Diziler yurtdışına açılıyor ama oyuncunun cebine 1 lira girmiyor

Dizilerimizin Ortadoğu ve Balkanlar'da satılması, rağbet görmesi, o ülkelerdeki seyircinin bizim oyuncularımız için çıldırması konusuna daha önce değinmiştim. Ama o konuya değinirken işin ekonomisini ihmal etmişim. Bu dizilerin Ortadoğu ve Balkanlar'a hayrına verilmediği malum. Açıkçası 'erkeğe maaşı, kadına yaşı sorulmaz' felsefesinde olduğum için, kimsenin kazandığıyla ilgilenmiyordum. Zaten ortada ilgilenebileceğim bir rakam da yokmuş. Biraz daha açık konuşayım: Yapımcı bu işten para kazanırken, oyuncunun cebine giren koskoca bir sıfırmış! Bunu ilk duyduğumda, ki bunu da bir oyuncudan duydum, inanamadım. Ezel, Yaprak Dökümü, Binbir Gece gibi dizilerin yıldızlarının bu işten tek kuruş kazanamadıkları gerçeğini algılamam biraz uzun sürdü. Konuyu derinlemesine irdeleyince, bu işten sadece yapımcının ve dizinin müziklerini yazan kişinin para kazanabildiğini öğrendim. İlerleyen sayfalarda Tolga Karel'le söyleşimi okuyacaksınız. Ona da sordum, "Yaprak Dökümü onlarca ülkeye satıldı, kaç lira kazandınız?" diye. "Hiç!" dedi. Hatta Karel müzikle ilgilendiği dönemde Ebru Gündeş'e sattığı bestelerden hâlâ telif aldığını ama Balkanlar'ı salladığı halde, diziden tek kuruş alamadığını söyledi. Eğer yapımcıya sözünü geçirebilen ya da yapımcı için vazgeçilmez bir oyuncuysan, sözleşmene böyle bir madde ekleyebiliyorsun. Ama bunu kaç kişi yapabilmiştir, emin değilim. Bilinen ve sektörde konuşulan bir isim var bu konuda, o da Perran Kutman. Perihan Abla dizisi için yapımcıyla böyle bir sözleşme imzaladığı ve o nedenle dizinin temcit pilavı gibi tekrar tekrar ekrana gelmediği söyleniyor. Sonuçta oyuncular da, dizilerinin gösterildiği ülkelere davet edilip ağırlanıyor ve bunun karşılığında bir ücret alıyorlar ama o dizi üzerinden alamıyorlar.

HAKKIMIZI YURTDIŞINDAKİLER NİYE KORUSUN?
Konuyla ilgili Oyuncular Sendikası'na danıştım. Sendikadan Janset "Kendi ülkemiz bize sahip çıkmıyor ki, yabancılardan bunu bekleyelim," dedi ve aşağıdaki açıklamayı gönderdi:
"Kendi ülkemizde telif alabilmek için sistemi yeni kurduk, elbette yurt dışı ile bağlantılarımız da paralelinde gidiyor. Ancak böyle durumlarda, karşınızdaki örgüt; sizin bugüne kadar ne telif topladığınıza, kendi sanatçınıza ne derece değer verdiğinize, hakların ne kadar korunduğuna bakıp sizinle muhatap oluyor. Ona göre sizi ilgi derecesine koyuyor."
"Bakalım durumumuza; meslek birlikleri yeni kuruldu, almaları gereken yeniden iletim ve telif haklarını toplama yetkisi verilmiş ama uygulanamıyor çünkü yayıncıların hiçbiri bu hakkı vermek istemiyor."
"Her ne kadar buna dair bir yasa olmadığı zannedilse de, yasa var. Kendi sektörel iç politikasını üretememiş ya da üretse de uygulayamayan bir ülkenin telif toplama birliğinin, yurtdışındaki telif hakkını neden alamadığına cevap olabilir."
"Basının oyunculara yaklaşımı, yapımcının oyuncuya yaklaşımı, magazinde kullanılış tarzı, ucuzlatma politikaları... Bizim korumadığımız ve alamadığımız hakkımızı, yurtdışındakiler bize niye hemen versin ki? Onlar da geciktirebildikleri kadar geciktirmeye çalışıyor, tıpkı bizim ülkemizde yapıldığı gibi. Ve bu şekilde geçirilen her gün, sektör için maddi kayıptır."

BİZE ULAŞIN