Daha olgun bir maNga

maNga yeni albümü e-akustik'le daha olgun bir kitleye hitap ediyor. Eski şarkılarını yeni formlara soktukları çalışmada, grup farklı deneylere girişmiş

Arnavutköy'deki taşoda'dan içeri adımınızı attığınızda gözünüze çarpan ilk şey, bu iki odalı küçük stüdyonun dökülen duvarları. Burası maNga büyüklüğünde bir topluluğun kayıt yaptığını hayal edebileceğiniz bir yer değil. Eurovision'da Türkiye'ye ikincilik getiren, albümleri yüz binlerce satan maNga'nın yeni albümü e-akustik'i burada kaydettiğini duyunca önce şaşırıyorsunuz. Çünkü kariyerlerinde bulundukları yerin görkemini taşoda yansıtmıyor. maNga üyeleri burada yakaladıkları sesi çok seviyormuş, gerekçe o. İsteseler en 'steril' ortamda kayıt yapabilecekleri de aşikar. e-akustik'in yayınlanmasına günler kala, albümü yapımcılarından Selim Serezli ve kayıttan sorumlu Arda Ertem ile dinlemeye başlıyoruz.

ALBÜMDE YILDIZ TİLBE DE VAR
Adının aksine, e-akustik alışıldık akustik albümleri anımsatan bir yapıya sahip değil. Bu daha çok maNga'nın eski şarkılarını yeni formlara sokma girişimi. Sıradan bir akustik albüm gibi tüm şarkılar sadece 'elektro gitarsız, bassız' çalınmamış yani. Bu projede maNga, gitarist prodüktörleri Yağmur Sarıgül'ün liderliğinde daha da özgürleşmiş. Müziklerini seven o genç kitlenin ötesine geçen, daha olgun bir karakter sergilemiş. Albümdeki dokuz eski, üç yeni şarkıda da bunu hissediyorsunuz. maNga'nın geçmişiyle özdeşlemeyen bu farklı duruş, birçok öğeyi içinde barındırıyor. Daha albüm kapağından itibaren bir konseptin düşünüldüğü ve oturtulduğu açık. Charles Richards'ın İstanbul'un beş farklı lunaparkında çektiği, siyah beyaz fotoğraflar var albüm kitapçığında. Tıpkı bu lunaparklardaki çeşitlilik gibi maNga'nın albümü de bir karmaşa barındırıyor. Alaturka öğeler de, batı geleneğine yakın duran viyola, keman gibi enstrümanlar da çift yönlü bir oryantalizmle işlenmiş. Ama bu çok yönlülük, tıpkı kitapçıktaki tüm fotoğrafların siyah beyaz oluşu gibi, bir düzen de barındırıyor. Bu, diğerlerine oranla çok daha sakin ve duygusal bir maNga albümü. Tüm şarkılar da özellikle bu iki nitelikten nasiplenmiş. Ama üç yeni şarkıdan biri, maNga'nın kariyerinde sıra dışı bir yerde duruyor. Yıldız Tilbe'yle kaydettikleri Hani Biz. Gariptir, müzikal kimliği bir yana, Yıldız Tilbe aslında Türkiye'nin rock'n roll kadınlardan biri. İlginç bir duruşu var, ki bu başka bir yazının konusu. maNga'da o bilindik müzikal anlayışını da bir kenara bıraktığı için, yaptığı vokal sakil durmamış. Grup üyeleri Hani Biz üzerinde çalışırken, işin başında Yıldız Tilbe yokmuş. Ama bir kadın vokal eklemek istediklerinde özellikle onu tercih etmişler. Hatta sonrasında Tilbe de şarkının sözlerinde maNga vokalisti Ferman Akgül'e hayli yardımcı olmuş. Nezih Ünen'in de eski stüdyosu olan o küçük taşoda'da, bir gecede halletmişler işi. Egosunu da bir kenara bırakan Yıldız Tilbe, maNga şarkının altında yazar olarak onun adını da geçirmek isteyince: "Ne gerek var, ben konuğunuzum," diye bu isteği bir jest yaparak kabul etmemiş. Rockçılarda "Çaldın, çırptın," kavgasına çok alışığız. Demek Yıldız Tilbe gibi bazı fantazi müzikciler, kim yazmış etmişi çok da kafaya takmıyor.

DENEYLERİ BİRAZ ABARTMIŞLAR
Bir diğer yeni şarkının hikayesi de çok güzel. Ben Bir Palyaçoyum'u Beyhan Murphy'nin Şehir-Orman oyunu için bestelemiş maNga. Aylardır da (Devlet Opera Balesi desteği ile süren) bu oyunda şarkı çalınıyormuş. Bana göre albümde orijinalinden de güzel olan bir çalışmaysa We Could be the Same. Oyunu maNga'dan yana kullanmayanlar dahi -ki ben bunların arasındaydım- bu şarkıyla yumuşayabilirler. Şüphesiz maNga hayranları e-akustik'e fazlasıyla ilgi gösterecektir. Ama bu çalışmanın maNga'yla daha önce pek de sevişmeyenlerin gönlünü çalması da muhtemel. Ama küçük bir eleştiri yapmadan da geçemeyeceğim. maNga üyeleri bu albümde 'tamamen' istediklerini yaptıklarını söylüyor. O açıdan bir sorun yok. Ama bazı yerlerde giriştikleri deneyleri -sankiçok abartmışlar. Kendinizi o karmaşanın içinde kaybolmuş hissettiğiniz anlar var albümde. Herhalde bu da 'istediğini' çok fazla yapabilmekle alakalı. Prodüktörün de grup üyelerinden birisi olması bu albümde maNga için hem iyi hem de kötü olmuş. Özgürlükte sınır tanımamışlar. Ama iş kötüye gittiğinde de onlara dışarıdan bakıp "Dur," diyebilen kimse de olmamış. Yine de, bu 'ara' albümde bizlere farklı bir yönlerini göstermeleri çok hoş olmuş.

BİZE ULAŞIN