'daki günlük hayatta çevreyi korumak adına bir duyarlılık gözlüyor musunuz?
- Hayır, hiç. Kağıtları, şişeleri ayırarak kapının önüne koymaya dikkat ediyorum ama sonra bunların hepsi aynı yere atılıyor yine. Bu kutuları her sokağın başına koyabilseler, sonuç daha iyi olacak.
- Çocuklara çevreyle ilgili en çok neye dikkat etmelerini söylüyorsunuz?
- Elektrik gerekmedikçe kullanılmıyor. Suyu fazla harcamamaya dikkat ediliyor.
- Yazın Sedef Adası'nda çocuklarla domates, salatalık yetiştirir misiniz?
- Tabii. Bir domates bahçemiz vardı. Ama kışın orada yaşamadığımız için bozuluyor. Nane, maydanoz gibi otları da yetiştiriyoruz. Türkiye'de yaşamak zorunda kalırsam da, ABD'ye gidersem de hayalim bahçe içinde yaşamak.
- Gitmeye hazır mısınız?
- Yıllardır istiyorum, ama dört çocukla hareket etmek zor. Ama bu hayalimi en kısa zamanda gerçekleştireceğim. ABD'de, daha entelektüel, sakin bir hayatın olduğu Oregon'da yaşamak istiyorum. Zaten yıllardır herkes şehir hayatının dışına çıkmak, kendi ürettiğin şeyleri farklı bir yöne çekmek istiyor.

DOĞUM YAPMAYA HER ZAMAN AÇIĞIM
- Dört çocukla, yeni bir hayata, sıfırdan başlamak zor gelmiyor mu?
- Hayır. Doğum bir seçim meselesi, çocuk doğuruyorsan, hayatını da onlarla paylaşmak zorundasın. Kendine de zaman ayırman lazım tabii.. İlla 24 saati onlarla geçirmezsin.
- Anneniz Canan Gerede yanınızda olmasa, dört çocuğa cesaret edebilir miydiniz?
- Annem çok yardımcı oldu, herhalde etmezdim. Çünkü çocukları bakıcılara bırakmayı seven biri değilim. En azından üçte kalırdım.
- '40'tan sonra doğum yapmak, kadınları yeniliyor,' denir. Bir çocuk daha yapar mısınız?
- Her zaman doğurmaya açığım. 40'lı yaşlarım, altın çağım olacak (gülüyor)... Hamilelik çok keyifli geçiyor. Bazen mide bulantısı olsa da çok güzel bir enerji hissediyorsunuz. Ruhsal bir güç geliyor üstünüze... Ben hamileliğimin son gününe kadar hep çalıştım.
- Kilo almak da sizi korkutmuyor galiba...
- 30-40 kilo alıyorum ama doğumdan sonra veriyorum. Kilo vermek de enerji meselesi... Pozitif olmak da yardımcı oluyor. Zaten depresyona girmek gibi bir lüksüm yok. Çocuklar var, sana bakıyorlar. Beni kırdıkları zaman ağlayıp, zırlarım ama biri hemen gelir, özür diler, biri gelir öper. Onların varlığı beni güçlü yapıyor.