Çocuklara mevsiminde sebze meyve yemeyi öğretiyorlar

Türkiye'de faaliyet gösteren slow food birliklerinden biri olan Yağmur Böreği'nin kurucusu, gastronomi ve seyahat yazarı Ayfer Yavi'nin Olcay Bingöl ve Tangör Tan ile birlikte başlattığı 'Tohumdan Sofraya' projesi, üç yılda binlerce okul öncesi ve ilköğretim öğrencisine ulaştı. Tohumdan Sofraya, çocukların yiyecekle ilişki içinde bulundukları her yerde daha fazla sebze ve meyve tüketmelerini sağlamaya odaklanmış bir eğitim programı. Şehir hayatında bağ, bahçeden uzak, apartman içinde büyüdükleri için kerevizle ananası ayırt edemeyen, elmanın ağaçta yetiştiğini bilmeyen çocukları bilinçlendirmeye yönelik bu eğitim girişimi, okuma yazma öğretmek kadar anlamlı. Tohumdan Sofraya dört aşamalı bir eğitim projesi: Sınıf içi eğitim, tadım ve mutfak atölyesi, okul bahçelerinin kurumu, okul kantinlerinin iyileştirilmesini içeriyor. Oyunlar ve görsel anlatımlarla zenginleştirilen programın, hem çocuklar hem de ebeveynleri için, bilgilendirici, ufuk açıçı, eğlenceli ve kalıcı etkisi var. Çekül Vakfı, Beşiktaş Belediyesi işbirliğiyle yürütülen projeyle birebir eğitimlerle üç yılda dört okulda 1500 çocuğa ulaşıldı. Ayfer Yavi bu çalışmanın yakında kitap halinde yayımlanacağını söylüyor: "Proje çocukların anlayacağı bir dilde yazılıp, resimlenerek bir kitap halinde yayımlanacak. Çocukların şu anda ne yedikleri ve sağlıklı bir beslenme için ne yemeleri gerektiğiyle ilgili onları düşünmeye yönlendirip, sonunda da kendi beslenme tarzlarını geliştirmeleri istiyoruz. Zira çocukların yapay tatlandırıcılı, katkılı, paketli gıda ürünleri tüketmeleri nedeniyle, tat alma duygularında eksiklikleri var. Gıdaların tohumdan başlayıp soframıza gelene kadar geçirdiği süreci, sebze ve meyveleri koklatıp, tattırarak, nasıl yetiştirildiğini anlatıp, alışverişte ya da yerken daha bilinçli olmalarında farkındalık yaratılmasına çalışıyoruz. Sınıfın yarısı taze soğan ile pırasa arasındaki ayrımı bilemiyor, kerevize ananas diyen, narenciye deyince havuç anlayan çocuklarla karşılaştık. Ananas bu ülkenin meyvesi değil, ama onu yerel meyvelerden daha iyi tanıyorlar. Haklılar, çünkü marketlerde her mevsim çilek, domates varsa,s bunun mevsimsel ayrımına nasıl varabilirler? Burada ciddi sorun var, farkındalıkları gelişen çocuklar gelecekte de kendi çocuklarına bunu aşılayacak. Amacımız projenin Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına girebilmesini sağlamak."

GÜNEY AFRİKALI ÇEVRECİDEN TÜR KİYE'YE MESAJ VAR
Greenpeace Uluslararası Direktörü Kumi Naidoo, geçen hafta ilk kez Türkiye'yi ziyaret etti. Naidoo'nun yaşamı bir mücadele örneği; 15 yaşında Güney Afrika Cumhuriyeti'nde Apartheid rejiminde yaşanan vahşetin içindeyken sosyal adalet, insan hakları ve yoksullukla mücadele ettiği için sürgüne gönderilir, ama yılmaz. Ülkesindeki değişimin tanığı olur. Greenpeace Türkiye Ofisi'ne de ilk kez gelen Niadoo, şimdi de çevre için aynı inançla mücadeye ediyor. Naidoo'nun bize de bir mesajı var. Türkiye'nin enerji politikalarında kömür, petrol ve nükleer gibi enerjilere yönelmek yerine, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerjilere yatırım yaparak, yalnızca Akdeniz ve Ortadoğu coğrafyasına değil, tüm dünyaya örnek bir ülke olabileceğini hatırlatıyor. İnsanlığın karşısındaki en büyük tehlikenin iklim değişikliği olduğunu söyleyen Naidoo; "Çünkü iklim değişikliği, çok ciddi sosyal felaketleri de tetikleyecek. Yavaş yavaş gördüğümüz seller, açlık, kuraklık gibi felaketler beraberinde savaşları da getirecek. İklim değişikliğiyle sosyal adalet arasında bir bağlantı var," diyor.

Yaşamın dönüşümüne rehberlik yaptı
Türkiye'de ekolojik yaşamın öncülerinden, Buğday hareketinin kurucusu Victor Ananias'ın makalelerinden oluşan Yaşam Dönüşümdür adlı kitap, Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Geçtiğimiz yıl mart ayında aramızdan ayrılan Ananias'ın kitabı, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği'ndeki arkadaşları tarafından yayıma hazırlandı. Kitapta Ananias'ın kendi kaleminden yaşam öyküsü; yeni ekonomiden doğa dostu yaşama, anı yaşamaktan ölüme kadar yaşamın hemen her alanında makaleleri, el yazısıyla yazdığı yazıları, çizimleri, fotoğrafları ve hakkında yazılanlar yer alıyor. Ananias, kitabın önsözünde felsefesini şöyle açıklıyor: "... Kendini gerçekten iyi hissetmenin, sağlıklı olmanın, iletişim kurmanın, gelişmenin, topluma faydalı olmanın ve birçok aradığımız meziyetin en etkin aracı hizmet etmek. Buğday Derneği'nin 'yaşam dönüşümdür' sloganı doğru, sevdiğim bir ifade, tamamlayıcısı da 'Dönüşüm, hizmet ile şekillenir,' olabilirmiş."

BİZE ULAŞIN