Sanatıyla hayata dokunuyor

Pandomim sanatçısı İlker Kılıçer, toplumsal sorunlara dikkat çekmek için dört yılda 100'e yakın eylemde sahne aldı. Kılıçer, ücret almadan yaptığı gösterilerle çocuklara ve çevrecilere destek oluyor

O, ailesiyle birlikte İzmir'de yaşayan 1979 doğumlu bir pandomim sanatçısı... Sanata olan yeteneğini keşfedince, 2001 yılında tiyatroya başlamış. Ankara, İzmir ve İstanbul gibi büyük şehirlerin çeşitli kültür merkezlerinde, tek kişilik oyunlarıyla sahneye adım atmış. Kılıçer, şiir ve öykü uyarlamaları da yazdığı bu altı senelik sahne yaşamının ardından, 2007 yılında Fransız pandomim sanatçısı Marcel Marceau'nun hayatını kaybetmesiyle birlikte sanat kariyerinde yeni bir sayfa açmaya karar vermiş. Pandomim sanatına, Marceau hakkında araştırmalar yaparak ve usta sanatçının videolarından etkilenerek başlayan Kılıçer, aynanın karşısında kendi kendinin öğretmeni olarak üç aylık yoğun bir çalışma süreci geçirmiş. Ardından ilk oyununu sahneye koymuş. 'Sanatın kalbi sokakta atar' sloganıyla pandomim sanatına başlayan Kılıçer, halen tek kişilik gösteriler yapmayı sürdürüyor. Ama onu farklılaştıran başka özellikleri de var. Toplumsal olaylara son derece duyarlı olan sanatçı, 4 yılda 100'ün üzerinde eylemde sahne aldı. Hedefinin duyarlılık yaratmak olduğunu söyleyen Kılıçer, son olarak aralık ayında sokak çocuklarının ŞEFKAT-DER ile birlikte gerçekleştirdikleri eylemle İstanbul'a da geldi.

YENİ YILA VAN'DA GİRECEK
Kılıçer şehir şehir geziyor, gündemi kaçırmıyor ama önceliğinin güldürmek değil düşündürmek olduğunu söylüyor. Bu nedenle, bir vatandaş olarak rahatsız olduğu konuları oyunlaştırıyor. İnsanlığa faydalı olabileceğine inandığı yapıcı oyunlar ile hayata dokunan mesajlar veriyor. Kılıçer lise mezunu, çok yıldızlı hayalleri yok ve gösterilerinde daima bir yaşanmışlık var. Çevre ve insanlık üzerine gerçekleştirilen eylemleri takip ediyor ve eylemlerin sonunda tek kişilik gösterileri ile sivil toplum kuruluşlarına katkıda bulunuyor. Kadın cinayetlerine karşı yürüyüşlerde pandomim yaparak kadınların yaşadığı zorlukların altını çiziyor. Ülkenin herhangi bir bölgesinde bir maden ocağında göçük yaşandığı zaman maden işçilerini anlatıyor. Van doğumlu olan Kılıçer yeni yıla da Van'da, depremzede hemşerilerine gösteriler düzenleyerek adım atacak.

GÖSTERİSİ GERÇEK SANILDI
Eylemlerde sergilediği pandomim gösterilerinden hiçbir gelir elde etmeyen Kılıçer, bir döneme damgasını vuran 'Görünmez Tiyatro' akımını da uyguluyor. Kendisine bir rol arkadaşı bularak, çevresindeki insanları seyirci-oyuncu haline sokuyor. Kılıçer 'Görünmez Tiyatro' icra ederken yaşadığı ilginç bir olayı şöyle anlatıyor: "Bir gün İzmir'de beni tanıyan bir sanatsever ile karşılaştım. 'Gel birlikte bir Görünmez Tiyatro oynayalım' dedim. Çantasını alıp kaçacağımı, kendisinin de çığlık atması gerektiğini söyledim. Oyunu fazla ciddiye alınca, 20-25 kişinin beni kovaladığını gördüm. 50 metre koştuktan sonra yakalandım ve saldırıya uğradım. Sonra durumu izah ettik. Polis ifade vermemiz gerektiğini söyledi. Biraz tepki çeksek de, insanların gösterdiği kahramanlık beni çok etkiledi."

SEYİRCİLER OYUNCU OLUYOR
Brezilyalı eğitimci Paulo Freire'nin 'Ezilenlerin Pedagojisi' kuramından yola çıkan tiyatro yönetmeni Augusto Boal, 1960'larda 'Ezilenlerin Tiyatrosu' adlı bir tiyatro kuramı geliştirdi. 'Görünmez Tiyatro' da, 'Ezilenlerin Tiyatrosu'nun üç farklı yönteminden bir tanesi olarak biliniyor. Bu tiyatro türünde, sokaktaki izleyiciler aktif olarak oyunun içine dahil ediliyor. Kamusal alanda gerçekleştirilen bu türde, oyuncular önceden belirlenmiş bir konu üzerine seyircileri kendilerine katılmaları için kışkırtıyor. Böylece seyircioyuncular, bir tiyatro eyleminin içinde olduklarını fark etmeksizin oyuna dahil oluyor ve oyuna farklı bir dinamizm katıyor. Oyuncular, seyirci-oyuncuları inandırmak ve kurgusal kökeninden habersiz oldukları bir oyunun içine çekebilmek için rollerini gerçek hayattan farksız şekilde icra ediyor.

BUGÜN NELER OLDU