İmajı var, kendisi yok

Haziran ayında İstanbul'da konser verecek olan Madonna, yeni albümünü yayınladı. Şarkıcının hâlâ zirvede olduğu konuşulsa da, MDNA'i dinlediğinizde işin öyle olmadığını görüyorsunuz

Hayatınızın neredeyse tamamında zirveye oynamak kolay iş değil. Bunu 30 sene gibi hayli uzun bir zamana yaydığınızda, işler iyice zorlaşıyor. 1982'deki, kendi adını taşıyan ilk albümünden bu yana Madonna hep en yukarıda olmaya çalıştı. Tek kanallı TRT döneminde de, Berlin Duvarı hâlâ ayaktayken de, Körfez Savaşı patlak verdiğinde de, İkiz Kuleler yıkıldığında da Madonna zirveye oynuyordu. Hâlâ da öyle yapıyor. Bu çok garip değil mi? Onca yıla, kültürel anlamda yaşanan onca değişikliğe rağmen Madonna aynı yerde duruyor. Ama orada neden durduğunu düşünmek gerekiyor. Hâlâ dünyanın en devasa şovlarını yapıyor olsa da, en çok kazanan kadın sanatçıların arasında bulunsa da; bunları, bugün yaptığı müziğine değil, geçmişine borçlu. Madonna'nın geçmişinde yaptıkları o kadar etkileyiciydi ki bugün ne yapsa kabul görüyor, alkışlanıyor. Gerçek şu ki, Madonna'nın bu 'yeni' müziği aslında günümüzün pop yıldızlarıyla karşılaştırıldığında çok da etkileyici bir şey barındırmıyor. Bugün Lady Gaga, onun işini çok daha hakkını vererek yapıyor. Madonna'nın da artık sahneyi ancak büyük ekibi sayesinde taşıyabildiğini, arkasındaki o muazzam organizasyon olmasa yavaş yavaş devrinin kapanacağını hissedebiliyorsunuz. Madonna'nın yeni bir albüm yayınlaması, onun efsanesini daha da güçlü kılmıyor. Elbette Madonna'yı mumyalayıp bir müzeye koysanız dahi, milyonlarca kişi onu 'izlemeye' gider. Buna itirazım da yok. Bahsettiğim, daha çok sanatsal açıdan yaptıklarıyla ilgili. Bu hafta yayınlanan, 12. albümü MDNA'de de Madonna karşımıza bir felaketle çıkmıyor, ama ortada kutlanacak bir şey de yok.

EN İÇTEN ALBÜMLERİNDEN BİRİ
MDNA'le Madonna zamanında başardıklarına çok da yaklaşmıyor. Konu Madonna olunca standartlar çok yüksek. Bu yüzden ikna olmak da güçleşiyor. İşinin ehli yedi (William Orbit'ten Martin Solveig'e) prodüktörün de bu albüm için çalıştığı düşünülünce; daha nitelikli, vurucu şarkılar beklemek normal. Ama bu günümüz pop standartları içerisinde çok da farklılaşmayan bir albüm. Hani bir Madonna albümünden ziyade, Madonna olmaya çalışan birisinin albümü gibi. Daha çok Madonna'nın kişisel hikayesine odaklanıyor. MDNA'de Madonna'nın biten evliliğinin izleri de açıkça belli oluyor. Guy Ritchie'yle ayrılmasının ardından hazırladığı bu albümdeki şarkıların büyük çoğunluğu, boşanma sonrası üzerine. Bu açından aslında MDNA, Madonna'nın en içten albümlerinden bir tanesi. Yine de bir yerlerde tıkanıp kalıyor. Ne geçmişe ne de ileriye götürmüyor. Fanatik hayranlarını tatmin edecek olsa da, müzikseverler açısında pek de bir şey sunmuyor. Bu satış rekorları kırmasına engel değil elbet. Daha piyasaya çıkmadan, 2 milyon satılan ilk single'ı Give Me All Your Luvin', rekor kırdı bile. Türkiye'de albümü, Avrupa Müzik bastı. Aklınızda olsun, güzel de bir sürpriz hazırlamışlar. 10 adet albümün içinde Madonna'nın İstanbul konserine bilet var. Albüm sizi sevindirmezse, en azından bilet mutlu edebilir. Şanslıysanız tabii...

Ambulans / ZigZag
Bizdeki rock gruplarının bir sorunu var. Nedense büyük çoğunluğu şarkılarında üşüyor, hep yalnızlar, hayata küsüyorlar. Temel düzeyde bir varoluşsal sorunla boğuşuyorlar. Bir süre sonra bu haller gülünç kaçmaya başlıyor. Ambulans üşümeyen bir rock topluluğu. Bu iyi bir şey. İstanbullu topluluk ilk albümleri ZigZag'ı daha yeni yayınladı. Klişelerden uzak durmaları, sığ dertleriyle bizi yoran gruplara benzememeleri onları daha kolay sevebilmenizi sağlıyor. Tamamı kendi besteleri olan şarkılarında yüksek enerjili ve mutlu bir alternatif rock anlayışını benimsemişler. 'Batı' hayranlığını biraz fazlaya kaçırmış olsalar da, üzerlerinde çok da sakil durmamış. Ama keşke birazcık daha özgün olabilselermiş. Şarkıların birçoğunun adresi bariz bir şekilde belli oluyor. Çıkış şarkıları Yangın Var'ın akıcı gitarları ve videosu The Strokes'un 10 sene önceki haline takılıyor. Kaç'ı bestelerken akıllarında bir yerde Kasabian olduğu anlaşılıyor. Kaiser Chiefs'i, Placebo'yu da anımsıyorsunuz Bir 10 sene geç gelmiş ZigZag. Ama yine de ağlak rock'n roll'cularımızdan ziyade onları tercih ederim.

Kafabindünya / Obi
Müzikle haşır neşir olan Beyoğlu müdavimleri Peyote'yi iyi bilir. Türkiye'de alternatif müziğin her halini koşulsuzca destekleyen nadir mekanlardan biridir. Onların sadece konser vermesine değil, albüm yayınlamasına da yardımcı oluyor. Kafabindünya da çok uzun süredir özellikle Peyote'de sahne aldı. Şimdi de ilk albümleri Obi'yi Peyote'nin plak şirketinden yayınladılar. Albüm topluluğun sahneye yansıttığı post-rock çizgisini tamamen koruyor. Kafabindünya'nın bu yeni çalışması onlarla aynı kulvarda yol alan İskoçyalı abileri Mogwai'i aratmıyor. Obi, iniş çıkışlı ruh hali ve duygusal patlamalarıyla müzikal anlamda engin ve farklı bir portre çiziyor. Dilerim ki, bu yeni albüm onların önünü açar ve geniş kitleler müziklerinden keyif almaya başlar.


BİZE ULAŞIN