Yağmurdan korkmamak için acil önlem almalıyız

Hayatımız bilim kurgu filmlerine benzemeye başladı. Yaz yağmurlarından korkar, sıcaklarda yüzde 90'lara varan aşırı nem yüzünden adeta suyun içinde yaşar olduk. Seller, fırtınalar, orman yangınlarının ardı arkası kesilmiyor. Oysa bilinçsizce tüketilen doğal kaynakların geri gelmeyeceği, beklenmedik doğal felaketlere neden olacağı yıllardır biliniyordu. Peki, niye şaşırıyoruz? Bütün bunlara neden olan yine biz değil miyiz? Küresel ısınmayla birlikte bu türden örneklerle artık daha fazla yüzleşmeye hazır olmalıyız. Önlem almadığımız her şeyin sonucuna katlanmak gerekir ama neden önlem alma bilincine ulaşamıyoruz?

SUÇLU İNSAN MI, DOĞA MI?
Mart, nisan aylarında yıllık ortalamalara göre havaların kurak geçmesinin ardından yazın aşırı yağışlar ve sel, felaketlere dönüşmeye başladı. Geçtiğimiz haftalarda Samsun'da yaşanan sel, 10 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Bunun yanı sıra yine Samsun ve Sinop'ta bu seller nedeniyle büyük toprak kaybı yaşandı. TEMA Vakfı, bu olaylardan sonra yaptığı açıklamada, "Bu felaketin nedeni doğa mı, insanlar olarak yapmakta hâlâ ısrar ettiğimiz hatalar mı?" diye sormuştu. TEMA, bu hataları sıralayarak hepimizi acil olarak uyarıyor: "Bu felaketin ardından, dünyanın ve insanlığın bugüne dek karşılaştığı en büyük tehdit olan 'iklim değişikliği'ni bir kez daha tartışmak, insanlık olarak bu konuda hâlâ atmadığımız adımları ortaya koymak ve çok geç olmadan harekete geçilmesi için tüm karar alıcılara ve topluma ısrarla çağrıda bulunmaya devam etmeliyiz. Fosil yakıt kullanımı, arazi kullanım değişiklikleri, ormansızlaşma ve çeşitli sanayi süreçleri gibi insan kaynaklı faaliyetler, atmosferdeki sera gazı miktarının ve buna bağlı olarak küresel sıcaklıkların artmasına neden oluyor. Dünya, şu an 1900'lerin başlarına göre 0,75 C derece, Avrupa ise 0,9 C derece daha sıcak. Küresel sıcaklıklardaki artış, kuraklıkları artırmakta, buharlaşma ve buna bağlı olarak havadaki nem oranını yükseltmekte. Artan nem oranıyla ani yağışlar, sel, hortum gibi aşırı hava olaylarının oranı çoğalıyor. Türkiye iklim değişikliğiyle mücadelede yükümlülüklerini kabul etmeli ve geri dönülemez felaketler yaşanmadan harekete geçmelidir." Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi de iklim değişikliğinin nedeninin insan olduğunu söylüyor: "İklim değişikliği gelecekteki bir olay değil, bugün içinde yaşadığımız ve şiddetini sinsice artıran bir olgu. Nedeni ise insan. İnsan iklim değişikliğine başta kömür ve petrol yakarak, ormanları keserek ve bol girdili yoğun tarım ve hayvancılık yaparak neden oluyor. Barış Önol ve Mikdat Kadıoğlu gibi Türk bilim adamları, iklim değişikliğine bağlı olarak Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere sel olaylarının artacağını yıllardır söylüyor. İklim değişikliğinin sonucu seller, Türkiye özelinde bir sorun da değil. Muson yağmurlarının yol açtığı seller 10 milyon kişiyi Hindistan'da evinden ederken, İngiltere'de en yağışlı yaz rekoru kırılıyor, Çin'de aşırı yağış yüzünden yüzlerce kişi ölüyor."

TÜRKİYE ÖNDERLİK YAPMALI
Özesmi, Türkiye'nin küresel iklim anlaşmasında önderlik yapabileceğini belirtiyor: "Sellerle hayatlarını veya evlerini kaybedenler dışında ülke ekonomisine ağır bir yük biniyor. Örneğin İngiltere'nin 2015'e kadar selden korunmak için ayırdığı bütçe 860 milyon İngiliz sterlini! AB'nin bu yıl için Türkiye'ye yapmayı öngördüğü yardımlar 860,2 milyon avro. Bu, Türkiye'nin bugün ve yarın selle mücadele edecek ekonomik gücünün olmadığını gösteriyor. Peki ne yapmamız gerekiyor? 'Dere veya sel yatağına ev yapmayı,' gibi çok temel ve artık söylenmesinin gerekliliğinin bile acizlik ifadesi olan bir öneri getirmeyeceğim. Bizim artık uluslararası alanda bağlayıcı, adil ve yasal yaptırımları olan bir küresel iklim antlaşmasının Türkiye olarak önderliğini yapmamız gerekiyor. İnsana bağlı iklim terörünün yüzbinlerce insanın hayatına mal olduğunu, günümüzün en büyük şiddeti olduğunu anlamamız gerekli. Başbakan Erdoğan, BM toplantısında bir konuşma yapmış ve iklim değişikliğinin dünyanın en büyük çevre sorunu olduğunu söylemişti. O zaman bu hükümetin, bu yılı 2012 kömür yılı ilan etmek yerine, Türkiye'yi bütün Dünya'ya örnek ve lider yapacak enerji verimliliği, temiz ve tükenmez güneş ve rüzgar enerjisi politikalarını uyguladığını görmek istiyoruz."


BİZE ULAŞIN